DİKKAT... DİKKAT... DERNEĞİMİZDEN ÖDÜLLÜ MAKALE YARIŞMASI....
 
TELEKOM ÇALIŞANINDAN MEKTUP VARTELEKOM ÇALIŞANINDAN MEKTUP VAR

Tarih: 2014-11-25

Türk Telekom'un özelleştirilmesinde tüm çalışanlar darbe yedi... 

Ama şüphesiz, en fazla mağdur olanlar, Devlette "Memur" olarak göreve başlayan, "Memur" güvencesi nedeniyle PTT veya Türk Telekomda çalışmayı tercih etmesine karşılık, özelleştirme öncesinde "Kapsam İçi" statüye alınan personel oldu.

İşçi değillerdi. Türk Telekomda kalmayı kendileri istemediler... Ama "mevzuat Hazretlerinin" gadrine uğrayarak "Kapsam İçi" statüye alındılar.. Ve dolayısıyla özelleştirme sonrası  Türk Telekom'da çalışmak zorunda kaldılar..

İşte bu arkadaşlardan birisinden bir mektup aldık... Duygulandık... Üzüldük... Elimizden gelen bir şey yoktu... Ama "sevinçler paylaştıkça artar, üzüntüler paylaştıkça azalır" düşüncesinden hareketle, arkadaşlarımızın problemlerini sizlerle paylaşalım istedik..

Umalım ki, bu arkadaşların problemleri, ilgililerin dikkatini çeker de, bir çözüm bulunur  çarelerine..

İşte o mektup;

"Ben, özelleşen bir kurumda kapsam içi tutularak zorla bırakılan 45 yaşında bir Şef Teknikerim. Emekli sandığına bağlı olarak çalışıyor olmam nedeniyle "kiralık devlet memuru" gözüyle görülen bizler korkunç bir dışlama politikasının hedefindeyiz. Özelleştirmeden sonra, lisans diplomamı da kuruma sunmama, derecem 1/4 olmasına ve 16 yıldır bu kurumda çalışıyor olmama rağmen halen şef teknikerim. Ancak işin acı veren tarafı, iki buçuk yıl önce işe girmiş genç bir tekniker arkadaşım bana amirlik yapmakta. Üstelik onun amiri de meslek lisesi mezunu bir şef teknisyen. Yani ben hem önlisans, hem lisans mezunu bir Şef Tekniker iken amirimin amiri, asaletinden yanına yaklaşamadığım bir Şef Teknisyen... Sebep olarak kurumda Şef Teknikerlik adında bir norm kadro bulunmaması gösteriliyor. Ama görev tanımlaması sırasında "Laboratuar Mühendisi" olarak görev tanımlamasını imzalatıyorlar.

Devletin özelleştirme sırasında tamamiyle kelle hesabı yaparak “kapsam içi” tutup hiç bir suçumuz olmadığı halde memurluktan azlettiği ve özelleşen kurumun vicdanı elvermediği için bir köşede idare edilen memurlar muamelesi gören bizler, dosya dağıtımını bırakın, koli hazırlama, her nakliye işleminde kolileri araçlara yükleme boşaltma, temizlik yapma, paket sayma, ambalaj hazırlama işlerini sıradan görevler olarak yapıyoruz artık. Çünkü hem devlet gözünde hem firma gözünde memurluktan atılmış, "insan" sayılmaya bile layık olmayacak kadar alçak insanlarız ve kim amirse emrini yerine getirmek zorundayız. Bütün suçumuz hiç bir seçme şansımız olmadığı halde “kapsam içi” olarak tanımlanmış olmamız. Doğarken cinsiyetimizi seçme şansımız olmadığı gibi.

Halen firmada çalıştığım için mobbing davası açamam. Çünkü çocuklarımın geleceği için okutmak ve onların geçimini sağlamak zorundayım. Bu ülkenin en büyük adalet merkezi olması gereken "Bakanlar Kurulu" kararına dayanarak, tüm şartlarının belirlenerek özelleştirildiği halde bize “sümük” muamelesi yapan bir kurumda, hiç kimsenin bir "mahkeme"nin kararına dayanarak personelin hakkına hukukuna riayet edip saygı göstereceğine inanmıyorum. En fazla, dava konusu edilen eziyet yöntemi ortadan kaldırılır ve nice yeni yöntemler keşfedilir. Devletim beni zorunlu olarak kapsam içi tutup "nakil hakkı olmayan personel" diye tanımlayarak sokağa atmışsa, özel firma aldığı bu destekle her şeyi yapar. İki yıllık tekniker kardeşim, kucağımda koliyle odadan çıkarken arkamdan "şşşt bana bak şunu da al" diye hitap edebiliyor. Bütün istedikleri istifa ederek kurumdan ayrılmamız.

Mobbing gerekçesi olarak gösterebileceğim onlarca baskıya maruz kaldım. Bahsetmenin yeri değil. Çünkü uygulanan mobing kaldırılacak bile olsa bu benim memurluk hakkımın geri iadesini sağlamıyor. İşimden ve işyerimden nefret eder duruma geldim. Her sabah işe ayaklarım değil çocuklarımın hatırına cesedim gidiyor. Ne prestijim, ne kendime güvenim ne de yaşama arzum kaldı. İnsanların bakışlarına maruz kalmamak için haftalarca yemekhaneye gitmedim. Her paydos saatinde işyerinden en uzak mahaldeki parkta zamanımı geçirdim. Neden?

En yüksek resmi makamlara defalarca yazdığım dilekçelerime, "yetkinin Bakanlar Kurulunda olduğu" cevabını aldım. Memur değilsem Bakanlar Kuruluna nasıl ulaşabilirim? Yok, memursam, siyaset yasağı nedeniyle siyasi kanalları zorlama şansım olamaz. Memurluktan atıldıysam memurluktan ayrılmış sayılmak için gereken altı maddenin hangisine uyuyorum. Yok, atılmadıysam özelleştirilen bir kurumun kendine aldığı iki yıllık elemanının emri altında bir devlet memuru olarak nasıl çalıştırılıyorum.

Son yasada, özelleşen kurumlarda kalan personele 4/C li geçici personel statüsünde geçiş hakkının verildiği duyuruldu. Aman ne ikram. Kurum özelleşirken ben yüksekokul mezunu kadrolu bir teknikerdim. Birçok teknisyen arkadaşım bile kapsam dışı tutularak nakil hakkından faydalanırken benim statüm kapsam içi atandığı için memurluktan atılıp özele ikram edildim. Şimdi de "4/C ye geçin de eskiden teknisyen yardımcısı olarak size yardımcı olan arkadaşlarınızın gittiği yere gönderip onların emrine verelim" mi deniyor? Neden en azından yan yana çalıştığımız arkadaşlarımızla aynı hakka sahip olamıyoruz?

Her yıl milyonlarca genç kardeşim devlet memurluğu için mücadele veriyor. 16 yıl önce ben de verdim bu mücadeleyi. Üstelik bir yıl sürdü ve işe alınan sadece on kişinin içinde ikinci sırada memuriyete girdim. Yıllarca dağda yaşayıp, sokakları ateşe vererek ülkenin huzurunu bozan hainlerin bile "psikolojisini" düşünen yüksek irade, özelleştirme yasası hazırlanırken sen "kapsam dışısın memursun, sen kapsam içisin üniversite bitirsen de memurluğa layık değilsin, nakil hakkını iptal ediyorum, ben öyle uygun gördüm" diyerek kurban seçip memurluktan attığı, 10 yıldır karaktersiz kişiliksizler olarak her emre boyun büken, intiharın eşiğinden defalarca dönmüş biz masum vatandaşlarının psikolojisini neden düşünmüyor?

Özelleştirme yasasını hazırlayan Bakanlar Kurulu "Nakle tabi olmayan personel" ama "Personel!" ifadesini kullanarak bizleri birkaç kelimeyle kamudan uzaklaştırılmış ne idüğü bilinmeyen "personel" saydığı gibi, memurluk hakkımızı iade edecek bir kaç kelimelik düzenlemeyle kamuya iade hakkını kendi irademizle seçme şansı tanıyamaz mı?"

Bu Haber 2625 defa okunmuştur.
MUSTAFA ŞENLİ DİREKTÖRLÜĞE ATAND
YAKUP ÖZTUNÇ TT GENEL MD. YARD.
DARBE GÜNÜ TELEKOM BİNASININ İŞG
TÜRK TELEKOM´U AKİS DENETİ
T.TELEKOM´DAN BORÇ UZATIMI
TÜRK TELEKOM NEDEN ZARAR ETTİ?
TÜRK TELEKOM VE PTT GÜÇ BİRLİĞİ
TÜRK(?) TELEKOM´DAN İLGİNÇ AFİŞL
BANKALARDAN SAUDİ TELEKOM´A RET.
TTNET HAKKINDA SORUŞTURMA
TÜRK TELEKOM’DA ÜST DÜZEY ATAMAL
CEP TELEFONUNDA NEDEN AVEA YAZMI
AVEA´YA 184 MİLYON LİRALIK
TÜRK TELEKOM ÜST YÖNETİMİ
T.T.´DA GENEL MÜDÜR YARDIMCILIĞI
TÜRK TELEKOMUN MEVCUT YÖNETİCİLE
T.TELEKOMDA YÖNETİM DEĞİŞİKLİĞİ
OJER BORSADAKİ TELEKOM HİSSELERİ
TT GENEL MÜDÜR YARDIMCI İSTİFA E
TÜRK TELEKOM’DA FET֒DEN GÖZALTI
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!