Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
YUNUS TÜRKÖLMEZ’İN 2. KİTABI ÇIKTIYUNUS TÜRKÖLMEZ’İN 2. KİTABI ÇIKTI

Tarih: 2017-07-30

Telekomcular Derneğinin web sayfasına Telekom eski çalışanı olması itibariyle Yunus Türkölmez’in, yeni kitabını hem kamuoyuna hem de üyelerimize tanıtmam istenmişti. Derneğimizde kitap tanıtım işlerini genelde Başkan Yardımcımız Fazlı Köksal üstlenir. Ancak onun tatilde olması nedeniyle bu görev bana düşmüştü.

Kitap tanıtmak kolay bir iş değildi. Bir insanın gecesini gündüzüne katarak yazdıklarını bir veya birkaç sayfada okuyucuyu sıkmayacak şekilde özetlemek gerekiyordu. Bu işi yaparken de okuyucuyu can elinden vurmak, yani diğer bir ifadeyle okuyucunun dikkatini çekmek şarttı. Diğer türlü bu tanıtım anlamsız ve yararsızdı. Kaş yapayım derken göz de çıkarmak da olası bir durumdu. Yanlış bir ifade yılların emeğini yok saymakla kalmaz, aynı zamanda hem okuyucunun hem de yazarın heyecanını bir çırpıda öldürebilirdi.

Meslektaşımız Yunus Türkölmez’in Kahve Tadında Tarih ve Siyaset Dünü Bugüne Bağlayan Yazılar adlı kitap elime ulaştığında hava oldukça sıcak üstüne üstlük başım da ağrıyordu. Ne ruhen ne de  bedensel olarak elim bir türlü kitabın sayfalarına çevirmeye gitmiyordu. Oysaki kitapta yılların emeği göz nuru vardı. Ve bu nedenle üstünkörü bir tanıtım yapmak da vicdanımı rahatsız ediyordu.

Nereden çıktı şimdi bu kitap tanıtımı diye içten içe söylenmedim desem yalan olur.Zoraki akşam on sularında bilgisayarın başına oturdum. Word dosyasını bilgisayarıma indirdim.

Artık kitap ile bakışma ve haşır neşir olma zamanıydı. Duru yayıncılıktan çıkan bu kitabın ön kapağında, takım elbiseli, kravatlı, başında fesiyle kaytan bıyıklı bir “Osmanlı Telgraf Memuru” yer alıyordu. Arka kapağında ise yazarın fotoğrafı ve özgeçmişi vardı. 172 sayfalık kitap; Tarihten Okumalar, Dünü Bugüne Bağlayan Yazılar, Nasıl Yapmalı, Terzi Fikri’ye Sor, Haberleşme Tarihinden İşgal ve Grevler olmak üzere beş bölüme ayrılmıştı.                                                                           

Kitabın yazarına, içindekilere, sunuş yazısına bakayım derken bir baktım ki kendimi kaptırmış kitabın yarısına gelmişim. Beni onca saat kitabı okumaktan alıkoyamayan yazarın da yer verdiği, Nâzım Hikmet’in Ne ah edin dostlar, ne ağlayın! / Dünü bugüne / bugünü yarına bağlayın!” dizelerindeki gibi gerek şiir gerekse vecizeler ile süslenerek geçmişle bugün arasındaki bağlantıların akıcı bir dille anlatılıyor olmasıydı.

Yazar gerçekten beni, Mehmet Akif Ersoy’dan Samsatlı Lukianos’a, Mehmet Emin Rauf Paşa’dan Sofokles’e birçok tarihi kişiliğin izinde geçmiş ile günümüz arasında köprüler kurulan bir yolculuğun içine çekmişti.  Sadece tarih ve güncel siyaseti harmanlamakla kalmamış,  benim ve benim gibilerin yıllarca çalıştığı PTT ve Türk Telekom’un kurumsal tarihinin yanı sıra çalışanların örgütlenme ve hak alma mücadelesine de ayrı bir yer verilmiş.

Yazar, geçmişin bilineni, bilinmeyeni, hatta yanlış bilineni, unutulanları ya da unutturulanları tek tek gözler önüne sererken Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın bu konudaki yakınmasına yer verir:  “Meğer ne kadar yanlı ve yanlış şeyleri bize tarih diye öğretmişler, orada dört yılda öğrendiklerimi unutmak için burada koskoca bir yılımı boşuna harcadım.” Öte yandan, Ortadoğu’da Amerikan mallarının hiç giremediği Suriye’de yaşanan savaşın gerçek nedeninin “petrol”  değil , “Arap Milliyetçiliği”  olduğunu söyleyerek bilinenin tersini savunmuştur.

Dershaneler, sarayın inşaat maliyeti, yolsuzluk ve rüşvet gibi güncel sorunları ele aldığı bölümde; Rüşvet iddialarına ilişkin dönemin Devlet Bakanı Mehmet Batallı’nın “Bu gibi şeyler Osmanlı’dan beri gelen bahşiş adı altındaki ikramlardır. Bunları bahşiş kabul etmek lazım, rüşvet kabul etmemek gerekir.” sözlerine atıfta bulunarak,  yolsuzluk ve rüşvet geleneğinin bize Osmanlı’dan kalan bir miras mı sorusunu sorar. Yazara göre , “Tanrısı para olan bir dinin tapınağı da bankalardır.”

Yazar bir başka yerde, dini kavramlarla aldatmanın tarihin her döneminde en fazla suistimal edilmiş bir konu olduğundan söz eder. Milliyet faktörünün ise, çoğu zaman din faktörüyle birlikte kullanılarak daha etkili bir aldatma aracı haline dönüştürüldüğünü dile getirir. Özellikle 12 Eylül döneminde, her ikisinin birlikte kullanılmasından oluşturulmuş “Türk İslam senteziyle” neredeyse bütün problemlerin hallolacağı iddia edilerek, toplumun buna inandırılmaya çalışıldığını, bunun ise topluma çok acı sonuçlar yaşattığını vurgular. Bu durumu en iyi anlatan Kâzım Karabekir’in şu sözlerine yer verir:

Ey Türkoğlu!

Sen pek safsın. Seni herkes aldattı.

Erdim diyen, Döndüm diyen,

Çemberinden atlattı.

 

Posta Teşkilatı” hakkında tarih girizgâhından sonraOsmanlı döneminde bir kişinin telgraf memuru olabilmesi için öncelikle iyi derecede okuryazar olması, yazısının düzgün ve okunaklı olmasının yanı sıra “Mors Alfabesi’”ni de öğrenmesinin gerektiğini,  telgraf haberleşmesi dilinin Fransızca olması nedeniyle kişinin Fransızcayı bilmesinin zorunluluğundan bahseder.

Tanzimat Dönemi’ndeki ilk özelleştirmeden dolayı hazinenin çok zarar ettiği, buna karşın çok kar etmesine rağmen dürüst davranmayan kişilerin sürgünle cezalandırmaları anlatılarak günümüzdeki Türk Telekom’dan sonra PTT’nin de özelleştirilmesine gönderme yapar.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Postalar ve Ülkeye Zararları başlığı altındaki yazıda;  yabancı postalar daha 16. yüzyılın sonlarından itibaren faaliyete başladığını, üç yüz seneyi aşan bir süre ülke içi ve dışı haberleşmede etkin bir rol oynadıklarını, yabancı postaların kaldırılma girişimleri gündeme geldiğinde, kapitülasyonlarla kendilerine ayrıcalıklar tanınmış olan devletlerin çıkarlarına ters düştüğü için karşı çıkıp durdurduklarını, bu nedenle rejim muhalifi mektup ve gazetelerin ülkeye sokulduğunu ve ülke egemenliğinin nasıl tehdit altına girdiğinden bahsedilir. Bu duruma vatan şairi Namık Kemal’in, Vatan takriben değil, katiyen bizimdi. Kalesinden posta puluna kadar” sözleriyle, Ziya Paşa’nın ise, “Vah koca Bab-ı Ali sen bu günleri de mi gördün?... Saltanatın, şevketin yerinde. Bu derece itibarsızlık sana nereden geldi?” sözleriyle nasıl tepki gösterdikleri anlatılır. .

Telefonun Ülkemize Girişinin Kısa Öyküsü ve İlk İmtiyaz Sözleşmesi başlıklı yazında; Telefonun ilk defa 1878’de Paris’te düzenlenen uluslararası bir sergide teşhir edildiği, bir yıl sonra, Osmanlı Devleti’ne imtiyaz hakkı istediği, başvurusunun üç kez reddinden sonra nihayetinde 1881’de İstanbul’da ilk telefon hattının kurulduğu, ancak Sultan 2. Abdülhamid döneminde bu icadın gizli faaliyetlerde kullanılmasından korkulduğu, 1908’de II. Meşrutiyetin ilanından hemen sonra telefona karşı yasakların kaldırıldığı dile getirilir.

1911’de İstanbul ve yakın çevresinin telefon imtiyazı Amerikan Western Elektrik Şirketi adına Mösyö Webb’e verildiği, imtiyaz şartnamesine konulan 30 maddenin bugünün özelleştirmelerinde dahi olmayan birçok milli unsurun olduğu dikkate sunulur.  Buna göre “imtiyazın ilk on yılında ecnebi tebaadan fen memuru istihdam edilebilir. Fakat kadrolarında yetiştirilmek üzere İngiltere ve Amerika’ya masrafı da şirketce karşılanmak kaydıyla tahsil için talebe (kursiyer) gönderilecektir. İlk on yılın sonunda müdür, başmühendis, başmüfettiş’den başka bütün memurlar ve müstahdemleri tebamızdan olacaktır” denilmektedir.

Yazar, böyle bir şartın günümüz özelleştirmelerinde dahi olmadığını belirterek, Türk Telekom özelleştirilir özelleştirilmez kurumda yılların tecrübesine sahip elemanların alelacele başka kamu kurumlarına gönderildiğini, buna karşın yıkılmaya iyice yüz tutmuş, çökmek üzere olan Osmanlı Devletinde bile bürokrasideki milli menfaatlerin günümüzden daha iyi korunduğuna dikkat çeker.

Kısaca tanıtmaya çalıştığım Telekomcu dostumuz Yunus Türkölmez’in bu eseri eminim ki, benim kadar sizin de hoşunuza gidecek ve merakla okuyacaksınız.

Yunus Türkölmez Kimdir?

1962’de Kastamonu ilinin Taşköprü ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Kastamonu’da, liseyi ise İstanbul’da bitirdi. 1982’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümünden mezun oldu. 1985 yılında PTT (Posta Telgraf Telefon) Genel Müdürlüğü İstanbul Telefon Başmüdürlüğünde memur olarak işe başladı. PTT ÇAYAD ile başlayan örgütlenme ve hak arama mücadelesi sonrasında Tüm Haber-Sen Genel Merkez yönetiminde görev aldı. Kamu çalışanlarının örgütlenmeleri ve sorunları hakkında çeşitli sosyalist dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. 1993-1994’te Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİ) Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Programı’na katılarak “PTT’de İşçi ve Memur Örgütlenmesi” başlıklı tezi ile mezun oldu. Biriktirme ve Yardım Sandığı (PTT BYS) yönetim kurulunda görev yaptı. 1999 yılında yönetici olarak atanması nedeniyle sendikadaki görevinden ayrıldı. İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü bünyesinde telefon müdürlüklerinde çeşitli kademelerde yöneticilik görevi yaptıktan sonra, Mart 2011’de Tesis Destek Müdürü iken kendi isteğiyle emekli oldu. Emekli olduktan sonra bazı yerel gazetelerde ve çeşitli internet sitelerinde (Gazete Esenler, Esenler Time, 7/24 Esenler Haber, Telekomcular Derneği, Medeniyetimiz ve Son Nokta) tarih ve güncel siyaseti harmanlayan köşe yazıları yazmaya başladı. PTT’de İşçi ve Memur Örgütlenmesi başlıklı ilk kitabı 1998 yılında yayımlandı.

                                                                                                               Dr.  Binnur Çelebi 

Bu Haber 856 defa okunmuştur.
İSMAİL ÇİZİKÇİ´NİN BABASI VEFAT
P. TUNÇBİLEK KIRMIZI ETEK´İ YAZD
TEKNİSYENLER DERNEĞİ ESKİ BAŞKAN
İLYAS KAYNAK VEFAT ETTİ
T. RIZA SÜMER’İN ANNESİ VEFAT ET
ALPASLAN GÜZELİŞ´İN OĞLU EVLENDİ
FAZIL ÇAKININ ŞEHADETİNİN 20. YI
ŞENAY KARAMUT’UN OĞLU EVLENDİ
ŞEHİDİMİZ ŞÜKRÜ ABAY´I RAHMETLE
AYSEL KANDEMİR MÜSTEŞAR OLDU
İLHAN´LARIN ACI GÜNÜ
YAHYA YEŞİL’İN BABASI VEFAT ETTİ
YUNUS TÜRKÖLMEZ’İN 2. KİTABI ÇIK
MESUT ARSLAN 24 YIL ÖNCE BUGÜN Ş
CAN ÇALIŞKAN TRAFİK KAZASI GEÇİR
MUSA KINU 24 YIL ÖNCE ŞEHİT OLMU
ŞEHADETLERİNİN YILDÖNÜMÜNDE ANIY
KAYSERİ´DEN İKİ VEFAT HABE
HAYATİ KURTULUŞ VEFAT ETTİ
NAİL OKAY´IN ANNESİ VEFAT
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!