Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
BEŞİNCİ DAİRE 1991/823

2577 SAYILI YASANIN 12.MADDESİNE GÖRE, İDARİ İŞLEMLERDEN DOĞAN ZARARLARDAN DOLAYI, KURAL OLARAK İCRA TARİHİNDEN İTİBAREN 60 GÜN İÇİNDE TAM YARGI DAVASININ AÇILMASI GEREKTİĞİ HK.<

Dava, davacının yurtdışında görev yaptığı sürece eksik ödendiğini öne sürdüğü aylık fark tutarının ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi kararıyla, davacının Türkiye Halk Bankası A.Ş.Çifteler Şubesi Müdürü olarak 3.derecenin 5.kademesinden aylık almakta iken kendi isteği üzerine Banka Yönetim Kurulu kararı ile 5/9.derece aylığıyla Batı Berlin Temsilcilik Bürosu Temsilci Yardımcılığı kadrosuna atandığı, yurtdışındaki görevine 20.1.1984 tarihinde başladığı, kendisine aylık olarak Yönetim Kurulunca belirlenen ve Maliye ve Gümrük Bakanlığından alınan özel tahsisatla 4.000 DM ödendiği, yurtdışı görevini 12.7.1986 tarihine kadar sürdürdüğü, 28.7.1986 tarihinde Boyabat Şubesinde Müdür Yardımcısı olarak göreve başladığı 11.9.1986 tarihli dilekçesi ile yurtdışı aylıklarının noksan ödendiğinden bahisle fark tutarının ödenmesi için Genel Müdürlüğe başvurduğu, bu başvurusunun Genel Müdürlüğün 9.10.1986 günlü yazısı ile reddedildiği, red işleminin iptali istemiyle 11.12.1986 tarihinde bu davanın açıldığı, yurtdışında 4.000 DM. aylık ödeneceğine ilişkin işlemi yurtdışında göreve başladığı 20.1.1984 tarihinde ücret bordrosu imzalatılmak, çek veya makbuz verilmek suretiyle davacıya yazılı olarak bildirildiği halde, adı geçenin buna karşı 2577 sayılı Kanunun 11.maddesi uyarınca herhangi bir başvurusu bulunmadığı gibi İdari Dava da açılmadığı, öte yandan davacıya daha önceden 4.000 DM. yurtdışı aylığı ödenerek yazılı bildirim yapıldığına göre olayda 2577 sayılı Kanunun 10.maddesi hükmünün de uygulanma olanağı bulunmadığı, bu fiili ve hukuki durum karşısında 4.000 DM. yurtdışı aylığının ilk olarak ödendiği tarihi takip eden günden itibaren süresi içinde dava açılmadığı gibi, aynı süre içinde 2577 sayılı Kanunun 11.maddesi hükmü uyarınca davalı idareye de başvurulmadığı görüldüğünden idari dava açma süresi geçtikten sonra idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın incelenemeyeceği gerekçesiyle dava süre aşımı yönünden reddedilmiştir. Davacı, yazılı bildirimin tam olarak yapılmadığını, bordroya imza atması ile dava açma süresinin başlamayacağını, kanunen doğmuş olan alacağın zaman aşımına uğrama süresinin genel olarak 10 yıl olduğunu, 11.9.1986 tarihli başvurunun bu hususlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmekte ve anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.Temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin 2577 sayılı Yasanın 49.maddesine uygun olup olmadığını incelemeden önce davanın hukuki nitelemesinin yapılması gerekli görülmüştür. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde yurt dışındaki görevi süresince noksan ödendiğini öne sürdüğü maaş farklarının ödenmesi için idareye yaptığı 11.9.1986 günlü başvurusunun reddine ilişkin 9.10.1986 günlü, işlemin "iptalini" istemiş ve idare mahkemesince de dava "iptal davası" olarak değerlendirilip karara bağlanmış ise de; davacının yurda döndükten sonra idareye yaptığı 11.9.1986 günlü başvurunun "...yurtdışında geçen sürekli görev aylıklarının 5/9.derece kadro karşılığına uygun olarak hesaplanıp, aradaki farkın ödenmesi..." istemini içermesi ve böylece bu başvuru ve reddi üzerine açılan davayla Banka Yönetim Kurulunun 1.5.1979 tarihinden itibaren yürürlüğe konulan 2.4.1980 günlü kararının uygulanmasından (icrasından) kaynaklanan maddi zararların giderilmesinin amaçlanması karşısında davanın bir "tam yargı davası" niteliğinde bulunduğuna dolayısıyla süre yönünden 2577 sayılı Yasanın 12. ve 11.maddelerine göre ele alınması gerektiğine oybirliği ile karar verilerek temyiz isteminin incelenmesine geçildi: Anayasanın 125.maddesinin son fıkrası "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralını koymakta; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12.maddesinde idari işlemlerden 13.maddesinde de idari eylemlerden doğan zararların karşılanması amacıyla açılacak tam yargı davalarının açılma yöntem ve süresi gösterilmiş bulunmaktadır. "İptal ve Tam Yargı Davaları" başlığını taşıyan "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgilinin 11.madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmünü koyan 12.maddeye göre tesis ve tebliğ edildiği tarihten itibaren maddi ve manevi zararlar doğuran işlemlerden dolayı ilgili doğrudan doğruya tam yargı davası açabileceği gibi iptal ve tam yargı davasını birlikte de açabilir; ya da önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanunun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren de dava süresi içinde tam yargı davası açma yoluna gidebilir. 12.maddenin son tümcesinin yollamada bulunduğu 11.madde "üst makamlara başvurma’ yı düzenlemekte olup ilk üç fıkrası" ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürede hesaba katılır." hükmünü taşımaktadır. 12.madde, belirtilen seçeneklerin dışında dördüncü bir seçeneği daha düzenlemiş bulunmakta ve ilgililerin "... bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlarından dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası" açabileceklerine işaret etmektedir. Tümcenin 521 sayılı Danıştay Kanununun 71.maddesine, 1740 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle eklenmiş olduğunu ve 2577 sayılı Yasanın 12.maddesinin 71.maddesinin değişik metninin aynen tekrarı niteliğinde bulunduğunu belirtmek gerekir. 12.maddenin sözü geçen tümcesinde yer alan "işlemin icrası" sözcükleriyle yasa koyucunun tesis edilmekle hemen zarara yol açmayan, başka bir ifadeyle, tesisi ile zarar doğurucu sonuçları yaratan uygulaması farklı zamanlara rastlayan halleri kasdettiğinde kuşkuya yer yoktur. 521 sayılı Yasanın 71.maddesinde 1740 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gerekçesinde bu husus şöyle açıklanmaktadır: "Diğer taraftan, şahsın hakkının, her zaman, işlemin tesis edildiği tarihte ihlal edilmediği ancak, işlemin icrası sırasında zararın meydana gelebildiği de bir vakıadır. Bu gibi hallerde açılacak tam yargı davasının süresinin başlangıcının nasıl tayin edileceği uygulamada tereddütleri mucib olduğundan bu hususta da maddeye açıklık getirilmiştir. Hakkın ihlali işlemin tesisi tarihinde değil de bu işlemin icrası (yürütülmesi) tarihinde vuku bulmuş ise, tam yargı davası işlemin icrası
tarihinden itibaren doksan gün içinde açılabilecektir." Olayda davalı Bankanın yurtdışı bürosuna temsilci yardımcısı olarak atanan davacıya her ay 4.000 DM. aylık ödenmesi Banka Yönetim Kurulunca kararlaştırılmış olup; 20.1.1984 tarihinde yeni görevine başlayan ve bu görevi 2.7.1986 tarihine kadar sürdüren davacı hakkında anılan kararın, göreve başladığı tarihten itibaren her ay yapılan maaş ödemeleri ile icra edildiği (uygulandığı) çekişmesizdir. Davacı, kendisine eksik ödentiye yol açtığını öne sürdüğü bu kararın iptali için dava açmadığı gibi kararın her ay icra edilmesine karşın icra tarihinden itibaren 60 gün içinde de doğrudan doğruya veya 11.maddedeki süreci işlettikten sonra dava açmamış; böylece yasaca belli edilen süre geçirilmiştir. Davanın, son icra tarihine göre de süresinin geçirilmiş olduğunu vurgulamak gerekir. Banka yönetim Kurulunun yurtdışı temsilci yardımcılarına ayda 4.000 DM. ödeneceğine ilişkin kararının davacı hakkındaki son icrası 1.7.1986 tarihinde itibaren işlemeye başlamasına karşılık, 12.7.1986 tarihinde yurda dönen davacı 2577 sayılı yasanın 8.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 12.9.1986 tarihine kadar uzamış olan 60 günlük başvurma süresi içinde 11.9.1986 tarihinde maaş farklarının ödenmesi için 11.maddeye göre idareye başvurmuş ve 9.10.1986 günlü işlemle isteminin reddi üzerine, işlemin tebliğ edildiği 15.10.1986 günü dava açması gerekirken 11.12.1986 tarihinde dava açmış olup; belirtilen tarihlere göre dava 2577 sayılı Yasanın 11. ve 12.maddelerinde öngörülen sürede açılmadığından uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesinin sonucu itibariyle hukuka ve usule uygun bulunan kararın yukarıda belirtilen gerekçelerle onanmasına karar verildi.

(DAN-DER,SAYI:84-85)BŞ/YÖ

 
RAGİBE KAL DEFNEDİLDİ
MAKALE YARIŞMAMIZ SONUÇLANDI
Ş.SEMERCİ´NİN İMZA GÜNÜ VE ANILA
MUSTAFA DÜNDAR VEFAT ETTİ
ÜÇ VEFAT HABERİ
SENDİKA BAŞKANLARINDAN BYLOCK UY
İHSAN TARAKÇI´NIN ANNESİ VEFAT E
PTT GENEL MÜDÜRÜNÜN 60 DANIŞMANI
TARİHE IŞIK TUTACAK MÜZE PTT PUL
RABİL TURAN’IN ŞEHADETİNİN 24. Y
 






 
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!