DİKKAT... DİKKAT... DERNEĞİMİZDEN ÖDÜLLÜ MAKALE YARIŞMASI....
 
NASIL BİR ÖZELLEŞTİRME OLMALI?NASIL BİR ÖZELLEŞTİRME OLMALI?

Tarih: 2014-05-27

Özelleştirmenin ana amacı, devlete tek seferde en yüksek geliri sağlamak değil, özelleştirmeden etkilenen tüm paydaşların refahını artırmak olmalıdır.

Soma’da gerçekleşen maden kazasından sonra özelleştirmenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili sorular gündeme geliyor. Özelleştirme, kamunun sahipliğindeki tesis ve mülklerin sahipliğinin veya yönetiminin süresiz veya süreli olarak özel sektöre devredilmesi olarak tanımlanabilir. Özelleştirmenin amaçlarından biri, modern ekonomik sistemde, asıl görevi işletmecilik, girişimcilik veya üreticilik olmayan devletin yeterince üretken işletemediği varlıkların, özel sektörde daha kârlı hale getirilmesidir. Bu amaçla yapılan devir, kamuya özelleştirme geliri adı altında tek seferlik bir kaynak aktarırken, özelleştirmenin alıcısı olan özel sektör kuruluşa da, varlık veya tesisin daha kârlı işletilmesiyle getiri sağlar. Ancak, bu ‘dar’ kapsamdaki tanımı, özelleştirmenin ekonomik ve sosyal yapı içerisindeki rolünü tanımlamaya yetmez. Özelleştirme, kamudan özele yönetim ve/veya mülkiyet geçişiyle bir ‘al gülüm ver gülüm’ ilişkisinin ötesinde, özelleştirmenin tüm paydaşları için refah artırıcı olmalıdır.

Özelleştirmenin paydaşları

Bir özelleştirmenin tarafları, ‘satıcı’ konumundaki devlet ve ‘alıcı’ konumdaki özel sektör müteşebbisinden ibaret değildir. Özelleştirilen işletmenin nihai tüketicileri, çalışanları, tesisin bulunduğu bölgede yaşayanlar, işletmenin tedarik zincirinde bulunan ürün/hizmet alıcısı veya satıcısı konumundaki şirketler de özelleştirmenin paydaşları arasındadırlar – diğer bir ifade ile bu özelleştirme işlemi ve özelleştirilen şirketin faaliyetlerinden maddi anlamda etkilenebilmektedirler. Özelleştirmenin amacı tek seferlik gelir elde etmek değil, tüm paydaşların refahını artırmak olmalıdır. Refah, insanların maddi gelir, sağlık, yaşam koşulları, mutluluk gibi açılardan iyi durumda olmasıdır. Gelir artırıcı özelleştirmeler her zaman refah artırıcı olmayabilmekte veya refah artışı sağlanan özelleştirmeler her zaman en yüksek geliri sağlamayabilmektedirler. Yakından tecrübe ettiğim bir özelleştirme üzerinden örnek verebilirim: 1990’ların başında PTT kuruluşunun, telekomünikasyon hizmetlerine dair birimi olan ‘T’sinin ‘Türk Telekom’ adlı ayrı bir şirket olmasından sonra bu şirket özelleştirilme programına alındı. Bu dönemde Türk Telekom neredeyse tüm iletişim hizmetlerinde ‘tek tabanca’ olan kurumdu. Bu kurumu alan yatırımcı, büyük bir ülkenin tüm telekomünikasyon hizmetleri ihtiyacını tek başına karşılayacağından, ‘tekel’ olmanın ‘keyfini’ sürecekti: Tekel, özel sektörün rekabetini ensesinde hissetmez, istediği hizmetleri istediği fiyattan tüketiciye sunar. 1990’ların başında Türk Telekom’un özelleştirilmesi halinde bütün hisselerinin değeri için 30 milyar dolar’a kadar çıkan fiyatların ödenebileceği dile getirildi. Ne var ki, Türk Telekom 2005 yılında, yüzde 55 oranındaki hissesi 6,55 milyar dolara satılarak özelleştirildi – yüzde 100 oranındaki hissesi için 11,9 milyar dolar değer biçilerek. Ancak, tüm paydaşlar açısından bakıldığında, 1990’ların 30 milyar değerindeki Türk Telekom’u ile 2000’lerin 12 milyar değerindeki Türk Telekom’u aynı değildi. Arada geçen zaman zarfında, iletişim hizmetleri tüketicilerinin daha çeşitli ve yenilikçi iletişim hizmetlerini daha kaliteli ve ucuza almasını sağlayacak yapısal değişiklikler oldu. İletişim hizmetleri sektörü rekabete açıldı.

Artık gerekli lisansları alarak yatırım yapmayı göze alan şirketler, iletişim hizmetlerinin birçok türünde Türk Telekom’a rakip olarak ortaya çıkabiliyorlardı. Uzun mesafe telekomünikasyon hizmetlerinde, mobil iletişimde, genişbant internette ve hatta rehberlik hizmetlerinde rekabet söz konusuydu. Rekabet, tüketici açısından makul fiyatlarda alternatif çeşitliliği demektir. ‘Rekabet Kurumu’ ve ‘Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ gibi düzenleyici kuruluşlar, telekomünikasyon şirketlerinin usulüne uygun ve tüketiciye fayda sağlayacak şekilde hareket etmesi için görev yapmaya başlamışlardı. Öncesinde, bir devlet kuruluşu olan PTT veya Türk Telekom, sizin bahçenizi hiç sormadan kazıp altında kablo geçirebiliyorken, yeni düzenlemelerle tüm telekomünikasyon şirketlerine ‘geçiş hakkı’ için diğer taraflara bedel ödeme zorunluluğu getirildi. Özelleştirme sonrasında, şirketi verimli hale getirmek için personel sayısında azaltıma gidilmesi durumunda, çalışanların zarar görmemesi açısından, kamuda ihtiyaç duyuldukları başka yerlere nakledilerek işlerini kaybetmeme imkânı ve hatta şirkette kalma veya kamuya dönme arasında seçim hakkı tanındı. Arada geçen sürede tekel konumunu kaybeden bir şirketin değeri düşse ve tek seferlik kamu geliri kaybedilse de, tüm paydaşlar açısından ‘refah artışı’ sağlandı yani ‘toplum’ kazandı.

Özelleştirmenin ana hedefleri

Bu örnek ışığında özelleştirmenin tek amacının en yüksek gelir veya şirkette en yüksek kârlılık olmaması gerektiği söylenebilir. Özelleştirme, tabii ki yatırımcıyı cezbetmek açısından alıcı tarafa ekonomik bir getiri ve teşvik sunmalıdır ve satış esnasında kamu zararına uğramamak için varlık devri belirlenmiş bir asgari değerin altında (muhammen bedel) olmamalıdır. Ancak özelleştirme, tekel konumunun getirdiği yüksek kârlara veya spekülatif kârlara yol açmamalıdır: Örneğin arsa ve diğer gayrimenkul satışları sonrasında imar değişiklikleri olmamalı veya bu değişiklikler özelleştirme öncesinde tamamlanarak özelleştirme fiyatına yansımalıdır. Özelleştirme, devletin ilgili faaliyetten tamamen elini eteğini çekmesi olmamalıdır: Devlet düzenleyici, denetleyici ve gözetici konumunu devam ettirmeli hatta sıkılaştırmalıdır. Devlet özelleştirilen alanda rekabeti teşvik etmeli ve tüketiciyi korumalıdır. Devletin tek seferlik gelirde en yüksek seviyeye ulaşmaması, rekabetin arttığı bir sektördeki büyümeyle birlikte vergi gelirleri artışıyla telafi edilebilecektir. Özelleştirme, bu normlara uygun olduğu sürece, topluma hizmet etmiş olacaktır.


Metin ERCAN-radikal.com.tr

Bu Haber 780 defa okunmuştur.
TELEKOM´DAN GİTME ZAMANI
VARLIK FONU’NA BÜYÜK DEVİR
KÂR EDEN ŞİRKETİ SATTILAR
ÖZELLEŞTİRMENİN YENİ BAŞKANI: AH
ÖZELLEŞTİRME SAHTEKARLARINA MAHK
TP ÖZELLEŞTİRİLDİ
ÖZELLEŞTİRME POLİTİKASI AGRESİFL
ŞEKER STRATEJİK AMA TELEKOM DEĞ
ÖZELLEŞTİRME TORBADAN ÇIKARILDI!
SAADET´TEN ÖZELLEŞTİRME TEPKİSİ
ÖZELLEŞTİRME TORBASI GELİYOR…
195 KURULUŞTA KAMU PAYI KALMADI
MİLLİ PİYANGO NEDEN HALKA ARZ ED
RUSYA´DA ÖZELLEŞTİRME KARŞ
MAHKEME KARARINA RAĞMEN !!!
KAMU-SEN GENEL BAŞKANI KONCUK AÇ
DEVLETLEŞTİRME Mİ BAŞLIYOR?
HAZİNE´YE ÖZELLEŞTİRMEDEN
BİR GARİP ÖZELLEŞTİRME
ÖZELLEŞTİRME GELİRİ 67 MİLYAR DO
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!