ÖZELLEŞTİRME VE GERÇEKLER(I)ÖZELLEŞTİRME VE GERÇEKLER(I)

Tarih: 2011-09-30

 
TÜRK TELEKOMUN ÖZELLEÅžTİRİLMESİ VE GERÇEKLER
 
Tahsin KAYA.*
 
Sizlere geçen yıllarda yapılan bir özelleÅŸtirmenin dile getirilmeyen gerçeklerini ve zorla unutturulan yönlerini anlatmaya çalışacağım. Uluslararası sermaye güçlerinin ülkemiz üzerindeki oyunlarını, IMF ve Dünya Bankası denen karanlık ÅŸer kuvvetin amaçlarını ve var oluÅŸundan bu güne kadar tarihin hiçbir dönemde Anadolu da TÜRK varlığını kabul etmeyen Avrupa BirliÄŸinin ve onun hizmetine kendini memur etmiÅŸ siyaset bezirgânlarının gerçek yüzlerini tanıtmaya çalışacağım.
 
Anlatacağım konunun zamanımızla ne ilgisi var diye bir soru aklınıza gelebilir. DoÄŸrudur. Zamanımızla pek ilgisi kalmadı. Olan oldu. Satılan satıldı. Åžimdi baÅŸka satışlara hazırlanılmakta ülkemiz. Zamanımızla ilgisi ÅŸu; gelecekte yapılacak satışlarında meÅŸrulaÅŸtırılacak olması.
 
Türk Telekom: Bu yolun ilk ama asla son olmayacak önemli bir mihenk taşıydı.  Yapılan düzenlemeler, pazarlamalar, verilen mücadeleler, bu yolun Türk Milletine, Türk Vatanına, Türk ekonomisine maliyeti ve bu yolun Kimlerin tezgâhında ÅŸekillendiÄŸi hususlarında sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Bunların bilinmesi gerekir ki yarın; satanları da, satılanları da çok iyi tanıyabilelim.
 
Öncelikle; bu kurumun geçmiÅŸinden baÅŸlayıp bu güne kadar geçen serüvenini kaynaklarıyla birlikte bir inceleyelim.
 
 TÜRK TELEKOM A.Åž.' nin TARİHİ GELİŞİMİ ve KURULUÅžU:
 
 18. yüzyılın son yarısında, Posta Tatarları ve Posta Ulakları adı verilen dağıtıcı ve taşıyıcılarla yürütülmekte olan haberleÅŸme iÅŸlemleri, çağın gereklerine uygun olarak ilk defa 1840 yılında Posta Nezareti adı ile teÅŸkilatlandırılmıştır. Ülke genelinde sadece posta hizmetleri vermekte olan idare, 1871 yılına Edirne – Åžumnu arasına tesis edilen Telgraf hattı ile telgraf hizmetlerini de bünyesine dâhil ederek bu günkü Telekomünikasyon sektörünün de baÅŸlangıcını meydana getirmiÅŸtir. 
 
Temmuz 1891 yılında İstanbul,  SoÄŸuk ÇeÅŸme ve Yeni Camii arasına tek telli telefon hattı tesis edilmiÅŸ ise de kurum, 23 Mayıs 1909 tarihinde, İstanbul Büyük Postaneye tesis edilen 50 hatlık manuel (elle idare edilen) santralın hizmete verilmesi sonucu, telefon hizmetlerine de fiilen baÅŸlanılmıştır.
 
1911 yılında  ( 6 Mayıs )  İstanbul ve çevresinin telefon imtiyazı Herbert Lows  Webb ‘in kurmuÅŸ olduÄŸu  “ İstanbul  Telefon A.Åž.”  adlı ÅŸirkete verilmiÅŸ  I Dünya savaşının patlak vermesi nedeniyle  hükümet,  1915'de (14 Mart)  ÅŸirkete el koyarak 23 AÄŸustos 1919 tarihine kadar denetim ve hizmeti elinde bulundurup  ayni tarihte  ÅŸirketi eski sahiplerine iade etmiÅŸtir.
 
 Muhaberattaki öneme binaen 1919 yılı sonlarına doÄŸru bu kez İzmir ve yöresine ait telefon hizmetlerinin iÅŸletim ve tesis hakkı (imtiyazı) bir baÅŸka Fransız firmasına devredilerek bu ÅŸehrimizde de telefon alt yapı iÅŸlemlerine baÅŸlanılmıştır.
 
İstiklal harbini baÅŸarıyla tamamlayan Türk milleti ve onun kurmuÅŸ olduÄŸu genç Cumhuriyet Hükümeti, Telekomünikasyon hizmetlerinin stratejik anlam ve öneminin idraki içerisinde olarak, 21.02.1924 tarihinde 406 sayılı Telgraf-Telefon kanununu yürürlüÄŸe koyarak kurumun hukuki yapısını o günkü ÅŸartlarda tamamlamıştır.
 
Hükümet bu kanun gereÄŸi olarak,  9 Nisan 1936 tarihinde İstanbul ve 24 Ocak 1938 tarihinde de İzmir telefon ÅŸirketlerini,  ÅŸirketlerin yapmış oldukları tüm masraf ve yatırım bedellerini ödeyerek, hizmetin devlet eliyle yürütülmesi gerekliliÄŸine karar vermiÅŸ ve adı geçen ÅŸirketlerin elinden bu konudaki tüm yetkileri alarak Hizmetin devletleÅŸtirilmesini saÄŸlamıştır.
 
HUKUKİ STATÜSÜ:
 
Türk Telekom, 233 Sayılı KHK'de saklı tutulan hususlar dışında, özel hukuk hükümlerine tabii, sorumluluÄŸu ve sermayesi sınırlı tüzel bir kiÅŸiliktir. Buna göre Türk Telekom;"Sermayesinin tamamı Devlete ait olan, tekel niteliÄŸindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüÄŸü Kamu hizmeti dolayısıyla ürettiÄŸi mal ve hizmetler üzerinde imtiyazı bulunan bir Kamu İktisadi KuruluÅŸudur."
 
YürüttüÄŸü hizmetlere iliÅŸkin kanun,  406 sayılı Telgraf–Telefon kanunu olup, 1924 yılında yürürlüÄŸe girmiÅŸtir. Anayasamızın 22. İlgili  kanunun  1. Maddesine göre  Türk Telekom: Tüm Telekomünikasyon hizmetlerini Devlet adına Tekel olarak  yürütmekle görevli ve yetkilidir.
 
Türk Telekom A.Åž. Gerek Ulusal ve gerekse Uluslar arası Hukuk Hükümlerine tabii olduÄŸundan yapacağı özel hukuk sözleÅŸmeleri yönünden  baÄŸlı olduÄŸu özel hukuk  hükümleri (Medeni Kanun-Borçlar Kanunu-Türk Ticaret Kanunu v.s.) dışında,  doÄŸrudan doÄŸruya baÄŸlı ve ilgili olduÄŸu hukuki statü gereÄŸi pek çok Kanun, KHK, Tüzük ve Yönetmeliklerle, bu günkü  hukuki statüye kavuÅŸturulmuÅŸtur.
 
 ÖZELLEÅžTİRME SÜRECİ:
 
DeÄŸiÅŸen dünya düzeninin bir gereÄŸi olarak 1980’li yıllarda İngiltere de baÅŸlayan Kamu Kurumlarına ait mal ve hizmetlerin özel sektörlere devredilme çalışmaları, ayni yıllarda ülkemizde yer alan sermaye güçleri ile batılı sermaye kuruluÅŸlarının; ülkemizde var olan ekonomik deÄŸerlerin satın alınması planlamalarını gündemlerinin birinci sırasına taşımıştır. Bu ekonomik olduÄŸu kadar,  ayni zamanda siyasi ve politik bir karardır.   
 
1944 yılında kurulan ve kalkınmakta olan ülkelere (sözde) destek vermek amacını taşıyan Uluslararası Para fonu (IMF) ve Dünya bankası: KuruluÅŸlarında belirlendiÄŸi gibi sermayelerinin büyük bir bölümünü oluÅŸturmakta olan ABD ve teknolojik geliÅŸimini saÄŸlamış Batılı ülkeler tarafından yönetilmektedir. Dolayısı ile bu ülkeler arasında oluÅŸan çıkar iliÅŸkileri de tamamen bu ülkelerin direktifleri doÄŸrultusunda yürütülmektedir. Her iki müessesenin merkezlerinin de Washington’ da olması ABD’ye, alınan karar ve yapılacak yardımlarda belirgin bir üstünlük saÄŸlamaktadır. GeliÅŸmekte olan ülkelerin siyasi yelpazelerinde yer alan bazı politikacıların ihtiras ve çıkar iliÅŸkileri, karşılıklı rant alış veriÅŸleri, sermaye gurupları ile olan yakın iÅŸ birliktelikleri, zamanla bu iki müessesenin isteÄŸi doÄŸrultusunda devlete ait mal ve hizmetlerin yabancı sermaye guruplarının eline geçmesinin sebebi olarak  görülmektedir.
 
BaÅŸlangıcında tamamen yabancı firmalarca kurulup belirli bir süre iÅŸletilen  Türkiye’deki Telekomünikasyon hizmetlerinin, öncelikle; “Neden devletleÅŸtirildiÄŸi sorusunun   cevabının  aranması  konuya olan yaklaşımı ortaya koyacaktır.  
 
18. ve 19. yüzyıllarda tüm dünya ülkelerini saran savaÅŸ yılları, ülkelerin gerek savunma ve gerekse sosyal yapısı üzerinde muhaberatın ne kadar önemli olduÄŸunu, ”Muhaberesiz muharebenin”  olamayacağı gerçeÄŸini ortaya koymakla kalmadı ayni zamanda bu hizmetin özelliÄŸi itibariyle stratejik bir anlam kazanmasına da vesile oldu.
 
Ülkemizde ise, istiklal harbinin baÅŸlangıcından sonucuna kadar PTT, gerek Kuva-yi Milliyenin gerek, Mustafa Kemalin ve gerekse Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri ile diÄŸer yararlı derneklerin savaşın seyri ve yapısı ile ilgili telgraflarını zamanında yerlerine ulaÅŸtırması son derece mühim bir hadise olarak görülmektedir. PTT'nin bu baÅŸarısı Atatürk’ünde takdir ve taltifine layık görülmüÅŸ ve tüm telgrafçılara ÅŸükranlarını bir vecizesi ile dile getirerek kurumun stratejik mevki ve önemine deÄŸinmiÅŸtir.
 
Bu hizmetlerin, genel olarak endüstriyel ve sosyal yapı, özellikle ulusal savunma, milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden tekel niteliÄŸinde olması gerekliliÄŸi ona, stratejik bir anlam kazandırmış ve 406 sayılı yasayı müteakiben 1936 ve 1938 yıllarında çıkarılan yasalarla yabancı ÅŸirketlerin imtiyazında bulunan Telekomünikasyon hizmetleri devletin asli görevleri içerisine  yer alınmıştır.
 
Anayasa mahkemesi de ÅŸirketin bu vasıflara sahip olduÄŸunu  ÖzelleÅŸtirme  nedeniyle yapılan  kanuni düzenlemeleri 1994 / 45 sayılı kararı ile reddederek ÅŸirketin yukarıdaki özellikleri sebebiyle yabancılara satışına karşı çıkmıştır.
 
(Telekomünikasyon ve  Elektrik gibi stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin yabancılaÅŸtırılması ülke savunması, güvenliÄŸi ve bağımsızlığı yönünden  sakıncalıdır.)
 
NEDEN ÖZELLEÅžTİRME:
 
Öncelikle ÅŸu noktanın çok iyi bilinmesi gerekir ki; gerek Türk Telekom’un ve gerekse ülkemiz ekonomisine yön vermekte olan büyük KİT’lerin özelleÅŸtirilme çalışmaları: Sosyal ihtiyaçlardan veya Ülke menfaatleri açısından yapılmamaktadır. Bu özelleÅŸtirmeler tamamen Dünya Bankası, IMF, Global sermaye birlikleri ve AB ‘nin müÅŸtereken hazırlamış oldukları senaryonun sadece birer parçası olup, iktidar olan ancak, muktedir olmayan   hükümetlere  ödettirdikleri, diyet borçlarıdır. 
 
Dikkat edilirse özelleÅŸtirme çalışmaları devam eden, stratejik özelliye sahip KİT’lerin üzerindeki bu spekülasyonların baÅŸ mimarları, ülkemize Amerika’dan bir baÅŸka deyiÅŸle,  Dünya Bankası ve IMF, AB ve diÄŸer global güç odakları içerisinde görev yapmış insanların, bir ÅŸekilde getirtilerek hükümetlerde aktif görevler üslenmesi ile baÅŸlamıştır. Sırayla bu kiÅŸilerin kimlikleri incelendiÄŸinde;
 
 Turgut ÖZAL: (BaÅŸbakan - CumhurbaÅŸkanı ) özelleÅŸtirme fikirlerinin ilk icracısı savunucusu ve sermaye lobilerinin ülkemizdeki ilk temsilcisi. 
 
Tansu ÇİLLER: (BaÅŸbakan) geldiÄŸi yer Amerika. ÖzelleÅŸtirmenin önündeki tüm zorlukları yenmek maksadına yönelik 5 adet yasanın çıkarılmasını saÄŸlamış, ( RP-DYP Hükümetini kurabilmek ve özelleÅŸtirmenin önündeki engelleri kaldırabilmek  için resmen ABD’den onay ve icazet almıştır.)
 
Kemal DERVİŞ: (Maliye Bakanı). GeldiÄŸi yer IMF, Telekom'un stratejik bir kurum olmadığı iddiası ilk defa bu zat tarafından telaffuz edilerek satılması yönünde her türlü iÅŸlevi gerçekleÅŸtirmekle kalmamış ayni zamanda bu özelleÅŸtirmeye teknik yönden karşı çıktığı için zamanın UlaÅŸtırma Bakanı Enis ÖKSÜZ’ün (MHP) görevinden alınmasını da saÄŸlayarak 15.10.2004 tarihinde alınan Bakanlar Kurulu kararına giden yolun açılmasını saÄŸlamıştır.
 
Ülkemizin idaresinde söz sahibi olmuÅŸ bu deÄŸerlerden en fazla Telekom'un özelleÅŸtirilmesini isteyen ise Kemal DERVİŞ  olmuÅŸ ve halen IMF de görevine devam etmektedir. 
 
Türkiye, 18 Ocak 2002 tarihli niyet mektubu ile baÅŸlayan ve IMF’ in saÄŸladığı kredi karşılığı olarak 2002–2004 yılları arasında yeni Stand-by düzenlemesi kapsamında 4 adet niyet mektubu vermiÅŸ ve hemen hepsinde Türk Telekom, özel bir yer almıştır hatta mektupların içeriÄŸi tamamen bu kurumun satışına münhasıran hazırlanmıştır.
 
IMF ve Dünya  Bankası  Kimdir?  Bu Kumpas nasıl iÅŸlemektedir.
 
1 Ocak 1961 ‘da kolumuzu, 5 Aralık 1999 ‘da  bedenimizi ve nihayet  2004 yılında da  ruhumuzu teslim ettiÄŸimiz IMF; ülkemiz ve milletimiz için sadece  buhran ve kriz taşıyıcısı olmakla kalmamış ayni zamanda Osmanlı İmparatorluÄŸunun son zamanlarında “ iltizam” veya sonraki haliyle “Duyunu Umumiye“ ÅŸeklindeki sömürü tezgâhında çalışmalarını ÅŸekillendirmiÅŸtir.
 
 Bu gün bu çalışmalarına aynen devam ederek son olarak 22 Mayıs 2006 ‘da yeni kararlar almak üzere Cumhuriyet Hükümetine tehdidini devam ettiren IMF ile 1961’den 2004 yılı sonuna kadar 19 adet  Stand -by anlaÅŸması imzaladık. Muhtelif tarihlerde verdiÄŸimiz iyi niyet mektuplarını da bu rakama ilave edersek, ülke ekonomisini biz yönetiyoruz iddiasında bulunmamızın tamamen hilaf-ı hakikat olduÄŸu gerçeÄŸini görürüz. Geçen süre içerisinde sadece 2 adet Cumhuriyet Hükümeti, bu kurumla anlaÅŸma yapmamış bunun üzerine ülkemizde ilk defa  54. Hükümet zamanında iç ve dış borçlarımız denge altına alınarak bütçe denkliÄŸi saÄŸlanmıştır. Amerikan FOX TV siyaset yorumcusu ve ayni zamanda ABD BaÅŸkanı Bill Clinton’un  iktisadi  danışmanı  Dick  Morris’in  “IMF Bought Turkey for us“ (IMF bizim için Türkiye’yi satın aldı) ifadesini, 2 Nisan 2002 tarihli TBMM oturumunda, Meclis BaÅŸkanı Mustafa Murat SÖKMENOÄžLU  ÅŸiddetle kınadığını deklere  etmiÅŸtir.
 
 Eskilerin tabiri ile “AteÅŸ yanmayan yerden duman çıkmaz“ atasözü  bu ifadedeki espriyi anlatmakta olduÄŸundan kınamanın ülkeye bir ÅŸey kazandırmadığını da anlamakta zorlanmayız.  (Meclis tutanakları)    
5.8.2002 tarihinde “ gregpalast.com
” da açıklamalarda bulunan ünlü İngiliz gazetecisi  Gregory Palast Bu kurumun iÅŸleyiÅŸini amaçlarını ve kirli yüzünü gizli IMF belgeleri ile  açıklamıştır.
 
Açıklanan bilgilere göre IMF;
 
Gizli anlaÅŸmalarla kredi talebinde bulunan ve geliÅŸmekte olduÄŸu kabul edilen  ülkelerin stratejik  kurumlarını ne pahasına olursa olsun  satışa zorlamak, liderlere her türlü baskıyı yapmak, ayaklanma çıkarmak ve bu yolla uluslar arası sermayenin zeminini hazırlamaktadır. (Arjantin, Endonezya, Venezüella gibi ülkelerde  IMF'nin baskıları sonucu ayaklanma çıkmıştır.)
 
 Hali hazırda Latin Amerika, Afrika ve Asya’nın  bir kısım Ülkeleri ile üzülerek görmekteyiz ki ülkemizde maalesef  ayni cendere içerisindedirler. 2001 yılında  Venezuelle'de  yapılan halk ayaklanmasının asli sebebi, gelen  IMF heyetini, Devlet BaÅŸkanı Hugo Chavez’ın yurdundan kovması ile baÅŸlamıştır. Bu konuda IMF yönetimi ; “BaÅŸkanı yönetimden uzaklaÅŸtırın geçiÅŸ hükümetine destek saÄŸlayalım“ diyerek bu ülkede Chavez’e karşı ayaklanma baÅŸlatmıştır. 
 
IMF‘in  BaÅŸ ekonomisti  ve 2001 yılı İktisat alanında Nobel ödüllü  Prof. Josep Stglitz  bütün bu ÅŸantaj ve baskıları sorguladığı için bir gecede IMF yönetimi tarafından görevden uzaklaÅŸtırılmıştır. Plast; Stglitz’le yaptığı mülakatta, Ekvator ve Arjantin’de en büyük kamu  mallarının satışı ile ilgili olarak, IMF’in, özelleÅŸtirmeyi savunan veya iktidar olduÄŸunda bunları gerçekleÅŸtireceÄŸi vaadinde bulunan siyasi partilere komisyon verdiÄŸini ifade ederek, Arjantin’in en büyük Kamu Bankasını, Citi Banka, Ekvatorda tüm Petrol iÅŸletim ve arama haklarının  British Petetroluim ‘a devrinin bu yolla yapıldığını belgelerle ortaya koymuÅŸtur.  Stglitz yayınlamış olduÄŸu “Globalızatıon and ıt’s discontens“ (Büyük hayal kırıklığı) adlı eserinde  bütün bu olumsuzlukları birer, birer anlatırken bana göre en dikkat çekici ifadesi;
 
 “Dünya Bankası ve IMF, artık fakir ülkelere kendi düÅŸüncelerini zorla  empoze eden ve ellerindeki fonu ancak bu ÅŸartlar altında kullandıran birer kuruluÅŸ haline geldiler. Sıkıntılı ülkenin Maliye Bakanı  o fonlara ulaÅŸmak için  çoÄŸu zaman dinini bile deÄŸiÅŸtirmeye hazır olduÄŸundan  ülkenin diÄŸer bazı kurum  ve uzmanları hiç mutlu olmasa, hatta ÅŸiddetle karşı çıksa dahi ÅŸartlar kolaylıkla dikta ediliyor“ ifadesiyle  bu kurumların düÅŸünce yapısını  ortaya sermektedir.
 
Bütün bu anlatılanlar karşısında ülkemizde halen, IMF nin iyi ÅŸeyler yapmakta olduÄŸunu savunanlara programlarını 58 dünya ülkesinde uygulayıp hiçbir baÅŸarı elde edememiÅŸ olduÄŸunu hatırlatırken onlara karşı gelip kendi öz kaynaklarına, milletine ve ekonomistlerine inanarak bu kurumları ülkesinden kovan Malezya’nın baÅŸarıyı nasıl yakaladığını incelemeleri önerilir. 
 
ÖZELLEÅžTİRME GEREKÇELERİ:
 
Devletin  sırtında yük olduÄŸu iddia edilen KİT’ lerin  yerli, (Daha fazla yabancı) özel sermayeye satılması ve devletin ekonomiden çekilmesi, küçültülmesi, siyasi iktidarların ekonomik paylaşımlardan uzaklaÅŸtırılması, yolsuzluÄŸun, iÅŸsizliÄŸin, iltimasın, verimsizliÄŸin ataletin ortadan kaldırılması baÅŸlıca gerekçeler olarak iddia edilmiÅŸtir ve halen iddia edilmektedir. 
 
2005 tarihi ortalarına kadar  Türkiye: Bu gerekçelerle, yüzden fazla  kurumunu elden çıkarmış,  devretmiÅŸtir.
 
Yapılan icraatlar sonucunda  iÅŸsizlik, DİE  rakamlarına göre  1999–2002 arası 5,9  iken, 2002–2006 arası; 11,2 ‘ye  1999- 2000  yılı sonunda  11 milyar dolar olan cari açık;  2001 sonunda sıfırlanarak artıya geçmiÅŸ olmasına raÄŸmen,  2003- 2005  sonunda  bu rakam tekrar 20 milyar dolara ulaÅŸmıştır. 2006 yılı sonunda rakamın 30 milyar doları bulacağı belirtilmektedir. İç borçlarda meydana gelen artış ise dolar bazında 2002 sonunda 47–87 milyar dolar arasında iken  2003 sonunda 130 milyar dolara,  2005 sonu itibariyle de 180 milyar doları bulmuÅŸtur. Dış borçlar ise Cumhuriyet tarihinin baÅŸlangıcından 2002 yılı sonuna kadar 115 milyar dolardan  2005 sonunda 165 milyar dolara yükselmiÅŸtir.
 
ÖzelleÅŸtirilen hemen hiçbir kurumda yeni yatırımlara gidilmediÄŸi gibi, mevcut iÅŸletmelerin kapasiteleri daraltılarak istihdamda azaltılma meydana getirildiÄŸi, özelleÅŸtirilen bankalarda yolsuzluk dosyalarının çığ gibi büyüdüÄŸü ve halkın üzerine milyarlarca dolar borçlar dağıtıldığı gerçektir. Ne hazin ki dün özelleÅŸtirilen bu bankaların çoÄŸu yine devletin eline döndürülmüÅŸtür.
 
Komik, ama gerçek ÅŸu ki bu bankalarında yeniden özelleÅŸtirilme çalışmaları devam ettirilmektedir. 
 
13 Mayıs 2005 sonu itibariyle  ÖzelleÅŸtirme İdaresi BaÅŸkanlığı Türkiye’de bu güne kadar 10 Milyar dolarlık özelleÅŸtirme yaptığını ifade etmiÅŸtir. Bu özelleÅŸtirmeler süresince  ÖİB, danışman ÅŸirketlerine, reklamlara, maaÅŸlara ise, ayni oranda yani 10 milyar dolar harcama yaptığını  belirtmiÅŸtir. Dolaysı ile özelleÅŸtirilen onlarca kurumdan devletin cebine bir kuruÅŸ dahi girmediÄŸi gibi, adı geçen kurumlarında bedava birilerine peÅŸkeÅŸi saÄŸlanmıştır.
 
ÖzelleÅŸtirmenin amaç ve mantığı ile hiçbir iliÅŸkisi olmayan bu uygulamaların gelecekteki hedefleri ise  Devletin, Güvenlik, EÄŸitim, SaÄŸlık gibi temel fonksiyonlarından da uzaklaÅŸtırılmasını saÄŸlamaktır. (AKP İktidarı zamanında çıkarılan özel güvenlik yasası, yabancılara toprak satışı,  bunun somut örnekleridir.)
 
En verimli toprakların, Turizm potansiyeli yüksek kıyı ÅŸeritlerinin, orman alanlarının  yabancılara satılıyor  olması dikkatlice takibi gereken bir husustur.
 
ABD nin ortaya koyduÄŸu  Büyük  Orta  DoÄŸu Projesi, İsrail’ in  Arz-ı Mevut  ideali,  (Vaat edildiÄŸi iddia  edilen topraklara hâkim olma) Yunanistan’nın  fır hattı-Ege kıta sahası Megola ideası,  AB’nin Büyük Ermenistan ve Bağımsız Kürdistan  gibi dayatmaları da göz önüne alındığında vahametin boyutları açıkça görülmektedir.
 
Bütün bu oluÅŸumlara raÄŸmen siyasi düÅŸünce sahiplerinin ısrarla bunları görmek istememeleri ise, üzerinde düÅŸünülmesi gereken bir husus olmalı ve İsrail’in nasıl Devlet olduÄŸu gerçeÄŸi gözden kaçırılmamalıdır. 
 
ÖZELLEÅžTİRME  İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
 
Türk Telekom'un  özelleÅŸtirmesi ile ilgili ilk fikirler 1985 sonrası zamanın hükümet BaÅŸkanı  (Turgut ÖZAL)  tarafından ortaya atılmış ve kamuoyunun tepkileri neticesinde konu zamana yayılarak, tepkilerin azaltılması ve neticesinde susturulması politikası tamamlanmıştır. Bu dönemde, 406 sayılı kanunun özelliÄŸinden dolayı, özelleÅŸtirmeye cevaz verecek durumda olmaması, yeni kanuni düzenlemelerin yapılması gerektiÄŸini ortaya koymuÅŸ,  bunun ise siyasi otoritelerce, fevkalade zaman alacağı düÅŸünülerek konunun, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ivme kazanacağı görüÅŸü  benimsenmiÅŸtir. ÖzelleÅŸtirmeyle ilgili her yeni hükümet, aÅŸağıdaki  kanuni düzenlemelerle  kurumun satışı yönünde adım atmışlardır.
A- DYP-SHP  Hükümeti döneminde;
 
    509 sayılı KHK, 4000 Sayılı yasa, 4107 sayılı yasa.
B- RP-DYP  Hükümeti döneminde;
 
    4161 sayılı yasa.
C- DSP-MHP-ANAP Hükümeti döneminde;
 
    4502 Sayılı yasa, 4673 Sayılı yasa, 5189  Sayılı yasa.
D-AKP Hükümeti döneminde 5189 Sayılı yasa ve 15.10.2004 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı gereÄŸi  ÅŸirketin % 55'lik  bölümünün blok satışı ile ilgili  karar.         
 
Yapılmakta olan bu kanuni düzenlemeler her ne kadarda anayasa Mahkemesinin  1994 / 45  sayılı kararı ile  daha önce reddedilmiÅŸ ise de, iktidarı elinde bulunduran siyasi otoriteler, ülkenin içerisinde bulunduÄŸu ekonomik sıkıntıları  gündeme getirerek, gereken yardımların alınabilmesini temin en her zaman bu kurumun özeleÅŸtirilmesini ekonominin kurtuluÅŸ reçetesi olarak kamuya anlatma siyasetlerinden vazgeçmemiÅŸlerdir. Oysa Anayasa mahkemesi gerekçeli kararında; “Kalkınmayı hızlandırmak için elbette dış borçlanma, yabancı sermaye, yabancı ortaklardan yararlanmak gerekir; ancak, özelleÅŸtirme  yoluyla giderek yabancıların nüfuzuna yol açılması ülke bağımsızlığı yönünden kabul edilemez. Bu gerçek özelleÅŸtirme politikası  uygulayan  geliÅŸmiÅŸ kimi ülkeleri bile  önlem almak zorunda  bırakmıştır. Telekomünikasyon ve Elektrik gibi stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin yabancılaÅŸtırılması ülke savunması, güvenliÄŸi ve bağımsızlığı  yönünden sakıncalıdır.” İfadesi ile kurumun önemini açıklamıştır.
 
TÜRK TELEKOM A.Åž’ nin   TEKNİK VE FİNANSAL DURUMU:
 
1995 yılı sonunda hazırlanan OECD ‘ye ait bir raporda:
1 -Telekom yeterli hizmet vermekten uzak, olduğu ve bekleyen talep sayısı fazlalığı;
2 -Türk Telekom'da personel sayısının oldukça fazla olduÄŸu. Bu nedenle de maliyetin görüÅŸme ücretlerine yansıtılmakta olduÄŸu dolaysı ile hizmetin pahalı alınmasına sebep teÅŸkil edilmekte olduÄŸu.
3 -ÇaÄŸdaÅŸ hizmetlerin  geç verildiÄŸi  veya hiç verilmediÄŸi  ( GSM, İnternet,  ISDN  gibi)
4- Verilen hizmetlerin  stratejik olmadığı bu nedenle üzerinde bulunan devlet tekelinin kaldırılması gerekliliÄŸi;
 
Gibi çarpık ve son derece düzmece iddialar ortaya atıldı.
 
1995 yılı sonunda OEC:  Bünyesinde bulunan 25 ülke üzerinde yapmış olduÄŸu “İletiÅŸim deÄŸerlendirmesi” çalışmasının ürünü olarak ortaya attığı bu iddialar, hiçbir zaman gerçeÄŸi yansıtmadığı gibi, o tarihlerde özelleÅŸtirilmesi için var güçleri ile çalışmakta olan siyasi otoritelere, haklılıklarını  kamuya lanse edebilmek için referans olmuÅŸtur. Bu iddialara inanmadıkları halde, kendi ikbal ve istikballeri için  kerhen de olsa onay veren bazı bürokrat ve aydın kesim, kurumun özelleÅŸtirilmesinin Türkiye’nin önünü açacağı savı ile maalesef kurumun özelleÅŸtirilmesinde pay sahibi olmuÅŸlardır.
 
Oysa Türkiye’ deki Telekomünikasyon gerçeÄŸi hiçte iddia edildiÄŸi gibi bir seyir izlememiÅŸ, tam aksi, özellikle 1996 yılı sonunda 4000 sayılı kanunla PTT idaresinden ayrıştırılarak, bağımsız  ve ayrı bir ÅŸirket haline sokulması neticesinde Telekom idaresi,  atılım üzerine atılım gerçekleÅŸtirerek  ülkenin her tarafını önce kurÅŸun, sonra bakır ve nihayet Fiber optik kablo ile döÅŸemekle kalmamış, ayni zamanda  tamamen  kendi öz kazancı ile uzaya uydular atarak bu günkü modern telekomünikasyon sektörünü Dünyanın 13. Büyük sabit  telefon operatörü olmasını saÄŸlamıştır.
 
Dolaysı ile ÅŸurası artık kesindir ki; Bu özelleÅŸtirme Dünya Bankası ve IMF ‘nin  yoksullaÅŸtırma ve bağımlı kılma operasyonundan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Ülkemize ise hiçbir ÅŸey kazandırmadığı gibi, pek çok ekonomik deÄŸerin ortadan kaldırılmasına da  sebep olmuÅŸtur.  
 
Yukarıdaki  iddialara Türkiye  perspektifinden bakıldığında  ve örneklenen ülkeler baz alındığında:
 
A- Örneklenen ülkelerin hiç birisi Türkiye'nin  yüz ölçümüne eÅŸit veya yakın  olmadığı gibi nüfusun sosyolojik dağılım  yüzdeleri de eÅŸit veya yakın deÄŸildir.
 
B- Bu ülkelerin hiç birisi  Türkiye kadar geniÅŸ ve engebeli bir arazi yapısına sahip olmadığı gibi, kırsal alanda yer alan nüfus sayısı  ve yerleÅŸim alanı, benzerlik arz etmemektedir. 
 
C- Örneklenen ülkelerden hiç biri, Türkiye’de meydana getirilmekte olan suni terör belasına muhatap olmamışlar, bu nedenle güvenlik görevlisi alanında istihdama mecbur kalmamıştır.
 
Ülkelere göre Telekom sektöründe görev yapan  personel sayısı kıyaslandığında
 
-Almanya,  Deutsche Telekom: 203 Bin 268, 
-Fransa,    France Telekom: 174 Bin 262, 
-İngiltere,   British Telekom: 138 Bin 800,
-İspanya, İspanya  Telefonica: 65 Bin 339,
-Polonya,  Polonya TPSA: 74 Bin 682,
-Türkiye,  Türk Telekom: 56 bin 674 
KiÅŸi  (2004) sonu itibariyle 
İstihdam edilmektedir.
 
Dolayısı ile  emsal gösterilen ülkelerde abone başına düÅŸen personel sayısı  % 4 iken, bu rakam ülkemizde  % 3,2 dir.  Yani, personel sayısı  emsal gösterilen  ülkelere göre daha azdır.
 
Bir taraftan hizmet alanı büyürken buna baÄŸlı olarak da istihdamın geniÅŸleyeceÄŸi gerçeÄŸi İktisadi ve Sosyal bir  olgu, olmasına raÄŸmen, Türk Telekom da 1995 yılı sonunda 76 bin  814 olan personel sayısının 2004 yılı sonuna kadar giderek azaltılmış olması bir ülke halkının yoksulluÄŸa nasıl itildiÄŸinin göstergesidir.   
 
D- Sektörün stratejik olmadığı ve Devletin ana operatörde  bulunmaması  gerektiÄŸi  tezi  sadece kamufle edilen bir yalan olduÄŸu gibi, ayni zamanda ülkede  yer alan, gerek siyaset mensuplarına  ve gerekse  aydın olduÄŸu  bilinen düÅŸünce sahiplerine  karşı yapılan, son derece alçaltıcı  ve küçük düÅŸürücü bir hakarettir.  Ne acıdır ki;  kiÅŸisel egoları, ikbal ve istikballeri, siyasi rant beklentileri nedeniyle politikacılar; ceplerine girecek rantın hevesine kapılmış ilim adamları bürokratlar ve aydınlar; kendi ülkelerine ait öz sermaye için mücadele vermekten uzak kalmış, iÅŸ çevreleri ve büyük yatırımcı ÅŸirketler ise: bu özelleÅŸtirmeyi, içlerine sindirecek kadar vicdan, umursamayacak kadar vatan, göremeyecek kadar bağımsızlık zafiyetine düÅŸmüÅŸlerdir. Åžöyle ki;  
 
GloballeÅŸmenin  mimarı IMF  ve Dünya Bankasının  kurucusu ABD hükümeti, ülkesinde bulunan Voice Stream adlı telekom ÅŸirketine 24 Milyar dolar fiyatla  talipli bulunan Alman  Telekom ÅŸirketine, yaptığı  bu teklifin, ahlaksız olduÄŸunu ifade ederek teklifi reddetmiÅŸtir. ABD yasalarına göre; Bu ülkede bulunan Telekom ÅŸirketlerinin yabancılara satılması yasaktır. Yasa ÅŸöyle demekte; “Hiçbir yabancı hükümete veya  temsilcisine ABD ‘de telekom iÅŸletim ruhsatı verilemez.”
 
Bu gün ABD'de faaliyet göstermekte olan ve tamamı yerli sermayenin  tekelinde bulunan Telekomünikasyon ÅŸirketleri  özellikle terör ve  Milli savunmaya ait konuÅŸmaların dinlenmesi, ifÅŸası veya dinlendiÄŸi halde kamu güvenliÄŸi açısından ABD hükümet yetkililerine bildirilmemesi, açısından milyarlarca dolarlık tazminat talepleriyle mahkemelere sevk edilmiÅŸlerdir.  (Sabah Gazetesi) 
 
2004 sonuna göre yabancı ülkelerin  telekomünikasyon  hizmetlerinde söz sahibi oldukları ülkelerin oransal deÄŸerleri,
 
Filipinler ve Kenya'da % 40, Hindistan-Kore-Meksika ve Polanya’da  % 49, Kanada’da % 47 ve Malezya’da % 30 oranındadır.  Türkiye’de ise bu rakam % 55'dir. 
 
Fakir ve geliÅŸmekte olan ülkelere bu Kurumların mutlaka özelleÅŸtirilmesi gerekliliÄŸini dayatan  IMF, Dünya Bankası, global sermaye güç birlikleri ve bu oluÅŸumların mimarı ABD, kendi ülkelerinde yapılacak olan bu özelleÅŸtirmeye neden karşı çıkarak yasasında gereken deÄŸiÅŸikliÄŸi yapma  lüzumu hissetmemiÅŸtir. 
 
Telekom hizmetleri stratejik deÄŸilse, bu sektöre söz sahibi olmuÅŸ ciddi ülkeler yabancı sermaye sahipliÄŸine neden sınırlama getirmek zorunluluÄŸunu  hissetmiÅŸlerdir?
 
Hemen yan komÅŸumuz Yunan Telekom (OTE) yine, ABD (IMF ve Dünya Bankası) ve AB'nin destek ve yardımları sayesinde Romanya, Gürcistan, Moldovya, Ermenistan, Ukrayna  Telekom ÅŸirketlerini sadece ticari maksatla mı  satın almıştır?
 
Telekom hizmetleri stratejik deÄŸilse  MGK, Türk Telekom'un da komÅŸu ülkelerin Telekom Åžirketlerini satın alması yönünde neden ısrarlı bir teklifte bulunmuÅŸ ve Türk Telekom’un 2001 yılında Bulgaristan ve Arnavutluk’ta yapılan Telekom ihalelerine katılması yönünde fikir bildirmiÅŸtir.
 
Anayasa mahkemesi gerekçeli kararı ile kurumun stratejik önemini  açıklamış olmasına raÄŸmen, siyasi iktidar özelleÅŸtirme kararında ısrarcı olarak % 55 lik bölümü haraç mezat satarak, Türkiye Cumhuriyetinin iletiÅŸim sektöründeki bağımsızlığına son vermiÅŸtir.
DEVAM EDECEK
*Tahsin KAYA : Türk Telekom Erzurum Eski Bölge Müdürü  Yardımcısı. Atatürk Üniversitesinde AraÅŸtırmacı.

Bu Haber 4597 defa okunmuÅŸtur.
TÜRK TELEKOM´UN PİLOT GİRİÅ
MİMARSİNAN OSB İLE TELEKOM PR
TÜRK TELEKOM TELEKOMÜNİKASYON
TÜRK TELEKOM´DA ÇOK ÖNEMLİ
YİNE TÜRK TELEKOM-YİNE SORU Ã
TELEKOM YÖNETİMİNE ŞAŞIRTAN
ABDULLAH TİVNİKLİ ÖLDÜ
TELEKOM´UN PARALARI NEREYE
TELEKOM ARAŞTIRMA ÖNERGESİ R
TELEKOM VE OGER TBMM GÜNDEMİND
CHP SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYOR
VURGUNUN HESABI SORULACAK MI?
YILMAZ ÖZDİL´DEN İBRETL
CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜY
ÖZELLEŞTİRME DEĞİL TALAN
TÜRK TELEKOM ARTIK BANKALARIN
DÖVİZDEKİ ARTIŞ TELEKOM´U N
TÜRK TELEKOMA 12 ÖDÜL
GÖZ GÖRE GÖRE TELEKOM VURGUNU
TÜRK TELEKOM’UN BORCU İÇİN
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!