Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
ON YILDA NE DEĞİŞTİON YILDA NE DEĞİŞTİ

Tarih: 2011-04-27

(1995-2005) ON YILDA NE DEĞİŞTİ
"Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?" MEHMET AKİF ERSOY.
Türkiye’de özelleştirme yanlılarının sık sık öne sürdüğü bir iddia vardır;
“Mümtaz Soysal olmasaydı, Türk Telekom 1994-1995 yılında 20 Milyar Dolara satılırdı. Türkiye Tüm borçlarını öder ve kurtulurdu.”
Ancak şu gerçekleri söylemezler;
a)       O tarihteki Anayasa ve başta 406 Sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu olmak üzere yürürlükteki yasal düzenlemeler Türk Telekom’un (Veya PTT’nin T’sinin) özelleştirilmesine engel teşkil eden hükümlerle doluydu. Siyasi iktidar bunları düzeltmeden özelleştirmeye kalkışmıştı.
b) Dünyada Düzenleyici Kuruluş kurulmadan (Bizdeki BTK), Evrensel Hizmet Fonu oluşturulmadan Telekomünikasyon Şirketinin özelleştirmesini  gerçekleştirmiş bir ülke yoktur. Hiçbir sermayedar, düzenleyici otoritesi oluşmamış, gerekli yasaları çıkmamış bir ülkede Telekomünikasyon Şirketlerine yatırım yapmazlar. 

c)       1994’de  Telekomünikasyon hizmetlerini PTT yürütmektedir. PTT Şirket değildir. Belli bir bölümünün özelleşmesi mümkün değildir. PTT Çatısı atında özelleştirme olamayacağı anlaşıldığı için 1995 yılının 24 Nisanında Türk Telekom kurulmuştur. 2005 öncesinde yapılan tüm özelleştirme çalışmalarında Çoğunluk Hisselerinin Devlette kalması öngörülmüştür. Yabancı sermayenin Yönetimde söz sahibi olmadığı bir şirkete para yatırması düşünülemez.
d)      O tarihte Türkiye bırakın büyük özelleştirmeler yapmayı, hemen hemen hiç özelleştirme yapmamıştı. ÖİB kurulmamıştı. Türkiye’nin özelleştirme yapacak bilgi birikimi yoktu. 
e)       Kısacası İlgili Yasa Anayasa Mahkemesinde iptal edilmese bile PTT’nin T’sinin özelleştirilmesi ihtimali çok çok düşüktü. Hatta imkansızdı.
f)         O tarihte, Mümtaz Soysal DSP Milletvekiliydi. DSP’nin Milletvekili Sayısı yalnızca 7 idi. Anayasa Mahkemesine gitmek için gerekli imzayı  (90 imza)  diğer partilerden, büyük çoğunluğunu da RP milletvekillerinden temin etti. Yasayı Anayasa Mahkemesine götürenler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde de Yöneticilik veya Bakanlık yapmış Salih KAPUSUZ, Zeki ERGEZER gibi isimlerde vardır.  Ama bu husus sonraları, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduktan sonra hiç dillendirilmedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günden bu yana özelleştirmelerden yana oldu. Çoğu kez özelleştirmeleri “İNSAN” unsurunu gözardı ederek uyguladı. Bu partinin mensupları da, eski ekonomik görüşlerini reddederek liberal/kapitalist sistemin bir numaralı savunucuları haline geldiler.
1995 Yılında Türk Telekom’un özelleştirilmesi ile ilgili bir Kanun Tasarısı TBMM’de görüşülürken Refah Partisi adına Konuşan Salih KAPUSUZ ile Zeki ERGEZEN’in konuşmaları ile Adalet ve Kalkınma Partisi’nin icraatı karşılaştırıldığında değişimin ne kadar hayret verici olduğunu göstermesi bakımından ilgi çekicidir.
Bugün Salih KAPUSUZ’un 2.Mayıs.2005 tarihinde yaptığı konuşmayı yayınlıyoruz. 1995’de böyle konuşan bir Vekilin 10 senede nasıl değiştiğini siz de hayretle okuyabilirsiniz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı 19.Dönem 4.Yasama Yılı 107.Birleşim 02/Mayıs/1995 Salı

SALİH KAPUSUZ (Kayseri)

Hepinizin çok iyi bildiği, takip ettiği ve Sayın Başbakanın da ifade buyurdukları gibi, rejim değişikliği, cumhuriyet tarihinin en önemli kanunu olarak kabul edilen özelleştirme yasa tasarısı ve kanunu görüşülürken de müteaddit defalar aynı konulara değinmek mecburiyetinde kaldık. Onun bir diğer bölümü veyahut da mütemmimi manasına gelen PTT'nin T'sinin satılmasıyla ilgili yasa tasarısında da aynı konuları, maalesef tekrar etmek mecburiyetindeyiz.
Hatırlayacaksınız, Özelleştirme Kanunu ve PTT'nin T'si ile ilgili tasarılar buraya getirilip görüşüldüğü sıralarda ifade ettiğimiz halde, kabul etmediğiniz; fakat özellikle Anayasa Mahkemesinden döndükten sonra tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini işgal eden bu konularda, aynı şeyleri tekrar etmek bizim görevimiz; fakat sizlerin de bunlardan birazcık sonuç çıkartmak göreviniz olması gerekirken, maalesef ısrarla aynı yanlışları ihtiva eden şekliyle, bu kanun tasarılarını buraya getiriyorsunuz.
Bugünden, tekraren ifade ediyoruz ki, şayet bu yasa tasarısı bu şekliyle çıkar, tekrar Anayasa Mahkemesine giderse, biliniz ki iptal olur. Kesinlikle bunu böyle kabul ediniz; çünkü iptal gerekçesindeki ifadeler aynen buraya taşınmıştır; ama siz ısrar edeceksiniz, biz de sizleri bu yanlıştan döndürmeye çalışacağız.
Öncelikle, getirmiş olduğunuz yasa tasarısı bir özelleştirme değildir. Sadece kamu kuruluşu olan bir tekeli, ne yapıyorsunuz; bir devlet şirketine devrediyorsunuz; çünkü yüzde 51'ini koruyorsunuz, yüzde 49'unu güya özelleştireceğiz gerekçesiyle gündeme getiriyorsunuz, orada bir devlet şirketi oluşturuyorsunuz. Türk Telekom A.Ş'nin özelleştirilmek istenen kısmı hepinizin de bildiği gibi -tasarıda da ifade edildiği gibi- yüzde 34'tür.
Buranın gerisindeki gerçeği görmek ve ifade etmek istersek, bunun aslı özelleştirme değildir. Sadece tıkanmış olan ekonomik, malî sıkıntılarınızı çözebilmek için para temin etmek istiyorsunuz.
Yoksa, bunu özelleştirme kılıfı altında getirmezseniz, satamayacaksınız, başka şeylerle karşılaşacaksınız; fakat öyle değil de, kılıfı özelleştirme olarak takdim ettiğiniz içindir ki, bu kaynağı böylece bulacak, bunu da bulurken, değerini bulamayacaksınız.
Şimdi bakınız, bir Bakan ki, bu kurumun, kendisine bağlı bir biriminde, bir değer tespit konusuyla alakalı olarak, Başbakanla karşı karşıya geliyor. Değer tespit konusunda bir ifade kullanıyor, bu ifadeyi Sayın Başbakan tasvip etmiyor, Sayın Bakan da istifa ediyor. Şu anda, bu arkadaşımız bakan mıdır değil midir; istifası kabul edilmiş midir, belli değil.
Yine, aynı şekilde, bugün, buraya getirdiğiniz bu tasarıyla ilgili olarak Sayın Başbakan "efendim, aslında bu tasarı gecikti" diyor. Geciktiren kim; bunun suçlusunu bulmak lazım; yine, kendileri. "30 milyar dolar edecekken, 15 milyar dolar seviyesine düştü" diyor; kıstas, belli değil. Kiminle görüştün, hangi değer tespit esaslarına göre bu rakamı buldun, bu da yok orta yerde; ama, var olan bir şey var ki, demek ki Sayın Başbakan ve çevresindeki birtakım görevli olmayan çevreler ne yapıyorlar: kendilerine göre değer biçiyorlar; pazarlıklar yapıyorlar; hesaplara giriyorlar; onlardan kalan kırıntılar da, maalesef, dillerinden dökülmek mecburiyetinde kalıyor. İşte bugün özelleştirme özelleştirme deyip de gündemde tuttuğunuz temel mesele...
Bugüne kadar rehabilite ettiğiniz, verimli hale getirdiğiniz, kârlı hale getirdiğiniz bir tanecik KİT var mı; yok ama özelleştirmeden kasıt, satacağınız PTT'nin T'si, Erdemir, PETKİM ve benzeri birtakım kâr eden müesseseler; ki bunlar içerisinde en önemlilerinden bir tanesi olan PTT'nin T'sinin stratejik olduğu, özellikle de Anayasa Mahkemesinin ifade ettiği gibi, bu konunun çok hassas olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, özelleştirme adı altında getirmek istediğiniz bu mesele, maalesef bizim memleketimizin hayrına ve faydasına olacak bir şey değildir. Buna, değerli milletvekili arkadaşlarım da hem inanıyorlar hem de kabul ediyorlar; ama bir realite var ki, bu tepkilerini oylarıyla ve sözleriyle şu kürsüden ifade edemiyorlar. Şimdi, sosyal demokrat arkadaşlarımıza bakıyorum, huzurda yoklar; ama...
HASAN BASRİ ELER (Edirne) - Var; buradayız...
SALİH KAPUSUZ (Devamla) - ... burada bulunanlar da, ben inanıyorum ki -zaten komisyonlardan da arkadaşlarımızı tanıyoruz- bu işe taraf değiller; ama elleri mahkûm, koltukları uğruna bu işi ne yapacaklar, destekleyecekler. Ama bizim istirhamımız odur ki, Parlamento olarak, hepimiz, doğru olan bir şeye evet diyelim; ama bir yanlış adım atılıyorsa, bunu, mutlaka önleyelim. Bugünkü sıkıntıları bu millet aşar, bu devlet de aşar; fakat siz, bugün elinizden çıkaracağınız PTT'nin T'sine tekrar sahip olmak isterseniz, çok zorlanacaksınız.
Ben, huzurlarınızda bir şey söylemek istiyorum: Biz, Refah Partisi olarak, kesinlikle, bunun bir özelleştirme olmadığını, şayet özelleştirme kılıfıyla satılsa bile, yarın inşallah iktidara geldiğimizde, bunu alan firmalar da bilsin, haklarını zayi etmemek kaydıyla -ama mutlaka- geri alacağız; bunu kamuoyuna ifade etmek mecburiyetimiz var.
Özelleştirmenin ana gayelerinden bazıları, verimliliğin artırılması, kârlılığın geliştirilmesi, rekabet ortamının yaygınlaştırılmasıdır. Soruyorum size; siz tekel durumunda bulunan bir kurumu, nasıl tekrar rekabet ortamına getireceksiniz; böyle bir şey var mı; kesinlikle yok; ama bir şey var ki, bugün -Sayın Çelebi de söylediler- Teletaş uygulaması, Türkiye açısından çok ibretamiz değerlendirmeye tabi tutulması gerekli olan bir uygulamadır. Özellikle 1980 sonrası meydana gelen teknolojik gelişmelerin en iyi uygulandığı ve elde edilen sonuçlar itibariyle en başarılı olan alanlardan bir tanesi nedir? Haberleşme alanındaki, PTT'deki gelişmedir; yani telekomünikasyon konusundaki gelişmedir. Bu gelişmede Teletaş ve Teletaş'ta çalışan mühendis arkadaşlarımızın büyük katkıları olmuştur; ama, özelleştiriliyor adı altında, bu Teletaş Fransız Alcatel Firmasına devredilmiştir. Onun devir işlemlerinde de birçok şaibelerin olduğu kamuoyunda konuşulmuş, basında yazılmış ve söylenmiştir. Bu Alcatel Firması, teknoloji geliştiren Teletaş'ı ele geçirdikten sonra, üzülerek söyleyelim ki, oradaki yetişmiş elemanlarımızı diskalifiye etti. Kendisi açısından haklı bir de gerekçe ileri sürerek "biz, Fransız firması olarak, burada bu görevi aldık; ama bizim, Fransa'da aynı şekilde çalışan birimlerimiz söz konusudur; biz buradaki birimlere bu kadar yatırım yapmak yerine, oradaki çalışmalarımızı buraya taşıyacağız, sonuç itibariyle görevimizi yerine getireceğiz" diyorlar. Peki, bu firma, bunları belirli bir süre sonra devredecek olursa ne olacak?.. Teletaş'ta yetişmiş elemanlarımızın olmaması ve teknolojik gelişmenin devamının sağlanamaması sonucu, haberleşme ve iletişimde meydana gelen bu gelişmeyi elinizden kaçıracaksınız; kısa bir zaman sonra bunu yakalamak isterseniz, maalesef geri kalacak- sınız. Sonuç itibariyle şunu arz etmeye çalışıyorum: Sizin, özelleştirme adı altında yapmak istediğiniz şey, memleketin hayrına adımlar değildir. O halde, yapacağımız şey şu: Özellikle PTT'nin T'sinin satılması konusuna mutlaka Parlamento olarak sahip çıkıp, el koymak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, bundan, toplum olarak, millet olarak zarar görürüz. Şu anda, otomatik santrallar vasıtasıyla, 14 milyon abone ve bir hazır şebeke -tıkır tıkır para ödeyen, âdeta altın yumurtlayan bir tavuk- söz konusudur. Bırakın da bu, bu memleketin fakir evlatlarına tahsis edilsin, bunlar için kullanılsın; aksi takdirde, birilerinin, holdinglerin-ki Türkiye'de bunu alabilecek bir sermayenin olmadığını, hepimiz biliyoruz- yabancı sermayenin eline geçecek. O halde bunun, bu memlekette kalması için görevimizi yerine getirelim diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

 

Bu Haber 2449 defa okunmuştur.
KAREL İLE T.TELEKOM ARASINDA İŞB
KURUMLAR VERGİSİNDE TELEKOMUN AD
TELEKOM`DA BORÇ KRİZİ ÇALIŞAN KR
TÜRK TELEKOM’U GERİ ALACAK MISIN
TÜRK TELEKOM DA KİMLER KAZANIYOR
ORGANİZASYON DEĞİŞİKLİĞİNE ELEŞT
YÖNETİCİLERE EMEKLİLİK TEŞVİKİ
T.TELEKOM´DA BÜYÜK DEĞİŞİKLİK
TÜRK TELEKOMDA BÖLGE MÜDÜRLERİ D
GÜNEY 1 BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE ALKIŞ
BÖYLE KAZIK YEMEDİK
TÜRK TELEKOM ... YİNE DE ZARARDA
TÜRK TELEKOM ZARARDA !
MUSTAFA ŞENLİ DİREKTÖRLÜĞE ATAND
YAKUP ÖZTUNÇ TT GENEL MD. YARD.
DARBE GÜNÜ TELEKOM BİNASININ İŞG
TÜRK TELEKOM´U AKİS DENETİ
T.TELEKOM´DAN BORÇ UZATIMI
TÜRK TELEKOM NEDEN ZARAR ETTİ?
TÜRK TELEKOM VE PTT GÜÇ BİRLİĞİ
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!