Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
YUNUS TÜRKÖLMEZ YAZDI...YUNUS TÜRKÖLMEZ YAZDI...

Tarih: 2013-04-03

İçimizden biri,  Türk Telekom İstanbul 1. Bölge Müdürlüğünde 27 yıl çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 2011 yılında emekli olan, şu anda İstanbul’da çeşitli yerel gazetelerde köşe yazarlığı yapan  eski çalışma arkadaşımız Yunus TÜRKÖLMEZ bu kez bizler için yazdı.

PTT’nin A.Ş. olmasına karşı çıkan çalışanlara ve memur sendikalarına verdiği destek ile ilgili yazmış olduğu PTT'DE GREV (okumak için TIKLAYINIZin devamı olan "PTT ÇALIŞANLARININ MÜCADELE TARİHİNDEN 2" başlıklı yazısını bilgilerinize sunuyoruz.

 

PTT ÇALIŞANLARININ MÜCADELE TARİHİNDEN 2.                                                                                                              

PTT Çalışanlarının yürüttükleri haklı mücadelelerine destek olarak yazdığımız “PTT’DE GREV” başlıklı yazımıza ikinci bölümü ile devam ediyoruz.

-1919. Posta Telgraf Müdürlüğünde (İstanbul) Telgrafçıların Hak Arama ve Yönetimi Protesto Eylemi.                                                                                                       
Tarihi kesin olarak belirlenemeyen, ancak PTT’ye Genel Müdür olarak atanan Refik Halit Karay (1) döneminin başlarına denk gelmesi nedeniyle 1919 yılında olduğunu tahmin ettiğimiz bu eylemle ilgili araştırmacı Baha Gökoğlu şu bilgiyi vermektedir.                            
Damat Ferit’in Sadrazamlığa getirilmesi ile Refik Halid PTT Umum Müdürlüğüne tayin edilir. Telgrafhanede de hıyanet şebekesinin iyice genişletilmesini temin için Şeyh R… Posta Telgraf ve Telefon Memurun Müdürlüğüne getirilir. 

Bu arada Güzel Trakya’mızı da düşman ayakları altında kirletmişti. Oradan çoluk çocukları ile göçen, göçmen telgrafçılar aylardan beri aylık alamamışlardı. Bu alacaklarını talep etmek ve yeni bir göreve atanmalarını sağlamak üzere Umum Müdür ve Memurun Müdürünün kapıları önünde bekleşirlerken, odasından çıkan Şeyh R... bunları oradan uzaklaştırmak için Burada İngiliz Polisi yok mu? Şu herifleri tutsunlar. Bu Millicilerin burada işi ne? Mustafa Kemal’le bir oluyorsunuz ha…’ diye bağırır.
Bunun üzerine koridorlarda ızdırap içerisinde kıvranan yüzlerce telgrafçının hep birden ‘Bizi buradan polisimizden başka hiç kimse çıkaramaz. Çoluk çocuğumuz aç, medrese köşelerinde inliyoruz. Hakkımızı istiyoruz. Ölürüz de İngiliz Polisine teslim olmayız’ diye mukabele ediyorlar. Bu tepki üzerine ürken Şeyh R… odasına kaçıyor. (A. Baha Gökoğlu. İnkılâbımızda Posta ve Telgrafçılar. Ankara, 1940. S.4-5.)                                                                                                                                                                         Son derece haklı ve her şeyden önce insani olan bir talebe karşılık yönetimin duyarsızlığı bir yana, İngiliz işbirlikçisi tavrına doğrusu diyecek çok fazla bir şey de bulamıyor insan.

-21 Ocak 1919. Telefon Memurlarının Ücret Artışı Taleplerini İdareye Bildirmeleri.

Telefon memurları ücretleri yükseltilmezse grev yapacaklarını idareye ve kamuoyuna bildirirler.Ancak hakkında şimdilik daha fazla bilgi yoktur.                          

-1924 Temmuz. İstanbul'da Posta Dağıtıcılarının İş Bırakma Eylemi.                                      
İstanbul Posta Müvezzileri (dağıtıcıları) 21 TL olan ücretlerinin artırılması ve günün koşullarına göre yeniden belirlenmesi için iş bırakırlar. Eyleme ne kadar çalışanın katıldığı, kaç gün sürdüğü veya ne sonuç alındığı hakkında fazla bir bilgi yoktur. (Sedat Şen. İşçi Sınıfı Eylemleri ve Devrimimiz. Diyalektik Yayınları. İstanbul 1993. C.1.s.42.)

-1925 Temmuz. Erzurum, Samsun, Trabzon, Adana Telgrafçılarının Grevi ve Ankara İstiklal Mahkemesinde Yargılanmaları.                                                                
Cumhuriyet kurulduktan sonraki etkili eylemlerden biri olarak kabul edilen bu eylem hakkında en geniş bilgi Prof. Dr. Ergun Aybars’ın İstiklal Mahkemeleri adlı eserinde yer almaktadır. Greve ve yargılamaya geniş yer veren Ergun Aybars’a göre gelişmeler şöyle olmuştur. 
Maaşlarının artırılması için yaptıkları başvuruya idarece ‘1925 yılı bütçesinin kesinleşmesi nedeniyle isteklerinin karşılanamayacağı, ancak 1926 yılı bütçesi hazırlanırken konunun dikkate alınacağının’ bildirilmesi üzerine zam isteyen Telgrafçılar aynı anda greve başladılar.

Erzurum, Samsun, Trabzon ve Adana’da Grev Komitesinden aldıkları  parolası üzerine bütün telgrafçıların işi bırakmasıyla grev başlar. İşin arkasında komünistlerin bulunduğunu ileri süren hükümet, bu hareketi  olarak görür ve hemen grevcileri tutuklattırarak  <hükümet aleyhine komplo kurdukları> iddiasıyla Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılanmak üzere harekete geçer.                                                                                                     
Samsun’dan 22 Telgrafçı Ankara’ya getirtilir ve 13 Temmuz 1925 tarihinde ilk duruşmaları yapılır. Adana Telgrafçıları da 14 Temmuz 1925’te Ankara’ya getirtilerek yargılanmaları başlatılır. Aynı gün basına bir açıklama yapan mahkeme başkanı Ali Bey olayın yargılamadan sonra açığa kavuşacağını söyler. Mahkeme her sanığı ayrı ayrı sorgular. Toplam 9 gün süren yargılama 22 Temmuz günü biter. O gün yargılanan tüm telgraf memurları mahkemeye çıkarılır. Savcı Necip Ali Bey iddianamesini okumaya başlar. “İstiklal Savaşı zamanında telgrafçıların yaptıkları hizmetlerin takdire şayan olduğunu, Millet Meclisinin de bu hizmeti takdirle hatırladığını, ancak telgraf memurlarının maaşlarının azlığı dolayısıyla istifa etmeye ve diğer taraftan hükümete karşı tehdit eder bir durum almaya başladıklarını”
söyler.

Ve devam eder mahkeme savcısı Necip Ali Bey. “Millet Meclisinin toplantı halinde olmadığı için hükümetin maaş artışı yapamayacağının kendilerine bildirilmesine rağmen memleket haberleşmesini felce uğratmak istemişlerdir” suçlamasını yapar. Ancak yaptığı inceleme sonucunda bütün telgrafçıların bu konuda müşterek olmadıklarını da (amaç birliği içerisinde) açıklar.

v  Sonuç olarak da savcı şu cezaları ister.                                                                                                        -Adana Telgrafçılarının hepsinin beratlarına,
  - Samsun Telgrafçılarının yazdığı telgrafta  kışkırtıcı ve tahrik edici unsur bulunduğu için müdürleri Ali Rıza, muharebe baş memuru ve dört memurun daha Ceza Kanunun 102. Maddesi uyarınca cezalandırılmalarına
  -Trabzon TelgrafçılarındanYusuf’un da teşvik edici olduğu belgelendiğinden cezalandırılmasına, diğer memurların ise beratını ister.

Yargılama sonunda mahkeme şu kararı verir.

“Memurun bir hakkı usulüne göre başvurarak istemesi kanunidir. Telgraf muhabirlerinin devlet teşkilatında önemli bir yerleri vardır. Bilerek yapılmamış olan böyle bir hareket devletin şerefi ile şiddetle ilgili görülmüş ve yapılan yargılama sonucunda telgrafçıların çeşitli adli sebeplerle istifa ettiklerini, bazılarının ise hükümete karşı itaatsizlikleri sabit bulunmuştur.”

Sonuç olarak da;
Samsun Telgraf Müdürü Halim Beye 3 sene, muhabere baş memuruna 2 sene, istida memuru Rıza Tevfik ile muhabere memurları Faruk ve Mehmet Efendileri de birer sene hapse mahkûm eder. Adana, Trabzon ve diğer Samsun telgrafçıları ise berat ederler.

Prof. Dr. Ergun Aybars bu kararı şöyle yorumlamaktadır.                                                     
Bugünkü personel kanununa göre bile memurların grev hakkı bulunmadığı göz önüne alınırsa İstiklal Mahkemelerinin çalıştığı bir ortamda yapılan bu grev eylemi çok cesurca bir harekettir.

Mahkemenin böyle bir olay karşısında birkaç kişiyi cezalandırıp diğerlerini berat ettirmesini önemli bulan yazar devamla şu değerlendirmeyi yapar. “Grev hakkı açısından bu olayın ayrı bir önemi vardır. Kararın alınmasında telgrafçıların milli mücadele içindeki çalışmalarının da etkisi olduğu görülmektedir. Verilen kararla bu gibi olayların çıkmaması için bir uyarı daha yapılmış oluyordu.”(Ergun Aybars. İstiklal Mahkemeleri. (1920-1927) C.1-2. İleri Kitabevi, İzmir.1995.S.376-378)

Devlete karşı en ufak bir kalkışmanın bile çok ağır cezalara çarptırıldığı bu dönemde mahkemenin verdiği karar gerçekten üzerinde durulmaya değer bir karar olup, günümüz yargısı açısından da kıyasen ilginç bulunduğu için biraz ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Yazıyı daha fazla uzatmadan burada noktalayalım.(2)

Dostlukla.

(1)     Refik Halid Karay: Ünlü yazar yaşamının bir döneminde PTT Genel Müdürü olarak iki kez görev yapmıştır. Birinci görevi 12 Nisan 1335 ile 12 Teşrinievvel 1335 tarihleri arasında olup on bin kuruş maaşla görev yapmıştır. İkinci görevi ise yine aynı maaşla ve 15 Nisan 1336 ile 23 Eylül 1336 tarihleri arasında yapmıştır. (PTT sicil no. 4419) Genel Müdürlüğü döneminde Milli Mücadeleye destek oldukları gerekçesiyle Manastırlı Hamdi ve bazı telgrafçıların memuriyetten atılmalarını sağlamıştır.(Refik Halid Karay ve Genel Müdürlük dönemine ait daha fazla bilgi için: Asaf Tanrıkut; Türkiye Posta ve Telgraf ve Telefon Tarihi. Cilt 2 ve http://www.telekomculardernegi.org.tr/haber-2770--iz-birakan-ptt’ciler--2---refik-halit-karay.html linki üzerinden “İz Bırakan PTT’ciler (2) Refik Halit Karay.)

(2)     PTT Çalışanlarının 1840-1995 arası kurmuş olduğu tüm örgütlenmeler ve yaptıkları eylemler hakkında kronolojik bir sıralaması ve türlerine göre sınıflandırmaları için bakınız. Yunis Türkölmez. PTT’de İşçi ve Memur Örgütlenmesi. Ankara.1998.

Bu Haber 1688 defa okunmuştur.
MİLLİ PUL SERGİSİ AÇILDI
TELİA TURKCELL HİSSELERİNİ SATIY
ÇÖKEN MADEN; MEĞER ÖZELLEŞTİRİLM
ERDOĞAN GÜMÜŞ YAZDI: FRİG YOLU
SENDİKA BAŞKANLARINDAN BYLOCK UY
1350 KİLOMETREDEN MEKTUP VAR
TURKCELL´İN FİNANS ŞİRKETİNE BDD
HUAWEİ AEO SERTİFİKASI ALAN İLK
CERABLUS´A PTT ŞUBESİ AÇIL
PTT GENEL MÜDÜRÜNÜN 60 DANIŞMANI
CEP ŞİRKETLERİNİN BORÇLARI SİLİN
DÜNYANIN EN İYİ PULU: KARS KALES
E.GÜMÜŞ YAZDI; İZNİK´TE GÜN BATI
20 BİN KİŞİYE İŞ: MİLLİ HACKER
CENGİZ YERLİKAYALAR´IN ANNESİ VE
TÜRK MÜHENDİSLERİ ATM YAPTI
HABERLEŞME İLE İLGİLİ KANUNLAR D
PTT´NİN SÖZLÜ SINAVINA DANIŞTAY
PTT´DEN İSTİHDAMA İLİŞKİN AÇIKL
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDEN TURKCELL&
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!