DİKKAT... DİKKAT... DERNEĞİMİZDEN ÖDÜLLÜ MAKALE YARIŞMASI....
 
PAZAR HİKÂYESİPAZAR HİKÂYESİ

Tarih: 2013-06-02

Siz dostlarımızla hep Telekomünikasyon, Bilişim, Personel, Hukuk, Özelleştirme Uygulamaları ile Zamları eleştiren, Türk Milletinin birliğini savunan, bölücü terörü lanetleyen paylaşım ve değerlendirmelerde bulunuyoruz/bulunacağız.

Milli ve Dini bayramlarımızı, Atatürk'ümüzü ve sözlerini unutmuyoruz/unutmayacağız.

Tarihi değerlerimizi hep hatırlıyoruz/hatırlayacağız.

Bugün gündemin dışına çıkarak, sizler ile değerli bir dostumuzun gönderdiği, tarihte yaşanmış olduğu iddia edilen bir hikâye paylaşmak istedik.

Umarız ilgilerinizi çeker. 

 

Kabağında Sahibi Vardır Elbet!

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.
Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.
Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür 
süslerden arınması gereklidir.. .
Saç, sakal, bıyık, kas, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.
Vur usturayı berber efendi, 
Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. 
Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım,
Diye kükrer. Dervişlik bu...
Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş.
Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
'Kabak aşağı, kabak yukarı.'
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. 
Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.
Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:
Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
-  Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmişim.
-  Gel gör ki kabağında bir sahibi vardır elbet !. 

-  O GÜCENMİŞ OLMALI

 


Hikâye böyle...

Ama hayat da böyle….

Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağın da bir sahibi olduğunu,

bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin kibir ve kul hakkı yemek olduğunu,

unutmaya başlayanlar bir gün anlayacaklardır...

 

 

Bu Haber 1517 defa okunmuştur.
ADANA, ÇEKİL ARADAN
NUTUK´TA TELGRAF VE TELGRAFÇILAR
TEKNOLOJİ TARİHİNDEN EN ÖNEMLİ 9
POSTA VE TELEKOMÜNİKASYONDA İLKL
ANTALYA TELGRAFHANESİ GERÇEĞİ
NOSTALJİ; PTT SPOR KULÜBÜ
PTT TARİHİNİN İLK BÜYÜK YOLSUZLU
KUTLUCA (KUŞÇALI) TELGRAFHANESİ
POSTANE İŞGALLERİ III
POSTANE İŞGALLERİ (2)
POSTANE İŞGALLERİ (I)
FOTOĞRAFLARLA NOSTALJİ
İZMİR TELEFON ŞİRKETİNİN DEVLETL
İZ BIRAKAN PTT’CİLER 4: ORHAN V
PTT-TELEKOM TARİHİNDEN FOTOĞRAFL
PTT-TELEKOM TARİHİNDEN FOTOĞRAFL
ESKİ VE İLGİNÇ TELEKOM REKLAMLAR
PTT ve TELEKOM FOTOĞRAFLARI 2
PTT-TELEKOM TARİHİNDEN FOTOĞRAFL
PTT (TÜRK TELEKOM) FUTBOL TAKIMI
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!