Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
AKP’NİN 10. YILINDA GENEL GÖRÜNÜMAKP’NİN 10. YILINDA GENEL GÖRÜNÜM

Tarih: 2011-08-16

 

TUFAN TÜRENÇ.: AKP’NİN 10. YILINDA GENEL GÖRÜNÜM.

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı, rejimin sağlıklı ve düzgün işlemesi için vazgeçilmezdir.
Yasama, yütme, yargı rejimi taşıyan ayaklardır.

En az bunlar kadar önemli olan ve dördüncü kuvvet olarak kabul edilen bir ayak da medyadır.

Bu ayakların birinin daha yokluğu rejimin çökmesine neden olabilir. Türkiye’ye baktığımızda bu dört ayaktan sadece biri kalmıştır.

Yasama, yargı ve medya bağımsızlığını yitirmiş, yürütmenin denetimine girmiştir.

Bu durum, yürütmenin başı olan başbakanı “Tek adam” konumuna getirmiştir. Erdoğan bugün yasamayı, yargıyı ve medyayı kontrol etmektedir.

Ancak Erdoğan bunu bile yeterli bulmayıp başkanlık sistemine geçilmesini tartışmaya açmaktadır.

Kuvvetler ayrılığı dengesinin bozulduğu Türkiye’de başkanlık sistemenin işlemesinin olanaksız olduğu ortadadır. Özellikle Amerikalı uzmanlar bunun son derece tehlikeler yaratacağını açıkca söylemektedirler.

Aynı uzmanlar kuvvetler ayrılığının sağlıklı bir şekilde işlemediği rejimlerde başkanlık sisteminin “Tek adam sistemi”ne dönmesinin kaçınılmaz olacağı değerlendirmesini de yapıyorlar.

Türkiye’yi bekleyen bu tehlikeyi yeterince anlatabilmek için konuyu ayrıntılarıyla irdelemek gerekir.

Başbakan Erdoğan, 2011 seçiminde yüzde 50 oy alarak kazandığı zaferden sonra artık karşı konamaz bir kişi konumuna gelmiştir. Başbakan kendisine karşı olan kişi ve kurumları hizaya getirmek için bu gücü gözünü kırpmadan kullanmış, demokrasiyi istediği gibi biçimlendirmiştir.

Bugün yasama işlevini yerine getirememekte, muhalefet iktidarı denetleyememektedir. Mecliste başbakanın her dediği milletvekilleri tarafından tartışmasız yerine getirilmektedir.

Bakanların inisyatif kullandığı yoktur. Onlar Başbakanın memurları gibi hareket etmekte, verilen talimatları yerine getirmektedirler.

***
Yargıya gelince…                                                

Yargının durumu vahimdir. Erdoğan’ın yargıyı denetimi altına almak için yaptırdığı anayasa değişikliğine solcu aydınlar bile “Evet” oyu vererek desteklemişlerdir.

Uygulamada görülmüştür ki, yargı bu değişiklerle bağımsızlığını tamamen yitirmiş, hükümete bağımlı hale getirilmiştir.

Söz konusu anayasa değişikliği ile savcı, yargıç atamalarını yapan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı değiştirilmiş, bütün atamalar hükümetin isteklerine uygun şekilde yapılmıştır.

Atamaların etkisi yargılarda net olarak görülmektedir.

Bu yargı artık muhalifleri susturmak, medyayı denetim altında tutmak için kullanılmaktadır.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri ileri demokrasiye geçiş gerekçesiyle kaldırılmış, ama yerine onların besbeteri olan Özel Yetkili Mahkemeler kurulmuştur.

Bugün, Özel Yetkili Mahkemeler iktidarın denetimi ve yönlendirmesiyle karşıt sesleri susturma işlevini yerine getirmektedir.

Üstelik bu antidemokratik uygulama çağdaş hukuk kuralları çiğnenerek yapılmaktadır.

Özel Yetkili Mahkemeler’in yürüttüğü davalar hukuk dışılığın tartışmasız kanıtıdır.

Aynı anayasa değişikliğiyle yüksek mahkemelerin de yapısı değiştirilmiş, bunlar da iktidarın güdümüne girmiştir.

Böylece yargıyı iktidara bağlama stratejisi tamamlanmışt, Türkiye’de hukuk devleti ciddi şekilde yara almıştır.

***
Gelelim medyaya…

Burada durum daha da içler acısıdır. Yazılı ve görsel medyanın bugün tümüne yakını iktidarın güdümündedir.

Medyanın sesi halkın beynini iktidarın istediği şekilde yıkayacak çizgidedir. Çıkan bir kaç karşıt ses ise halka ulaşamamaktadır.

Daha vahim durum da şudur: Medyanın büyük bölümü hükümet organı gibi yayın yapmaktadır.

Bu tip gazete ve televizyonlar haberleri iktidardan aldıkları direktifler doğrultusunda oluşturup yayınlamaktadırlar. Dezenformasyon savaş dönemlerini bile geride bırakacak boyutlara varmıştır.

İktidarın imha planı kapsamındaki kişi ve kurumlar akıl almaz iftira ve suçlamalara hedef olmaktadırlar.

Polis ve savcılar tarafından üretilen düzmece deliller medyaya sızdırılmakta, yaratılan bu demokrasi dışı ortam için insanlar cezaevlerine kapatılmakta ve ömürboyu hapis cezaları istemleriyle yargılanmaktadırlar.

Neyle suçlandıklarını bilmeyen bu insanların tutukluluk durumları çağdaş hukuk normlarına aykırı olarak yıllarca uzatılmaktadır. Bu konuda iş o kadar çığrından çıkmıştır ki, milletvekili seçilen kişilerin bile tahliyeleri engellenmektedir.

Türk toplumu bütün bu antidemokratik baskılar sonucunda konuşmaya, demokratik haklarını kullanmaya ve özgür bireyler olarak yaşamaya korkar hale getirilmiştir.

AKP iktidarı sahip olduğu biat kültürü sonucu demokrat değil, otokrat bir lider yarattı ve Türkiye’yi bir korku toplumuna dönüştürdü.

AKP’nin 10. yılında Türkiye’nin genel görünümü budur.

Tufan Türenç

Odatv.com

Bu Haber 3128 defa okunmuştur.
PTT´DEN TARİHİ MASA AÇIKLAMASI
VODAFONE VAKFI DÜŞ ORTAKLARI ARI
PTT PERSONELİ HAKLARINDA İYİLEŞT
İNTERNETİ ÇALINAN OKUL ÇARESİZ
PTT ve KABLONET´E SORULAR
KOBİLERİN KURTARICISI: VERİ MERK
PTT MEMURLUĞUNDAN FETÖ KAYMAKAML
33 TELEKOM ÇALIŞANINA GÖZALTI
PTT İHALELERİNDE SORULAR
PTT´DEN MUHTEŞEM HIZ
İSLAM AHLAKI ve SANAL ALEM
WHATS-APP ÜCRETLİ Mİ OLUYOR
MOBİL BAYRAMLAŞMA
5 G´DE TÜRKİYE İMZASI DA OLACAK
ALLAH´IM SANA YAKARIYORUZ
ZAFER BAYRAMINDA UTANMAK
KAMU KURUMLARINDAKİ ETİK İHLALLE
ÖDÜLLER ÖDÜL MÜ?
PTT´NİN AÇIKLAMASI
PTT´DE YOLSUZLUKLAR ZİNCİR
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!