Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
ÖZELLEŞTİRME VE GERÇEKLER(II)ÖZELLEŞTİRME VE GERÇEKLER(II)

Tarih: 2011-10-03

TÜRK TELEKOMUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ VE GERÇEKLER (II)
Tahsin KAYA.*
2004 YILI SONU İTİBARİYLE TÜRK TELEKOM;
21 Milyon 500 Bin hat telefon santral  kapasitesine sahip olup. 19 Bin 500 sabit  abonesi mevcuttur. Yani Bekleyen olmadığı gibi boş kapasite bulunmaktadır. 35 Milyon Kilometre  bakır, 100 Bin Kilometre fiber optik kabloya, 250 Bin TT Net  abonesine  3 Bin Telekom bayisine, AVEA'nın ( GSM ) %40 hissesine, 80 Bin ankesörlü telefona, Yüz binlerce Kiralık telefon kanalına, F/R, Turpak, ISDN / PRI, ISDN / BA, NMT  müşterisine ve 850 adet kurumsal işyerine  sahiptir. Haziran 2004 sonu itibariyle %100 sayısallaşma sağlamış  yaklaşık 500 bin  ADSL   abonesi vardır.
Yukarıda izahına çalışıldığı gibi Türk Telekom’un teknik analizleri yapıldığında özelleştirilmesi için iddia edilen hemen her türlü gerekçeler, tamamen  uydurma ve safsatadan ibaret olup, gelen iktidarların kamuyu yanıltmak için ileri sürdükleri birer tezdir.
Türk Telekom'un Mali tabloları incelenip son beş yıla ait finansal  performansı  ölçüldüğünde; (TL cinsinden)
2001 yılı sonunda net karı  1.046.850 Katrilyon TL.       
2002       “               “                   572.212         “ 
2003                        “                1.292.057         “  Cirosu 9.5  katrilyon(1,5 Milyar Dolar) 
2004                        “                1.700.100         “                9     katrilyon
2005                        “                2.816.000         “                9.811 katrilyon
TL. Net kârla sahip olan bu kurum, Ülkemizdeki Kurumlar vergisinin %53'ünü ödeyerek son beş yılda ülkede en fazla vergi ödeyen kurumdur. SSK'ya veya diğer, gerek özel ve gerekse tüzel kişiliklere karşı hiç borcu bulunmayan kurumun ayrıca, her yıl hazineye toplam gelirinden  belirli bir pay aktardığı, çalışanlarına Türkiye ortalamasının üzerinde ücret ödediği ve bu ücretin tamamını kendi öz kaynaklarından sağladığı, yaptığı yatırımların tutarı olan bedellerin tamamını öz kaynaklarından karşılayarak dış veya iç kredi kullanmadığı  görülmektedir. 
Türk Telekom bu başarıyı, özelleştirmede ısrarcı bulunan iktidarların ve onların direktiflerini yerine getirmek için her türlü  baskı politikalarını uygulamakla görevli “Hazine Müsteşarlığı, Rekabet Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu  gibi  hükümet ortaklarına, İhale yasasının, sektör’ün özelliğinden kaynaklanan mal veya hizmet alımlarını kısıtlamasına, 10 yıl boyunca personel üzerinde yoğunlaştırılarak artırılan  özelleştirme baskı politikalarının meydana getirdiği psikolojik gerginliklere, yatırımların kısıtlanarak  sektörün gelişmesine fırsat verilmemesine, GSM firmalarına tanınan olağanüstü haklara,  (ara bağlantıları-kapasite artırımı v.s)  medya kuruluşlarının özelleştirme gününe kadar ayni konuları ısrarla  gündemde tutarak  Türk Telekom aleyhinde baskı oluşturmalarına rağmen Türk Telekom, sadece 56 bin personeli ile bu başarıya imza atmıştır.
Bu başarıda, kundaktaki bebeğini komşusuna emanet ederek nöbetine koşan  operatörden, elindeki arızayı gideremedikten sonra  evinin yolunu aramayan teknisyenine, tek başına ıssız dağ başlarında yer alan Kartal Yuvası R/L istasyonlarında canı pahasına  görevini yerine getirmeye çalışan muhafızından (Teröre pek çok şehit verilmiştir),  keçilerin dahi çıkmakta cesaret edemeyeceği kayalıklara omuzladığı direği çıkarma erdemini gösteren işçisine (Mesleğinin icrası uğruna pek çok iş kazası sonunda hayatını kaybeden veya sakat kalan personel mevcuttur), görevinin kutsiyetine inanarak gece yatağında dahi bir sonraki günün iş programını  düşünerek kendisine ve ailesine zaman ayıramayan mühendisinden, bu gün nerede hata yaptım diyerek  kendini sorgulamaktan vazgeçmeyen memuruna,  idarecisine kadar,  tüm çalışanların alın teri, göz nuru ve inanç emekleri vardır.      
 ÖZELLEŞTİRME  İLE İLGİLİ YAPILAN  ÇALIŞMALAR
Türk Telekom’un özelleştirme çalışmaları, hemen her hükümet döneminde büyük spekülasyonların  meydana gelmesine  sebep olmuştur. Kimine göre ülkenin kalkınması ve özerk bir yapıya kavuşturulmasının önünde engel, kimine göre ülkenin kalkınması için gereken sermaye ve kimine göre de hizmet vermekte acze düşmüş bir kurum olarak  nitelendirilmiştir.
Oysa  çağımızda iletişim, her türlü  işlevin temelini teşkil etmektedir. Üretimden bankacılığa, savunmadan toplumsal hayatın tüm aşamalarına, elektronik haberleşme alt yapısının üzerinden gerçekleştirilmektedir. Yani haberleşmeyi kontrol edenin dünyayı da kontrol altına alabileceği kaçınılmazdır. Uluslar arası güç odaklarının Türk Telekom üzerindeki oyununun asıl âmâcı da budur. Bunun en açık göstergesi ise, Türk Telekom'un  kıymet takdirini yapmak üzere seçilen danışman firmanın ünlü tefeci ailesi “Rothschild “lerin İngiltere şubesi olmasıdır.  (Gerçekhayat.com. 13.05.2005 Tayfun Salcı)
Yukarıdaki bölümlerde Türk Telekom’un  gerek teknik ve gerekse finansal analizleri yapılırken kısmen de olsa kurumun yapısal gerçekleri hakkında bizatihi kurum ve bağımsız devlet organları tarafından yapılan değerlendirmelerle ilgili bilgiler aktarılmaya çalışıldı. Burada önemli olan, gerçeklerin kamuoyuna yansıtılması yerine, gelecek tepkileri önlemek ve özelleştirmenin doğru bir karar olacağı imajını, geliştirilen düzmece ve yalanlar üzerine tesis edilmiş stratejilerle  kamuoyuna lanse edilmesidir.
Örneğin 2005 yılında Türkiye Haber-İş Sendikası tarafından hazırlanan bir çalışmanın ihale öncesinde gerek yazılı ve gerekse görsel basında yayınına her nedense fırsat tanınmamıştır.
İhale öncesinde ve sonrasında gerek yazılı ve gerekse görsel basınımızda yer alan iddialar ve  görüşler incelendiğinde muallâkta kalan ve bu güne kadar henüz cevaplanmayan soruların çokluğu, satış işleminin iç yüzünü de ortaya koymaktadır. Yapılan özelleştirmede iyi niyet aramak temel düşünce olmasına rağmen yapılan uygulama ve gelişmeler göstermiştir ki bu özelleştirme kamu menfaatlerini zedeleyen ve ayni zamanda  ülkenin milli ekonomisine  zarar veren bir çalışma olmuştur.
Bu satışı teknik ve mali yönleriyle analiz ettiğimizde kanaatime göre  aydınlatılmasında zaruret duyulan hususlar vardır.
Buna göre;
1- 2006 yılı içerisinde ihalesine karar verilen  (CDMA - WLL)  3. Nesil mobil telefon sistemine ait  frekans bandının bir kısmı, imtiyaz hakkı bedelsiz olarak  neden  ihaleden bir gece önce yani  30 Haziran 2005 tarihinde  gece yarısı yapılan bir anlaşma ile Türk Telekom’a  yani  alıcı firmaya intikali sağlanmıştır.
Almanya ve İngiltere de yapılan ihalelerde bu bantlar milyarlarca dolar değerle  satılmıştır.
2- Türk Telekom’un %40, Hazine'nin  %60  hissesine sahip olduğu AYCELL,  İtalya Başbakanının ülkemize gelmesinden bir gün sonra ARİA ile birleştirilmesi neticesinde  kamunun sırtına vurulan yaklaşık 2 milyar dolarlık zarar neden Türk Telekom’a ödettirilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Devlet Denetleme Kurumu raporu neden  ihale öncesinde veya sonrasında açıklanmamıştır.
3- İhale öncesinde kurumun özelleştirilmesiyle ilgili olarak neden stratejiler belirlenmemiş,  5,5 milyon abonesi ve yıllık karı 500 Milyonu dahi bulmayan Pakistan Telekom   sadece  %26 lık hisselerini  2,4 milyar dolara  satarken,  Türk Telekom’un gerçek değeri  göz ardı edilerek  6.55 milyar dolara satılmıştır.
4- İhaleye Telecom İtalia - Doğan Holding - Emirates Telecommunications -(Etisalat)  Cetel Çalık Enerji San. A.Ş - Dubai İslamik Bank - Koç Holding - Sabancı Holding - Ordu Yardımlaşma ( OYAK) - Saudi Oger  - Turktell Bilişim A.Ş - Malezya Multi Global Link Sdn. — Güney Kore SK Telekom - MNG holding  gibi  şirketler müracaatta bulunmuş olmalarına ve hemen hepsinin yeterlilik almalarına karşın neden yeterli rekabet sağlanamayarak  sadece  4 şirket  fiyat  vermiştir.  
5- 406 sayılı kanun ile üstlenilen görev sözleşmesinde evrensel hizmet yükümlüsü olan Türk Telekom  ihale tarihinden 6 gün önce (7) çıkarılan “Evrensel Hizmetin Sağlanması” ile ilgili kanunla  kurum,  bu görevinden neden uzaklaştırılmış ve alıcı firmaların  kırsal alanlara yapacakları yatırımların önü kesilmiştir. Kanuna göre, bir yerde  hizmet sunulması ekonomik değilse, bu yatırımların mali külfeti “Evrensel Hizmet Fonu'ndan karşılanacaktır”. 
Oysa Türk Telekom’un bakım ve işletme giderleri içerisinde en yüksek gider payına sahip olan kırsal alan bakım–onarım giderleri, ilgili yasa ile yine devletin sırtına vurulmuş ve alıcı firma bu giderlerden kurtarılmıştır. Devlet kendisine ait olmayan  bir sektör için yatırım yapabilecek midir, bir başka deyişle yapılacak yatırımların bedeli kamunun sırtına neden vurulmuştur?
6-  Türk Telekom’un  bir Kamu kuruluşu olması nedeniyle  ülke genelinde tesis edilmiş olan 81 il için tahsis edilmiş ve değerinin yaklaşık 2 milyar dolar olduğu  Telekomünikasyon Kurumu  tarafından açıklanmış bulunan  numaraların,  kullanım bedelleri  neden  Telekom’un değer tespiti aşamasında göz ardı edilmiştir?   
7- Telekom’un bünyesi içerisinde yer alan ve  2000’li yıllardan başlayarak  gelişme gösteren Kablo TV  hizmetlerinin erişimle ilgili yani şebeke ve  tesis işlemleri  neden Kamuda bırakılarak, kar eden  ve rekabete açık bırakılan  kısmı  Telekom’u fiilen eline geçiren  firmaya bırakılmıştır.
8- İhaleden önce AVEA'nın  ortağı olan İtalyan Şirketi TİM, Yönetim ve ortaklık hisseleri üzerindeki spekülasyonlar nedeniyle Uluslararası Tahkime başvuracağını  ilan etmesini müteakiben Başbakan, Saudi Oger'in sahibi Mahmut Hariri ile neden baş başa görüşme lüzumunu hissetmiş ve 17 Haziran'da Lübnanlı Saudi Oger ile Telecom İtalia'nın müşterek bir konsorsiyum kurduklarını Özelleştirme idaresine bildirilerek ortak bildirme süresinin uzatılması sağlamıştır? Zamanlama açısından Lübnan ziyareti ve ihaleyi bu konsorsiyumun kazanmış olması  düşündürücü değil midir?  Kaldı ki  Oger tek başına ihaleye girme kararı almış iken neden daha sonra  Telekom İtalia ile (Çok az bir  sermaye ile) bu konsorsiyumu kurma lüzumu hissetmiştir. Reuters'in 28.3.2006  tarihli haberinde Telecom İtila’ının AVEA da bulunan  %40 lık hisselerini  Ogere devredilmesi  yönünde çalışma başlattığını ifade etmektedir. Oysa TİM'in Uluslar arası Şirketler sorumlusu Giampaolo Zambeletti 6 Mayıs 2005 tarihinde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a göndermiş olduğu mektubunda AVEA üzerinde bulunan %40'lık hisselerini  31 Mayıs'a kadar  Türk Telekom’a satma garantisi istemişti. Türkiye’nin en büyük ödenmiş sermayesine sahip olan ve sermayesinin %45'i (satışa kadar ) kamunun elinde bulunan AVEA'nında (6,6 Milyar dolar) gelecekte başına hangi çoraplar örülecektir. Zaten Telekom’un özelleşmesi neticesinde AVEA üzerindeki kamu payının %22'si Oger'e devredilmiş ve Kamu payı %18'e düşmüştü. TİM'in %40 oranındaki paylarını da Ogere devretmesi halinde, Oger'in bu kurum üzerindeki hisse oranı %62 olacak ve AVEA'nında sahiplik yapısı değişmiş olacaktır. (AVEA'nın geçmişine baktığımızda konuyu çözmekte hiç de zorlanmayız. TİM – İş Bankası ortaklığı neticesinde 3. GSM 1800 operatörü ARİA 12 Nisan 2000 tarihinde 2.525 Milyar Dolar sermaye ile Türkiye piyasasına girdi. 3 yıl faaliyet gösteren Şirket Telekomünikasyon Kurumunun  sözleşmedeki şartları yerine getirmediği iddiası ile 31 Mart 2003 tarihinde ICC'ye  (Uluslararası Tahkim Kurulu)  2,5 milyar dolarlık  ceza davası açtı. Daha sonra TİM İcra Komitesi Başkanı Marco Benedetti  yaptığı bir açıklamada “Türkiyedeki herhangi bir GSM operatörü ile birleşmeleri halinde tahkimden vazgeçeceklerini ifade etti. Açıklamanın ardından İtalyan Başbakanı ülkemize geldi ve Başbakanla baş başa bir görüşmede bulundu, ertesi günü ise  ARİA ve AYCELL,  23  Haziran 2004 tarihinde AVEA adı ile birleştirildi! Bu birleşme neticesinde Türk Telekom Yeni şirkete 300 Milyon dolar  peşin para aktardı.
9- Önceki yıllarda yapılan Lisans sözleşmelerinde firmalara verilen imtiyaz haklarının süresi sonunda, firmalar sistemleri çalışır bir vaziyette Telekomünikasyon Kurumuna devredecekleri öngörülürken, şimdiki durumda bu hüküm yeni firmayla yapılan  lisans sözleşmesinde neden yer almamıştır.
10- Gelişmiş dünya ülkelerinin Telekomünikasyon sektörünün özelleştirilmesi ile ilgili  çalışmalarına bakıldığında, (ABD, İng, Alm, Frns, v.s)  yapılan satışların  halka arz yöntemiyle  yapıldığı halde,  Türk Telekom neden blok halinde  satılmıştır?
11- Anayasa Mahkemesi Türk Telekom’un Yabancılara satışı ile  %50'nin üzerinde yapılacak hisse satışlarını  iptal etmiş olmasına rağmen, Mahkemenin öne sürdüğü gerekçeler  değiştirilmeden ve mahkeme kararı  göz önüne alınmadan  satışın aceleyle yapılması için  neden Bakanlar Kurulu Kararı yeterli görülmüştür.
12- 2004 yılı Bilançosuna göre Pasiflerinin 12,5 milyar dolar, Öz Kaynak değerlerinin 9,3 milyar dolar ve yıllık ortalama net karının 2,2 milyar dolar, AVEA  da ki hisse değerinin de 2 milyar dolar olduğu  düşünüldüğünde Kurumun 6,5 milyar dolara satışı ne kadar ülke menfaatlerine uygundur? (Bu rakamların içerisinde  İmtiyaz Hakları, İşletme Hakları, Pazar Hakları ve İletişim  Ağı dâhil değildir)
13- Çalışmakta olan (son rakamlara göre bu sayı 14 Bin) personelin,  kamudaki başka kurumlara aktarılması neticesinde hazinenin üslenmek zorunda kaldığı rakam 2,4 milyar doların üzerindedir. Ayrıca işten bir şekilde çıkarılacak olan personelinde  kamuya getireceği yük hesaplandığında  bu maliyetin fevkalade artacağı  buna bağlı olarak da meydana gelecek kamu maliyesinin artış oranı, neden dikkate alınmamıştır. Hali hazırda kurumlarında çalışmakta olan personel, kendi uzmanlık alanlarının dışındaki kurumlara nakledilirken onlardan verimli olmaları nasıl beklenecek, aldıkları yüksek ücret, yeni atandıkları kurumlardaki çalışanlarla iş barışının zedelenmesine neden olmayacak mıdır? Kurumdan ayrılacak uzman personelin yeri nasıl doldurulacak, taşeronlar vasıtası ile yapılacağını varsayarsak bu durum,  hizmette kalitenin düşmesine sebep olmayacak mıdır? 
14 – Turkcell ve Telsim'in  büyük  bölümlerinin yabancıların eline geçmesi, yapılan satış sonrasında Avea’nında  kontrolünun  yabancılara verilmesi sonucunda,  milli sermayeli bir telekomünikasyon şebekesinin kalmaması gelecekte, stratejik  hataların önlenmesinde ne kadar yeterli olacaktır?
15- Ülkenin gerekçeleri göz önüne alındığı için yapılmasında zaruret teşkil edeceği varsayımından hareketle, Kurumlar vergisi  ihale tarihinden kısa bir süre sonra neden %30'dan, %20'ye düşürülmüştür? Bu gerekçeler doğruysa neden  bu işlem ihaleden önce yapılmamıştır? Bundan  alıcı firmanın karı ne kadar olmuştur? Kaldı ki; eğer bu uygulama yapılmasa idi yani Kurumlar Vergisi indirilmeseydi bu kez firma,  Kurumlar Vergisi ödememek için bu kez  gerekli teçhizatı kurumlar vergisinin düşük olduğu bir ülkede kuracağı  (Kurulu) şirket üzerinden  alacak ve  elde ettiği karı yurt dışına transfer edecekti. Bu şekilde yurt içerisinde üretilmekte olan teçhizat tamamen atıl kalacak pek çok kablo fabrikası kapanma noktasına getirilmiş olacak, bunun neticesinde pek çok insan işsiz kalacağı gibi yerli sanayiye de bir darbe vurulmuş olacaktı.  Dolayısı ile burada da danışıklı bir strateji izlenmiştir. 
Satışla rekabetin artacağı ve buna bağlı olarak  fiyat endeksinde aşağı doğru bir düşüş yaşanacağı eğer düşünüldü ise, daha vahim bir tablo kaçınılmaz olarak karşımıza gelmektedir. Bu gün Telekom tarafından fatura edilen ücretlerin % 34'ünü vergiler oluşturmakta (%18 KDV, %15 Özel İletişim Vergisi, %1 Haberleşme Vergisi)  firmaya kalan net kar fatura tutarının  %66'sı bu durumda firma elde ettiği gelirle  tüm harcamalarını ve işletme giderlerini karşıladıktan sonra  ayni zamanda yatırım da yapmak zorunda  kalacak elde edilecek kar bu  giderleri ne kadar karşılayacak? Muhtemelen yakında  yukarıda ifade edilen vergilerin bir kısmından da vazgeçilecektir. (Böyle bir yasa teklifi hazırlandığı  duyumları alınmıştır.)  Hizmet kime yapılmakta! Devlete mi? Millete mi? Firmaya mı?  
 16 - Firmaya personel seçimi için verilen 5 aylık süre, neden Danıştay kararı neticesinde 5 yıla çıkarılarak  kiralık memur uygulamasına başlanılmıştır? Anayasa da  Memur kelimesinin görev ve sorumluluğunun tanımı yapılmış olmasına rağmen yönetimi başkalarının elinde bulunan ve Devlete ait tüzel kişiliği sona erdirilen bir kurumda devlet memuru çalıştırılması hukukla ne kadar bağdaşmaktadır?
17- Rekabetle ilgili olarak alınmış olan WİMAX planları neden 2007 yılına  kaydırılmıştır. (Türk İnternet.com/ 18.4.2006)
18.  Varsayalım ki  Kurumun satışı halka arz yoluyla yapıldı.
IMKB’ nin 31.05.2005  sonu itibariyle fon dağılımına bakalım;
En fazla fona sahip ilk on kişi  toplam fonların % 12,47'sine,
İlk yüz kişi  % 42,38'ine,
384 063 yatırımcı ise  bu fonların sadece 0,02'sine sahip.
Yani 1–50 YTL  arasında  hisseye sahip  olanların  sayısı  836 172 kişi hisse değeri payları  5,20.
1 Milyar TL  üzerinde  portföye sahip olanların sayısı 3 116 kişi hisse değeri sayısı 84,7. 
Yabancı hissedarların  sahip oldukları hisse ise toplam hisselerin % 64,8'dir. 
Toplam hisse değerlerinin 33 milyar dolar olduğu  göz önüne alındığında  “Sermayeyi tabana yayma“ ilkesinin  iflasını görmek hiç de zor değildir. Böyle olsaydı bile  bu satıştan ne ülke ne taban, ne de ekonomi kazanacaktı. Teletaş örneğinde olduğu gibi yine yabancı yatırımcı  hisselerin büyük bir çoğunluğunu eline geçirecek ve neticesinde ülkemiz zarar edecekti.
( tspakb.org.tr 31.12. 2005 ) 
19....20....
Soruları çoğaltmak mümkün ancak; özelleştirmeyi savunanlardan ve özelleştirmeyi sağlayanlardan cevaplar beklemek imkânsız.
Bu özelleştirme ile Kamu çıkarları zedelenmiş, Mali açıdan getirisi sıfırlanmış, çalışma barışı sekteye uğramış, işsizlik artmış, kamu kaynaklarının yurt dışına aktarılmasına neden  olunmuştur.
Türk silahlı Kuvvetlerimiz kendi fiber hatlarını (Tafics) tesis etmiş ise de bazı işlemlerini yine Telekom’a ait şebekeler üzerinden yapılmakta olduğu ve bazı mahallerde alternatif hatlarının henüz inkişaf etmediği alınan bilgiler arasında yer almaktadır. Bu durum gelecekte ilgili olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizi sıkıntıya uğratır mı ?  Onu zaman  gösterecektir.  
KAZANANLAR – KAYBEDENLER
Kesinlikle şunun altını çizerek belirtelim ki bu özelleştirme ile ülke, çok büyük bir ekonomik değerini kaybetmekle kalmamış ayni zamanda milli olması gereken iletişim sektörünü de yabancılara, bir şeylerin uğruna hediye etmiştir!
Telekom çalışanları en büyük kaybı yaşarken,  sıradan kullanıcılar olarak tabir edilen kamu  hiç beklemediği  bir etkileşime girmiş, fiyatlarda ucuzlama olmadığı gibi  kontör atış periotlarında yapılan küçük değişikliklerle büyük iş sahipleri ödüllendirilmiş, buna mukabil sıradan tüketiciler daha fazla ücret ödemeye mahkûm edilmiştir.
Kurumla ilgili sendikaların, derneklerin, birliklerin ve diğer sivil toplum kuruluşlarının suskunluk politikaları, amaçlarında belirtilen görüşler ve ifadeler doğrultusunda hareket edememeleri,  planlamalarındaki eksiklikleri ve birlikte hareket kabiliyetine sahip olamama gibi  kişisel zafiyetleri  çalışanların hak kaybına, kuruluşların ise güç kaybına neden olmuştur.
Oysa bu tür sivil toplum kuruluşları, temsil ettikleri kişiler ve kurumların çıkarlarını korumak onların meselelerine çözüm üretmek ve her türlü siyasi amaçlı çıkarlardan uzak bir metotla çalışanların yanında yer almak mecburiyeti içerisinde yer almalıydılar.
Bu özelleştirme ile en çok kazanan ise  hiç kuşkusuz  cihaz üreten  yabancı firmalar ile şirketi  3 yıllık karı karşılığında satın alan  Saudi Oger olmuştur.
Telekom’un devrinden  itibaren geçen süreye bakıldığında  olumlu hiçbir gelişmenin olmaması gelecek tehlikelerinde habercisi olarak görünmektedir. Bunun için teknogratların ve  transmisyon  sektöründe görev yapan  diğer  bağlantı yetkililerinin durağanlığın nedenlerini araştırmaları  gerekmektedir.
Bir başka önemli husus ise Acaba Oger  Telekom,  yakın bir gelecekte veya hükümetin ön gördüğü süre içerisinde  halka açılacak  (B) gurubu kamu hisselerinin, değerinin yüksek olması halinde, sahibi olduğu %55'lik (A) grubu hisselerini halka arz ile satmayı düşünebilir mi? Bir başka değişle bu işlevi yapabilmek için hükümeti ikna çalışmaları yapar mı?  Para için “Babamı bile satarım“ ifadesinin bu ülke Maliye Bakanı tarafından söylendiğini hatırlarsak konunun hiç de uzak mesafe de olmadığını görürüz. Türk internet.com'da geçen bir haberde Oger Telecomun Londra ve Dubai borsalarında halka açılmayı planladığı şeklindeki haber yukarıdaki düşüncemizin doğruluğunu teyit etmektedir.
Bu haliyle Oger Telecom, yapmak zorunda olduğu yatırımları ve geliştirilen teknolojik gelişmeleri Türk Telekom’a  taşımak yerine almış olduğu hisselerin değer artışını sağlayıp elindekileri halka arz etmeyi ve bu sayede kazancını fevkalade artırmayı hesaplamaktadır. Ayrıca  kamuya gitmek zorunda bırakılan 14 bin personele ait ücretleri de onun kar hanesine ilave edersek bu özelleştirmenin Türkiye’nin en stratejik mal varlıklarına sahip bir kurumu üzerindeki oyunları ve buna bağlı olarak satışın, ülkeye neler kaybettirdiğini daha iyi anlayabilmemize yardımcı olacaktır.  
Bu satıştan Devlet; 1 milyar doların üzerinde Kurumlar Vergisi'nden, 1,5 milyar doların üzerinde  Kar Payı'ndan mahrum bırakıldığı gibi, Fon aracılığı ile  yıllık en az 500 milyon dolar, diğer kamu kurumlarına aktarılan personele ödenmek üzere 2,4 milyar dolar  olmak üzere yılda yaklaşık  5,4 milyar dolar ek yükü  üstlenmiştir. Bu paralar bu milletin  alın terlerinden, emeklerinden  alınmaktadır.
Oger Telekom kimdir?
Bir inşaat ve müteahhitlik  firması  olarak,  1978 yılında  Fransızlarla birlikte  “Saudi Oger “ adıyla Lübnanlı  Refik Hariri  tarafından,  Suudi Arabistan ‘da  kurulmuştur.  Oger bir Fransız adıdır ve “ Oje” diye okunur. Rek Hariri hem Suudi hem de Lübnan vatandaşı olma sıfatına sahip olup ayni zamanda Kralın kız kardeşi ile evli olması ona bir takım avantajlar sağlamış ve petrol fiyatlarının patlaması neticesinde kraliyet saraylarını inşa ederek büyük kazanımlar elde etmiştir. 1991 Körfez savaşından sonra  Suudi kralının emri ile  alt yapı çalışmalarına da başlamış ve bu sayede şirketinin büyümesini sağlamıştır. 1998 yılında  Suudi Kralının izni ve Lübnan  halkının isteği ile Başbakanlık koltuğuna oturmuş ve bir suikast sonucu öldürülmüştür. 
Korkut Boratav  Cumhuriyet gazetesinin 13 Temmuz 2005  sayısında  “Telekom Üzerine Çeşitlemeler“ adlı makalesinde Oger şirketler grubuna daha farklı yaklaşarak şirketin, İngilizlerle olan işbirliğini anlatmaktadır. Oger'in danışman olarak gösterdiği isimlerin  British Telecom'a bağlı  bir şirketin üst düzey yöneticileri olduğunu  bunların İngiliz gizli servisiyle yakın ilişki içerisinde olduklarını bir başka iddiasında ise Saudi Oger şirketinin Orta Doğu da kurmuş olduğu iletişim ağının İsrail tarafından rahatlıkla dinlendiğini, Şirketin üç üst düzey yöneticisinin Yahudi olduğuna  dikkat çekmektedir.
NETİCE OLARAK
14 Eylül 1993 tarihinde 509 sayılı KHK ile Türk Telekomünikasyon A.Ş. kuruldu. Ancak Ekim 1993 tarihinde iptal edildi.
18 Haziran 1994 tarih ve 4000 sayılı kanunla TTAŞ yeniden kurularak, hisselerinin  en çok % 49'unun satılması hususlarında usul ve esasları belirleme yetkisi Ulaştırma Bakanlığı'na verildi.
Kanun kapsamındaki TTAŞ  hisselerinin  özelleştirmesine ait hükümler 22 Aralık 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce  reddedildi. (Anayasa Mahkemesi'ne dava açıp iptalini sağlayanlar  bu gün parlamentoda  satışını  onaylayanlardır.)
6 Mayıs 1995 tarihinde 4107 sayılı kanunla  TTAŞ  hisselerinin en çok   %  49’unun devredilmesine bu hisselerin %10'unun Posta İşletmesine bedelsiz, satışta %5'inin Posta ve Telekom çalışanlarına  %34'ün ise gerçek ve tüzel kişilere  satılmasına bu nedenle yeniden değer tespiti yapılmasına  imkân tanındı.
Anayasa Mahkemesi bu yasanın hisse satışları ile ilgili hükümlerini 2 Mart  1996 tarihinde iptal etti.
2 Ağustos 1996 tarihinde çıkarılan 4161 sayılı kanunla  özelleştirmeye ilişkin  hususların Bakanlar  Kurulu Kararı ile  düzenlenmesi öngörüldü. Bu düzenleme için Anayasa Mahkemesine dava açıldı ancak dava reddedildi.
TTAŞ'nin  hisselerinin değer  tespit ve satış stratejisi  16 Şubat 1998 tarihli Bakanlar Kurulu oturumunda alındı ve onaylandı. Ek karar  6 ağustos 1998 de Bakanlar Kurulu tarafından alındı.
TTAŞ hisselerinin %30'luk  bölümünün özelleştirilmesi amacıyla  13 Haziran 2000’den itibaren verilen  ilanlarla ihale açıldı ancak  talep çıkmadı. Bunun  üzerine yeni bir strateji  belirlendi ve ek karar Bakanlar Kurulu tarafından  30 Kasım 2000  de onaylandı.
Şirket hisselerinin %33,5 lik bölümünün  blok  satışında  stratejik ortağa tanınacak uygun yönetsel hakların  ve diğer stratejik konuların  düzenlenmesi için  8  Aralık 2000 de  ÖYK kararları alındı. (Özelleştirme Yüksek Kurulu) Bu amaçla 15 Aralık 2000 de yeniden ihale açıldı ve son teklif verme tarihi 14 Mayıs 2001 olarak belirlendi. Stratejik ortağa tanınan haklarla ilgili olarak Danıştay'a dava açıldı ve Danıştay Yürütmeyi durdurma kararı verdi. 
IMF nin ısrarı üzerine Ecevit Hükümeti döneminde Kemal Derviş'in katkılarıyla 16,5 milyar dolarlık kredi desteği sağlanan yeni ekonomi programın hayata geçirilmesi ve verilen kredilerin serbest bırakılması öncesinde (Ulaştırma Bakanı Enis ÖKSÜZ muhalefetinden dolayı görevden alındı  (Mayıs 2001) ve yeni bir Telekom yasası çıkarılarak Telekom'un %45'inin satılmasına imkân sağlandı. Ancak ihaleye katılan olmadı.
Telekomun satışında ısrarlı olan şimdiki hükümet! Satışın önünün açılması için   %51'in üzerindeki hisselerin blok halinde satılmasına odaklandı. Cumhurbaşkanı yabancıların katılmasına olanak tanıyan bu yasayı 2 Temmuz 2004 onayladı. Bakanlar Kurulu bunun  %55'lik bölüm olduğunu onaylayarak satışın gerçekleşmesini sağladı.
Bugün itibariyle Yer Altı Şebekeleri, Santralleri, Gayrimenkulleri, Yer Altı Kazı Ruhsat Bedelleri, Kamulaştırma Bedelleri, Abone Olma Bedelleri ve personel ile ilgili Eğitim Giderleri göz önüne alındığında Telekom’u yeniden kurmanın maliyet bedelinin 200 Milyar doların üzerinde olduğu asla unutulmamalıdır.
Dolaysıyla alıcı firmaya, ülkemize ve milletimize hayırlı olsun demekten başka çaremizin kalmadığını,
ANCAK;
TÜRK TELEKOMUN SATIŞININ TÜRK MİLLETİNE, TÜRK EKONOMİSİNE VE TÜRK İLETİŞİM SEKTÖRÜNE YAPILAN BİR İHANET OLDUĞUNU VURGULAMAK HER TÜRK İNSANI GİBİ BENİMDE GÖREVİM OLDUĞUNU BELİRTMELİYİM. 
Tahsin KAYA
Türk Telekom Erzurum Bölge Müdürlüğü Eski Yardımcısı. Halen Atatürk Üniversitesinde Araştırmacı
Bu Haber 3004 defa okunmuştur.
KAREL İLE T.TELEKOM ARASINDA İŞB
KURUMLAR VERGİSİNDE TELEKOMUN AD
TELEKOM`DA BORÇ KRİZİ ÇALIŞAN KR
TÜRK TELEKOM’U GERİ ALACAK MISIN
TÜRK TELEKOM DA KİMLER KAZANIYOR
ORGANİZASYON DEĞİŞİKLİĞİNE ELEŞT
YÖNETİCİLERE EMEKLİLİK TEŞVİKİ
T.TELEKOM´DA BÜYÜK DEĞİŞİKLİK
TÜRK TELEKOMDA BÖLGE MÜDÜRLERİ D
GÜNEY 1 BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE ALKIŞ
BÖYLE KAZIK YEMEDİK
TÜRK TELEKOM ... YİNE DE ZARARDA
TÜRK TELEKOM ZARARDA !
MUSTAFA ŞENLİ DİREKTÖRLÜĞE ATAND
YAKUP ÖZTUNÇ TT GENEL MD. YARD.
DARBE GÜNÜ TELEKOM BİNASININ İŞG
TÜRK TELEKOM´U AKİS DENETİ
T.TELEKOM´DAN BORÇ UZATIMI
TÜRK TELEKOM NEDEN ZARAR ETTİ?
TÜRK TELEKOM VE PTT GÜÇ BİRLİĞİ
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!