Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
SEN O SÖZ OL, O SÖZ DE SEN…SEN O SÖZ OL, O SÖZ DE SEN…

Tarih: 2014-11-17

Yıllar öncesi…

Türk Telekom, çağın gereklerine ayak uyduruyor… Birimlerin isimleri değişiyor, bazı birimler kapanıyor, yeni birimler açılıyor.
Kurum makyajlanıyor.

“Personel Müdürlüğü”nün adı “İnsan Kaynakları” oluyor… “Muhasebe Müdürlüğü” oluyor, “Finans”…  TT İşletme Müdürlüğü’nün görev alanı genişletiliyor, onun da ismi “Pazarlama Müdürlüğü” oluyor…Bu birimin başına biraz meşakkatli olsa da beni getiriyorlar…

Öncelikle bu birimde yeni hizmetlerin tanıtımının yapılması ve müşterilere daha iyi nasıl hizmet verilir üzerine kafa yorulması gerekiyor…

Bunun için Müdürlüğe yeni kadrolar tahsis edilmiş, öncelikle bu kadroları doldurmak gerekiyor. Kalite şefmühendisliğine Nurettin Kivre atanıyor.

Derken mahkûm kadrosuyla işe alınan Ayhan da “Abi beni de yanına al.” diyor. Kırmıyoruz o da yeni birime alınıyor…

Bu arada kurum personeline “Bilinçlendirme” eğitimi veriyorum. Ama bu eğitim Sokrat’ın savunmasıyla başlıyor. Einstein’in düzeni sorgulamasıyla devam ediyor…

Bir eğitimde arkalardan tanımadığım genç bir arkadaş kalkıp bu anlattıklarımı sorguluyor. “Niçin kendi atalarımızdan büyüklerimizden örnekler vermiyorsun da hep yabancılardan veriyorsun?” diye soruyor…
“Atalarından verilen örnekleri eğitimin boyunca oldukça çok dinlemişsindir, sohbetlerde, camilerde  fazlasıyla anlatılıyor… İyi bir eylemi gerçekleştiren insanın kim olduğunun ya da güzel bir sözün hangi ağızdan çıktığının ne önemi var?” diye cevap veriyorum

Ders süresi doluyor, ara veriliyor…
 
*****
Sadi Baba’nın dergahı aynı zamanda kocaman bir kütüphanedir.
Dergaha ait iki duvar boydan boya kitaplıktır. Ve bu kitaplıkta yaklaşık on bin civarında kitap vardır. Abartısız olarak bunların en az yarısı da yabancı yazarlara aittir… Bana verdiği ilk kitaplardan birisi Alexis Carel’in “İnsan Denen Meçhul”adlı eseridir. Bir de Gurdjief’in “Olağanüstü İnsanlarla Karşılaşmalar” kitabını hatırlarım…

Sadi Baba, Rus yazarları çok beğenirdi mesela… Dostoyevski, Tolstoy, Çehov… Bu yazarlara ait eserler bulunurdu dergahta…

Bir gün sohbetteyiz. Şöyle dedi…

“Bir gül bahçesinde gezindiğini düşün… Renk renk açmış güllerin bulunduğu bir gül bahçesinde… Kırmızı, pembe, sarı, beyaz… Hatta siyah… Gözlerini kapa… Derin bir nefes çek içine… Öyle çek ki çevreye yayılan o mis kokular içine dolsun… Bu kokular kırmızı gülden mi gelmiş, beyazdan mı, yoksa siyahtan mı düşünme… Kokuyu çekmeye devam et… Sen koku ol, koku da sen…”

Ve konuyu şu cümleyle bağladı…

“İyi bir söz duydunsa, al onu zihninde sakla… Kimden geldiğini düşünme… Rus’tan mı gelmiş, yoksa bir Fransız’dan mı dert etme… Sen o söz ol… O söz de sen…
 
*****
“Benimle çalışmak ister misin?” diye sordum, gence. Tereddüt etmeden “İsterim.”dedi…

Müdürünü aradım. Konuyu izah ettim.

“Çocuk Yetiştirme Yurdunda yetişmiş bir çocuk. Agresifliği var. Sonradan duyunca “Niçin söylemedin?” demiyesin.” diye de uyardı. Bana normal adam lazım değildi ki zaten.

“Tamam” dedim.

Geldi başladı çalışmaya… Hem de Nurettin Kivre’nin yanında…
O zamanlar gündemde 444 ile başlayan özel servis numaralarının tanıtımı ve satışı var. Nurettin Kivre ve Zülfü, Elazığ’daki tüm otobüs firmalarıyla görüşmüş, ikna etmiş onları. Murat Turizm, Hazar Turizm, Harput Turizm, Elazığlılar Turizm ve Tunceliler Turizm vb.
Belki de Taşra teşkilatı olarak ilk satış işlemi gerçekleştirilecek. Ama bir sorun var. Bir şey Zülfü’nün dikkatini çekiyor.

“Böyle pazarlama, satış olmaz diyor.” Zülfü.

Sözleşmeyi imzalamak için müşterilerin kalkıp Ankara’ya gitmesi gerekiyor. Yani, Genel Müdürlüğe…

Durumu Fazlı Baba’ya iletiyoruz. Fazlı Baba, Pazarlama Daire Başkan’ımız…

Hemen durumu çözüme kavuşturuyor. İmza yetkisini illere veriyor. Zülfü’de  sonu yirmi üç ile biten özel numarları bu firmalara tahsis ediyor. Faydalı olmak güdüsüyle moral buluyor.
Agresifliği bu çalışmalarla sönümleniyor.
 
*****
Sadi Baba, Şeyh Sadi Şirazi hazretlerini çok seviyor.
 
“Bostan” ve “Gülistan” adlı eserini başucundan ayırmıyor.
Sahip olduğu ismin insan hayatındaki öneminden bahsediyor. “İnsanın en çok duyduğu kelimelerden biridir. İnsan ismiyle çağrılır, ismiyle anılır.”
 diyor.

“Nasıl ki müzik farklı notaların kombinasyonu olan seslerden oluşuyor ve beynimizde bir etki uyandırıyorsa, isimlerimizdeki harfler ve taşıdğı anlam da öyle bir etki bırakır.” diyerek sohbetini bir hadisle tamamlıyor.

“Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.”

Sadi Baba, Sadi Şirazi hazretlerini çok seviyor. Bu yüzden, ismini değiştiriyor.

“Sadi” ismiyle çağrılmayı, anılmayı istiyor.
 
*****
Zülfü ile uzun bir aradan sonra karşılaşıyoruz. Saygıyla elime eğiliyor. Müsaade etmiyorum. Kucaklaşıyoruz.

Evlendiğini ve bir erkek çocuğunun olduğunu, beni özlediğini ve çok sevdiğini ifade ediyor.

Bu yüzden oğluna benim ismini verdiğini söylüyor.
Oğlunun “İhsan” ismiyle çağrılmasını, bu isimle anılmasını istiyor.

 

Bu Haber 1470 defa okunmuştur.
ALİ BAŞKAHVECİ VEFAT ETTİ
HÜLYA RESULOĞLU VEFAT ETTİ
HİCRİ GÖÇEOĞLU VEFAT ETTİ
SADETTİN SELÇUK KIVRAK´IN
NEZİH YENER´İN EŞİ VEFAT ETTİ
LÜTFÜ YAVUZ VEFAT ETTİ
MEHMET GÜZELDERE’Yİ UNUTMADIK…
EMRULLAH AKYILDIZ VEFAT ETTİ
MUTLULUKLAR HEP SİZİNLE OLSUN
CEVDET YALÇIN VEFAT ETTİ
MEHMET ATILGAN VEFAT ETTİ
POSTACİ NEVZAT´TAN DUMLUPINAR Fİ
ÖZGÜR PARK´IN EŞİ VEFAT ETTİ
O.SELAMİ BUDAK´IN ANNESİ V
MUSTAFA YILMAZ ŞEHİT OLDU
ŞÜKRÜ TURAN VEFAT ETTİ
MUSTAFA GÜLTEKİN KALP KRİZİ GEÇİ
ŞEHİT SEYFULLAH POLAT´I UNUTMADI
İBRAHİM TARAKÇIOĞLU VEFAT ETTİ
KAYSERİ´DEN GÜZEL HABERLER
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!