Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
KİRLETİLEN, SOLAN ADALETKİRLETİLEN, SOLAN ADALET

Tarih: 2017-07-10

Prof.Dr. Nurullah AYDIN

 

Çağdaş insan toplum ve devlet değerlerine yönelik saldırıları izledikçe, bunlar kim yahu, nerden geldiler, bu toplumun insanları değil mi diye sorası geliyor.

 

Bir de demezler mi ki millet adına hareket ediyoruz, millet böyle istiyor, insan iyice şaşırıyor. Kendilerini milletin temsilcisi zannediyorlar. Ya oy vermeyenler onlar millet değil mi?

Kendilerini ümmet, İbrahim milleti, İslam milleti diye tanımlıyorlar. Ancak soysuzlar, Arap çöllerinden beslenen sinsi kendi toplumuna ihanet içinde olanlar bu kavramları kullanır.

 

Adalet anlayışları da aynı. Kendilerinden olmayanlara, biat etmeyenlere yönelik hak hukuk adalet anlayışları yok. Her türlü iftirayı pişkinlikle atar, yalan söyler, kumpas tuzak kurar, hile yaparlar.

 

Bir toplum ne zaman çürür, adaleti solduğu zaman.

 

Peki, adalet nereden solar? Pek çok yerden! Lakin adaletin bir de kurumu vardır, adına yargı denir, öncelikle ve özellikle oradan solar. Adaletin tecelli ettiği ve tevdi edildiği yerdir yargı. Adalet, yargının varlık nedenidir. Halk arasında, bu ikisi çoğu zaman eşanlamda kullanılır. Nitekim mahkemelerin bulunduğu binalar da, adalet sarayı olarak adlandırılır.

 

Adalet, yüce bir değer; adillik de, neredeyse kutsal bir haslettir. Türkiye’de hâkimleri peygamber postunda oturan insan olarak niteleyen özdeyiş, bunun apaçık göstergesidir.

Yargı’nın bu mertebeye layık görülmesi, tarafsızlığına duyulan inanca dayanır. Bu nedenle, tarafsızlık, yargının bir özelliği değil, adeta özüdür. Tarafsızlığını kaybetmiş bir makam, yargı olarak nitelenemez.

 

Mesela yargı eleştirisinin keskin kalemi Kurt Tucholsky, mahkemenin açıkça taraflı davrandığı bir yargılama üzerine, şu satırları yazar: Bu, kötü bir yargı değil. Bu, eksik bir yargı da değil. Bu, kesinlikle yargı değil.

 

Yargı bağımsız olmalıdır elbette. Ancak bağımsızlık kendi başına bir amaç değil, tarafsızlığı sağlamak için bir araçtır. Bağımsız olmayan yargının tarafsızlığı her zaman şüphe altındadır.

Bu nedenle; bağımsızlık, tarafsızlığı kendiliğinden sağlamaz, tek başına garanti etmez. Şu halde, tarafsızlığı daha iyi tartışabilmek için, önce bağımsızlık sorununu çözmek lazımdır.

 

Türkiye’de yargı uzun süredir tartışmaların odağında yer alıyor. Bunun hayırlı bir şey olduğunu düşünüyorum. Her şeyden evvel bir tabu kırılıyor. Bunun sonucunda, yargıya dair pek çok sorun gündeme taşınıyor; bunların bir kısmını çözmek için adımlar atılıyor.

 

Askerî yargı; yapısı ve işlevi değişime uğratılarak devre dışı bırakılmıştır.

Bağımsızlık açısından sivil yargıda da büyük sıkıntılar olduğu, kimsenin meçhulü değil. Bu yönde evrensel demokratik normlara uygun düzenlemeler yapma mecburiyeti her geçen gün kendini biraz daha dayatıyor.

 

Lakin yargı tabusunun henüz yeterince tartışılmayan, hatta görmezden gelinen bir boyutu vardır, o da tarafsızlıktır. Yargı içtihatlarında uzun bir geçmişi olan çelişkili kararlar, aynı hevesle sorgulanmıyor.

 

Yargı’da çelişkili zihniyetin yaygınlığını ve yerleşikliğini gösteren çok sayıda örnek var.

Kamuoyunda bilinen davaların seyriyle o kadar çok kişi ve çevre ilgileniyor ki! Hemen herkes hukukçu kesilmiş durumda.

 

Görevli memura sen kim oluyorsun demeyi bile sövme sayan; ulanterbiyesizadam olmamışsın sözlerini hakaret kabul eden Yargıtay hedef tahtasında. Tabii mahkemelerin ve Yargıtay’ın hangi ifadeleri düşünce özgürlüğü kapsamında gördüğü hangisini görmediği da ayrı bir sorundur.

 

İşin acı tarafı, yargının bu tutumunun genel bir kabul görmesi ve bu tür kararların mağduru olanlara, bunu hak etmişlergibi muamele yapılmasıdır. Hukuk devleti ve adil yargıdan söz eden herkes için, en hakiki içten sınavının burada yattığına inanıyorum.

 

Yargının itibarına yönelik en ciddi tehdit, yine bizzat yargının kendisinden gelebilir. Italo Calvino, Bir Yargıcın İdamı adlı öyküsünde, üzerine söz söylemeyi hepten gereksiz kılacak çarpıcılıkta anlatır bu durumu.

 

Adalet yargı bağımsızlığı ve demokratikleşme sürecinde farklı görüşler var. Ama bana göre adaletin solmasıihtimali gittikçe büyüyor.

 

Halkın yargıya düşmanlığı önemli değil. Bana göre, halkın yargıya güvensizliği önemlidir. Eğer güvensizlik doğarsa, işte asıl felaket o zaman başlamıştır.

 

Günün Sözü: Adalet solduğu zaman toplum çürür, devlet çözülür.

 

Av.Prof.Dr. Nurullah AYDIN

Bu Haber 391 defa okunmuştur.
SAKLIKENT KANYONU.
BANKALARIN FAİZ KARTELİNE CEZA
A.KADİR KEKLİK VEFAT ETTİ
EMRİN OLUR MUHTEREM SENDİKACI
MAVİ BALİNA OYNAYAN İBRAHİM İNTİ
TEBLİGATLAR DAHA ÇABUK ULAŞACAK
İKİNCİ EL ARAÇTA PTT DESTEĞİ
ATAM KOF KAFALAR ANLAYAMAZ SENİ
ONLARIN BORÇ FAİZLERİ SİLİNECEK
TÜRKİYE’NİN 1/4´ü ONLİNE A
PTT´DE ŞEF SINAVI İPTAL EDİLDİ
YAANİ İNDİRİLME REKORU KIRIYOR
ATATÜRK OLDUĞU İÇİN
LEYLA SERPİL’İN “ŞŞŞŞT!” ROMANI
SERDAR KUZULOĞLU GÖZALTINDA
BİR TUŞLA YAŞLILARA ÖZEL DESTEKL
WHATSHAPP İÇİN BİR İPUCU
CUMHURİYETİMİZİN 94. YILI KUTLU
YERLİ ARAMA MOTORU: YAANİ
TURKCELL VE TOBB´DAN KADIN
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!