Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
TBMM'DE ARAŞTIRMA ÖNERGESİTBMM'DE ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

Tarih: 2010-07-23

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI KONULU ARAŞTIRMA ÖNERGESİ Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş 'Ülkemizdeki özelleştirme uygulamalarındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla' verdiği araştırma önergesinin TBMM’deki görüşmelerinden seçmeler. (Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 4. Yasama Yılı 126. Birleşim 30/Haziran/2010 Çarşamba) Not: Bu Araştırma Önergesi Türk Telekom’dan Ayrılan Personelin Sorunları konulu araştırma önergesinden farklı önergedir. MEHMET SERDAROĞLU (MHP-Kastamonu) - Çok Değerli Başkanım, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi hakkında söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, ülkemizde özelleştirme, altını çizerek ifade ediyorum ki, 1984 yılında, kamuya ait yarım kalmış tesislerin tamamlanması veya yerine yeni bir tesis kurulması amacıyla başlamıştır. Özelleştirme, yönteminden rayiç bedel ve değerine, alıcıların yerli-yabancı olmasından istihdam tartışmalarına, gelirlerin bütçeye yama yapılmasından yolsuzluk ve yandaşlara yok pahasına peşkeş çekildiği iddialarına kadar her zaman güncelliğini korumuştur. Ancak, ülkemizde özelleştirme uygulamaları yeterince incelenmemiştir. Değerli milletvekilleri, uygulanan özelleştirme politikalarının en sakıncalı yönü 'ne pahasına olursa olsun' anlayışıyla hareket edilerek 'Babalar gibi satarım.' mantığıyla keyfî davranılmasındadır. Yerli-yabancı ayrımı iyi yapılmadan, stratejik özelliklerine bakılmadan yapılan özelleştirmeler çok daha büyük sorunları beraberinde getirmiştir. Stratejik tesislerin özellikle yabancılara satışı ise başlı başına bir araştırma konusu olmalıdır. Değerli milletvekilleri, bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarıyla toplam 38,7 milyar dolar gelir elde edilmiştir. Bu rakamın 4,6 milyar doları 85-89 yılları arasında, 3,3 milyar doları 2000-2002 yılları arasında elde edilirken, AKP İktidarı döneminde ise 2003-2010 yılları arasında çok önemli ve stratejik değeri olan tesisleri de içine alan 30,7 milyar dolarlık özelleştirme yapılmıştır. Bu satış rakamı ile övünmektesiniz. Oysa bu rakam sadece Türk Telekom'un olması gereken gerçek değerdir. Değerli milletvekilleri, AKP İktidarının yarattığı sanal gündem maddelerinden fırsat buldukça teğet geçebildiğimiz ekonomi, ülkenin aslında gerçek gündemidir. Ekonomi gündeme geldiğinde, sekiz yıldır tek başına iktidar olan Hükûmet, hâlâ 2002 yılı ve öncesiyle kıyaslamalara devam etmekte, 2002 çukurunda debelenip durmaktadır. Sizin hatanız, 2010'la 2002'nin, 2002'yle ondan önceki yılların arasındaki farkı göremeyişinizdir. Dilinize doladığınız o bakkal dükkânı gibi açılan bankalara biz el koyduk ve Fon'a devrettik ve bunun maliyeti 20 milyar dolardır. Siz ise bu bankaları, Telekom satışında olduğu gibi, değerinin çok altında, 17-18 milyar dolara sattınız. Aslında olması gereken değer bunun iki katıdır ve tahsil ettiğiniz paranın akıbeti de maalesef belli değildir. Buradan samimiyetle ifade ediyorum ki iktidarımızda, bankaların satışı, Telekom'un satışı, Balıkesir SEKA'nın satışı bile sizi Yüce Divana göndermeye yetecektir. İşte Anayasa değişikliğindeki gizli amacınız da Yüce Divandan kurtulmanın yolunu yapmaktır. Değerli milletvekilleri, ekonomi politikasını, sıcak para, borçlanma ve satıp savma mantığıyla yürüttüğünüz özelleştirme gelirine bağlı sacayağına oturttunuz. AKP İktidarı döneminde yapılan bir iki özelleştirme uygulamasına da huzurlarınızda dikkat çekmek istiyorum: Bunlardan biri 'Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirmesi.' diye adlandırılan Türk Telekom'un yüzde 55'inin Lübnan'ın Başbakanı Hariri'nin ailesinin olan Oger firmasına 6,5 milyar dolara satışıdır. Sayın Başbakanın Türk-Arap İşbirliği Toplantısında 'Sevgili Kardeşim Hariri'yi de çok özel olarak selamlıyorum.' demesi fevkalade anlamlıdır. Bu özelleştirme hakkında iddia ve tesadüfler silsilesini medyada ve çeşitli iddianamelerde yer alan ifadelerle kısaca anlatmaya çalışacağım. Başbakan Sayın Erdoğan 15-16 Haziran 2005 tarihinde Lübnan'a ziyarette bulunuyor. Bu ziyarette, özelleştirmeden sorumlu Maliye Bakanı Sayın Unakıtan da bulunuyor. Lübnan ziyaretinin hemen ardından, iki gün sonra, 17 Haziran 2005 tarihinde Lübnanlı Oger firması ile Sayın Başbakanın dostu Berlusconi'nin desteklediği Telekom İtalya yani TIM, ortaklık kurduklarını Özelleştirme İdaresine bildiriyorlar. On üç gün sonra da bu ortaklık Telekom hissesini kazanıyor. Dikkat çekici diğer bir tesadüf ise Sayın Başbakanın bu ziyaretinin öncesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, ortak bildirme süresinde uzatıma gitmiş olmasıdır. Bu nasıl özelleştirme diye insan gerçekten düşünmeden yapamıyor. Bu ihalenin süreci ve yaşananlar madalyonun bir yüzünü oluştururken madalyonun diğer yüzünü ise 6,5 milyar dolarlık satış bedeli oluşturmaktadır. Güçlü altyapısıyla, yeniliğe açık teknolojisiyle, 20 milyona yakın abonesiyle Telekom gibi dev bir operatöre biçilen bu değer ne kadar gerçekçidir? Buna, vereceğim örnek ile siz karar verin. Telekom, 17 milyon abonesinden ayda 170 trilyon, yılda 2 katrilyon, bir başka ifadeyle yılda 1,5 milyar dolar sabit ücret geliri elde ediyor. Yani Telekom sadece dört yıllık sabit ücret gelirine satılmıştır değerli milletvekilleri. Diğer önemli büyük ve esas gelirleri de bu hesabın içinde yoktur. Nitekim, alan firma ihale bedelinin tamamını birinci yılın sonunda ödemiştir. Şimdi, bu işten kuşkulanmayalım da ne yapalım? Bu ve benzer özelleştirmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi araştırmayacak da neyi araştıracağız? Bakın, bizden 2,5 kat küçük olan Yunan Telekom'u 11 milyar dolara satılmıştır. Buna göre, bizim Telekom'umuzun 28-30 milyar dolar etmesi gerekirken… Değerli milletvekilleri, diğer dikkat çeken bir özelleştirme örneğini de huzurlarınıza getirmek istiyorum. Bu da Balıkesir SEKA'nın satışıdır. Bu fabrika 10 Haziran 2003 tarihinde 1 milyon 100 bin dolara -yine Sayın Başbakanın, yakınlığıyla bilinen- Albayraklara satıldı hem de Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kendi yaptırdığı değer tespitinin ellide 1'ine, satıldı. Açılan dava sonucu hukuka aykırı satış tespit edilip kamuya iadesine karar verildi ancak bu karar bugüne kadar uygulanmamıştır. 1.800 dönüm arazi, 201 lojman, 2 üretim tesisi, 2 sosyal tesisiyle değerinin ellide 1'ine 1 milyon 100 bin dolara satılan Balıkesir SEKA için 50 milyon dolar yurt dışı kredisi kullanıldığını ve bu krediyi kullananı biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim. Bu krediyi kullanan da, bu fabrikayı ellide 1 fiyatına babalar gibi satan da tesadüfe bakınız ki Sayın Kemal Unakıtan. İnsaf edin, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu satışı da mı araştırmasın? Değerli milletvekilleri, hangi birini örnek verelim şaşırıyoruz. Tekel özelleştirmesine de kısaca değinmek istiyorum. AKP Hükûmeti Tekeli önce üçe böldü. Alkollü içkiler bölümünü 2003 yılında 292 milyon dolara bir gruba sattı. Satıştan yaklaşık üç yıl sonra bu grup şirketi 3 katından fazla bir meblağa, yani 950 milyon dolara yabancı bir gruba sattı. Bu da mı araştırılmasın? Ardından, Tekelin sigara fabrikaları ve markaları ise 2008 yılında British American Tobacco'ya -BAT'a- satıldı. Bu satış yapılırken de çalışanlara yaprak tütün işletmelerinin kapatılmayacağı sözü verildi ancak işletmeler kapatıldı ve işçilerin anası da bugün ağlıyor. TÜPRAŞ; PETKİM, limanlar ve benzeri özelleştirmelere ise hiç değinmedim. Bu üç örnek, yapılan diğer özelleştirmelerin aynasıdır. Değerli milletvekilleri, işte tüm bu ve bunlara benzer nedenlerle ülkemizdeki özelleştirme uygulamalarının araştırılması mutlaka gerekmektedir. Yaptığınız özelleştirmelerden şüphe duymuyorsanız, doğruluğuna, dürüstlüğüne inanıyorsanız ve kendinize de güveniyorsanız önergemize lütfen destek veriniz. Aksine, yine, ret oyu kullanırsanız, kamuoyunca dile getirilen şaibelerin, iddiaların ve tesadüflerin altında kalırsınız. Gelin, önergemize destek verin. Destek verin ki iddialar gerçeklerin üzerine çıkmasın. Destek verin ki akrabalar, yandaşlar iktidarlara yanaşmasın. Destek verin ki kimse kimseyi karalamasın. Destek verin ki aklar, karalar belli olsun diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu. Manisa Milletvekili Sayın Recai Berber. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) RECAİ BERBER (AK parti-Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde özelleştirme uygulamalarıyla ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması konusundaki öneri üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Biraz önce Meclis araştırma komisyonu kurulması konusunda Sayın Milletvekilimizin konuşmalarını dinlerken, sanki özelleştirme uygulamaları AK PARTİ döneminde başlamış veya AK PARTİ döneminde özelleştirme uygulamaları için farklı farklı yöntemler uygulanmış ya da özelleştirme uygulamalarını yapanlar daha önceki Özelleştirme İdaresi bünyesinde çalışan bürokratlar veya heyetler, ekipler değilmiş, dışarıdan ithal edilmiş, onlar tarafından yapılmış gibi bir üslupla eleştiriler getirildi. Gerçekten, evet, AK PARTİ döneminde özelleştirmeler daha farklı yapıldı ancak bu farklılığın -bazılarının altını çizmek istiyorum özellikle- en önemli özelliklerinden bir tanesi, bütün bu özelleştirmelerin hepsi şeffaf bir şekilde, kamuoyunun önünde, hatta bir kısmı televizyon ekranlarından canlı yayınlanarak yapılmıştır. Evet, fark budur. Bu özelleştirmelerin hepsinde sadece Özelleştirme İdaresinin çalışanları değil, o konunun uzmanı danışman firmaların da çalışmaları sonucunda hazırlanan ekspertiz değerleri baz alınmış… HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Hariri ile otel odalarında niye görüştünüz? Önce inkâr ettiniz, sonra kabul ettiniz. BAŞKAN - Önerinin lehinde İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Özyürek. (CHP sıralarından alkışlar) MUSTAFA ÖZYÜREK (CHP-İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin önergesinin lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, benden önce konuşan Değerli Arkadaşımız Recai Berber dedi ki: 'Bizim uygulamalarımızın hepsi çok şeffaf, onun için bu eleştirilerin haklılık payı yok.' Şimdi, değerli arkadaşlarım, AKP iktidara geldiği günden beri en büyük tartışmalar özelleştirmeler konusunda yapılmıştır. Hepiniz hatırlayacaksınız, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı veya Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'e bağlıyken özelleştirmeler, Sayın Başbakanla, Hükûmetle uyuşmazlığa düşülmüş ve Sayın Şener Başbakan Yardımcılığı görevini yürütmesine rağmen, özelleştirmeler ondan alınıp Maliye Bakanına bağlanmıştır ve Maliye Bakanı açıkça ifade etmiştir ki 'Ben babalar gibi satarım.' Babalar gibi satmak için böyle kurala filan gerek yok, onun için her türlü cumhuriyet eseri ne yazık ki babalar gibi satılmıştır. Babalar gibi sattığınız o eserleri yaratanlara bir şükran duygusu ifade etseniz ya, hayır onu da yapmazlar. Atatürk döneminden başlayarak son ana kadar yapılan bütün yatırımların altında imzası olan herkesi AKP burada çok açıkça suçlamıştır, siciline laf etmiştir, söylemedik laf bırakmamıştır. Kim bunlar? Bunlar sata sata tüketemediğiniz eserleri yaratan insanlar. Değerli arkadaşlarım, şimdi, çok şeffaf ihalelerden birisi, biliyorsunuz, TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesinin satışıdır. Hiç kimseye haber verilmeden, hiç kimseye duyurulmadan TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesi Ofer'e satılmıştır. Daha sonra bunun farkına varılmış, bunun üzerine Petrol-İş'in açtığı davalar sonucunda bu satış iptal edilmiştir. Bu satışın şaibeli olduğu, bu satışın şeffaflığa uyulmadan yapıldığına dair mahkeme kararları vardır. Bu, AKP'nin uygulamalarının yani şeffaf özelleştirme yapılmadığının mahkeme kararına bağlanmış misalidir. Değerli arkadaşlarım, özelleştirme meselesinde Sayın Berber dedi ki: 'Her parti özelleştirme yapar.' Her parti özelleştirme yapabilir ama bunun sınırı var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak programımızda da açıkça ifade ettiğimiz gibi stratejik kuruluşların özelleştirilmesine karşıyız. Mesela daha önceki konuşmalarımızda da ifade ettik, 'Eğer Ziraat Bankasının ve Halk Bankasının hisselerini satarsanız, özellikle yabancılara satarsanız, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu hisseleri tekrar biz devletleştireceğiz çünkü Ziraat Bankası tarım sektörüne hizmet vermek için kurulmuş bir bankamızdır, Halk Bankası esnafa hizmet vermek üzere kurulmuş bir bankamızdır, bunların özelleştirilmesine biz karşıyız.' dedik ve özelleştirdiğiniz takdirde de bunu tekrar kamulaştıracağımızı daha önce ifade ettik. O nedenle, değerli arkadaşlarım, TÜPRAŞ gibi, enerji KİT'leri gibi KİT'lerin kamu ağırlığının mutlaka korunması lazım. Şimdi, siz 'Babalar gibi satarız.' mantığıyla, mesela Et Balığı ne yaptınız? Özelleştirdiniz ama şimdi ne yaptınız? Oysa biz rasyonel bakıyoruz, pratik bakıyoruz. Diyoruz ki bir işletme stratejikse onu, kamu ağırlığını koruyalım ama onun dışındaki, diyelim ayakkabı fabrikasıysa, diyelim basma fabrikasıysa onları özel sektör işletebilir. Bu konularda AKP'nin ideolojik yönden olaylara bakması gerçekten büyük sorun yaratmıştır, büyük sıkıntı yaratmıştır. Değerli arkadaşlarım, özelleştirme niçin yapılır? Özelleştirme daha verimli çalışması için yapılır, yeni yeni yatırım yapması için yapılır, istihdam yaratması için yapılır ama siz, özelleştirdiğiniz bütün kuruluşlarda istihdamı azalttınız, insanları sokağa attınız, insanları işsiz bıraktınız. Tekel uygulamaları hepimizin gözü önünde. İşçilerin o şanlı direnişinde bütün Türkiye öğrendi ki özelleştirme demek, insanların işsiz kalması demek veya 4/C gibi bir kölelik düzenine mahkûm olması demektir. Sizin yaptığınız özelleştirmenin esası budur, özü budur. Değerli arkadaşlarım, şimdi, Sayın Berber'in dediği gibi çok şeffaf uygulamalar yaptıysanız, çok doğru uygulamalar yaptıysanız geliniz, bu önergeyi kabul ediniz. Bunları ne kadar şeffaf yaptınız, hangisinde usulsüzlük var, hangisini doğru düzgün yaptınız, bunları teker teker inceleyelim, koyalım. Değerli arkadaşlarım, satıyorsunuz ve sattığınız paraları bütçeye gelir yazarak harcıyorsunuz. Oysa bu eserlerin yerine yeni yeni eserler koymanız lazım. Pek çok kuruluşun sadece arsası kaldı, arsasını da ona buna sattınız. Oysa buralarda çalışan insanlar vardı ve o insanlar evlerine ekmek götürüyorlardı. Şimdi bu insanlar sokakta, bu insanlar işsiz veya bu insanlar 4/C dediğiniz kölelik düzenine mahkûm. Öyleyse sizin özelleştirme uygulamanız istihdam yaratmadı, aksine insanları işsizliğe mahkûm etti. Sizin özelleştirmeniz verimliliği artırmadı, kârlılığı artırmadı, sizin özelleştirmeniz Türkiye'deki ekonomik değerleri, eserleri birer birer ortadan kaldırdı. Değerli arkadaşlarım, daha önce de bahsedildi, bu Türk Telekom özelleştirmesinde 2005 yılında özelleştirme yaptınız, Haririlere sattınız ama bir süre sonra yüzde 30 olan kurumlar vergisini yüzde 20'ye indirdiniz. Eğer şeffaf bir uygulama yapıyor olsaydınız, eğer devletin çıkarlarını, kamunun çıkarlarını düşünüyor olsaydınız önce kurumlar vergisini indirirdiniz veya indireceğinizi ilan ederdiniz, ondan sonra Türk Telekom'un özelleştirmesini yapardınız. Şimdi, ihaleye giren insanlar fizibilite yaparken neyi hesap edecekler? Kurumlar vergisinin oranı nedir, ben ne kadar kurumlar vergisi ödeyeceğim? Doğal olarak yüzde 30'a göre, kurumlar vergisinin yüzde 30 olduğuna göre hesaplarını yaptılar, ona göre teklif verdiler, daha sonra yüzde 20'ye düşürdünüz ama bunu Haririler biliyordu, bunun buraya geleceğini biliyordu, onun için onlara kaldı ve büyük bir çıkarı, büyük bir farkı onların cebine aktarmış oldunuz. Değerli arkadaşlarım, AKP'nin özelleştirme sicili bozuktur. AKP özelleştirmede bırakınız şeffaflığı, onu bunu himaye etmiştir. Değerli arkadaşlarımız anlattı, SEKA uygulamaları ortada, TÜPRAŞ'ın mahkemede kesinleşmiş kararları ortada ve bütün özelleştirmelerde ne yazık ki yolsuzluk var ve özelleştirmeler insanları işsiz bırakmıştır. MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Ben bu önergenin kabul edilmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii, özelleştirme uygulamaları, Türkiye'de özelleştirmenin başladığı günden bugüne kadar tartışılagelmiştir. Tartışıldı, 'Doğru yapılıyor, eğri yapılıyor.' dendi ama Türkiye bu yoldaki mesafeyi ağır aksak aldı, başka ülkelerin aldığı gibi almadı. Vaktinde özelleştirme yapılabilse, değerinde ve değerinin üstünde satılacak pek çok işletme maalesef vaktinde özelleştirmesi yapılamadığından değerini kaybetmiş ve Türkiye bu yönüyle, milyarlarca, 1 milyar değil, 10 milyar değil, 100 milyarlarca dolar zarar etmiştir. Örneğin Telekom vaktiyle özelleştirilebilmiş olsaydı, mobil telefon yokken, cep telefonu yokken, hatta Türkiye'nin köylerinde, şehirlerde, mahallelerinde, evlerinde bile telefon yokken -o zaman gazetelerin de yazdığı itibarıyla büyük rakamlar, yani 40 milyar dolarlar bir değerden bahsediliyordu- özelleştirilebilseydi ne olurdu ve zamanında özelleştirilemedi, Türkiye'nin kayıplarını ortaya koysanız, acaba bunun değer artışıyla hesaplasanız bu özelleştirmenin zamanında Türkiye'de yapılmamasının bu ülkeye kaybı nedir? Özelleştirmeye direnenler, yaptırtmayanlar mı bu memleketin ali menfaatlerine hizmet etmişlerdir, yoksa bunu yapmak isteyenler mi? NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Bunu da araştıralım Bekir Bey. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Şimdi, bugün cep telefonu herkeste var. Telekom'un bu 'T'sinin sadece özelleştirmesinin kıymeti nerededir, bir bakmak lazım. Ama bir şeye daha bakmak lazım. O da şu: Siyasi partilerin bu noktadaki sicillerine de bakmak lazım. Çünkü, özelleştirme söz konusu olduğu zaman muhalefette başka iktidarda başka konuşmalar olduğu da bir gerçek. Özelleştirmeyi yapmak istiyorlar, Anayasa'da sıkıntı var. O-nun için bu Anayasa'daki sıkıntıyı da aşmak lazım. Anayasa değişikliğine hiç kimse güç yetiremedi uzunca bir zaman. Özal çok istedi, olmadı, başka iktidarlar istedi, olmadı. Bir bakıyoruz 13/8/1999 tarih ve 4446 sayılı Kanun'la Anayasa'nın 47'nci maddesinin 'Devletleştirme' olan kenar başlığı, 'Devletleştirme ve Özelleştirme' olarak değiştiriliyor. Arkasından da deniyor ki: 'Devletin ve kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.' Özelleştirme noktasında Anayasal dayanak konusunda sıkıntı olduğu için yar-gıda büyük sorunlar yaşanmış, 'Aman özelleştirme yapacağız, yargıda sorunlar yaşanmasın, bunun altyapı-sını da sağlam kuralım.' diye Anayasa'yı da değiştiriyorlar. Değerli milletvekilleri, bizim dönemimizde özelleştirmeler açık yapılmıştır, şeffaf yapılmıştır, canlı yayınlarda milletin gözü önünde yapılmıştır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler) İlk defa milletin gözünden kaçırılmadan özelleştirme yapılan dönem AK PARTİ dönemidir. Ben, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) MUHARREM İNCE Şimdi, bakın, Telekom'un taksiti ne kadar? 1,3 milyar dolar. Telekom'un geçen yılki kârı ne kadar? 2 milyar dolar. Yani, siz 1,3 milyar dolar taksitle sattınız. Yılda 2 milyar dolar kâr eden bu. Şimdi, Karabük'ü örnek veriyor. Beyler, sayın milletvekilleri, Karabük, Ofer'e, Hariri'ye satılmadı, oradaki işçilere satıldı, işçilere! Siz de Tekeli işçilere satsaydınız da görseydim ben! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Siz, Tekelin ilgili bölümünü 292 milyon dolara sattınız, alan kişi dört ay sonra 900 milyon dolara sattı… BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Bu Haber 2050 defa okunmuştur.
T.TELEKOMUN KURUMSAL İLKELER NOT
T.TELEKOM´DAN YIKILAN BİNA AÇIKL
TELEKOMUN BİNASI DA PARASI DA ÇÖ
TÜRK TELEKOM YİNE BORÇLANDI
ENİS ÖKSÜZ´ÜN TÜRK TELEKOM
TÜRK TELEKOM´UN ZEHİR ZIKKIM ÖYK
TÜRK TELEKOM YENİ ŞİRKET KURUYOR
BDDK; BANKALARA OTAŞ´I TAK
TELEKOM’UN YABANCI ORTAKLARI KAP
TELEKOM ÇALIŞANINI TANIMAYA MI B
BAKAN YANILTILDI MI
BAKANA SORULAMAYAN SORULAR
2,5 YILDIR TELEFON BEKLİYOR
TÜRK TELEKOM HAKKINDA ARAŞTIRMA
DERENİN TAŞI, DERENİN KUŞU
TELEKOM´DAN YÖNETİM DEĞİŞ
TÜRK TELEKOM İÇİN SÜRE İSTEDİLER
FET֒NÜN TÜRK TELEKOM DAVASINDA
TÜRK TELEKOM; GÖZ GÖRE GÖRE GELE
TÜRK TELEKOMDA KADER GÜNÜ
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!