Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
ONBİRİNCİ DAİRE 2008

 T.C

DANIŞTAY

ONBİRİNCİ DAİRE

Esas No:

Karar No:

 

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):

Karşı Taraf (Davalı):

Vekilleri:

İsteğin Özeti: Türk Telekomünikasyon A.Ş. de “asli ve sürekli görevlere ilişkin başmüfettiş” kadrosunda görev yapmakta iken 4046 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca Bayındırlık ve İkan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’na müfettiş olarak atanan davacı tarafından, asli ve sürekli kadrolarda bulunan Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları Teftiş Kurulu Başkanı, 1 Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanlarının ücretlerinin 15.12.2003 tarihinden itibaren arttırılmasına ilişkin 1.122003 tarihli Genel Kurul Kararının kendisine de uygulanarak %21 artışa göre ücretinin yeniden belirlenmesi suretiyle ortaya çıkan farkın ödenmesi istemiyle dayalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin istemin iptali ile 15.2.2007 tarihine kadar geçen süreye ait fark tazminata uygulanacak zamdan doğan farkın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davayı, davacının Türk Telekom A.Ş. de asli ve sürekli hizmetlere ilişkin bir kadroda görev yapmasına karşın, idareye başvuru tarihi ile dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte Türk Telekom A.Ş. nin tamamen özel hukuk tüzel kişisi olması ve özel hukuk tüzel kişilerinin işlemlerine karşı da idari yargıda dava açılmasına hukuken imkan bulunmaması karşısında davacının 15.12.2003 tarihinden itibaren uygulamaya konulan asli ve sürekli kadrolarda bulunan bazı personelin ücretlerinin yeniden tespitine ilişkin dayalı şirketin 1.122003 tarihli Genel Kurul Kararının kendisine de uygulanması talepli başvurusunun reddine ilişkin işlemden doğan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle görev yönünden reddeden Ankara 13. İdare Mahkemesinin 24.5.2007 gün ve E:2007İ867, K:2007/71 1 sayılı kararının; davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi:

Düşüncesi: Türk Telekomünikasyon A.Ş. de Bakanlar Kurulu Kararı ile ihdas edilen asli ve sürekli görevlere ilişkin baş müfettiş kadrosunda görev yapmakta iken özelleştirme kapsamında 4046 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığına müfettiş olarak atanan davacının kendisine de uygulanmasına istediği Genel Kurul Kararının (1.122003) tesis edildiği tarihte, Türk telekomünikasyon A.Ş. nin henüz kamu kurumu niteliğini kaybetmemesi ve işlemin, idarenin tek yanlı beyanı ile kamu hukuku mevzuatı çerçevesinde tesis edilmesi, davacının da kamu personeli sıfatını taşıması karşısında, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yeri görevli olduğundan davayı görev yönünden reddeden idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı :

Düşüncesi:Türk Telekom A. Ş de asli ve sürekli görevlere ilişkin başmüfettiş kadrosunda çalışmakta iken 4046 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığına atanan davacının, 15.12.2003 tarihinden itibaren uygulamaya konulan ücretlerin yeniden tespitine ilişkin yapılan başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada mahkemece verilen görev ret kararı davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Anayasanın 128. maddesi, Devletin kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer ‘kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. hükmünü getirmiştir.

Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunan hisselerden % 55’i Bakanlar kurulunun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Türk Telekom’ nin % 55 Oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına ilişkin Nihai Devir İşlemlerine Dair Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Kararı uyarınca, 14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile (6.550.000.000 USD.bedelle) Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılmış ise de, 406 sayılı Yasanın Ek 29.maddesinin 3.7.2005 tarih ve5398 sayılı Kanunla değişik birinci fıkrasında yer alan “Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekom da ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asil ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak kadrolu veya aylıksız izinli sayılır.Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekom da çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakli için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret,harcırah,sağlık giderleri,cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır ‘...)“ hükmüne göre yasa koyucu tarafından açıkça kamu personeli sayılan kapsam dışı personel ile olay tarihi itibariyle kamu kuruluşu niteliği taşıyan Türk Telekom arasında hizmet sözleşmesinden doğan anlaşmazlığın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-c maddesinde yer alan “Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar kapsamında olup idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle davanın görev yönünden reddine yönelik mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Türk Telekomünikasyon A.Ş. de “asli ve sürekli görevlere ilişkin başmüfettiş kadrosunda görev yapmakta iken 4046 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’na müfettiş olarak atanan davacı tarafından, asli ve sürekli kadrolarda bulunan Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı, Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanlarının ücretlerinin 15.12.2003 tarihinden itibaren arttırılmasına ilişkin 1.12.2003 tarihli Genel Kurul Kararının kendisine de uygulanarak %21 artışa göre ücretinin yeniden belirlenmesi suretiyle ortaya çıkan farkın ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile 15.2.2007 tarihine kadar geçen süreye ait fark tazminata uygulanacak zamdan doğan farkın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davayı, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddeden idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı yerinin tespiti için davacının kendisine de uygulanmasını talep ettiği Genel Kurul Kararının tesis edildiği tarihte Türk Telekomünikasyon A.Ş. nin ve davacının hukuki statüsünün belirlenmesi gerekmektedir.

406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 1. maddesinin, 10.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değişik 1. fıkrasında, posta ve telgraf tesis işletmesine ilişkin hizmetlerin TC. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce (P.i.), Telekomünikasyon hizmetlerinin ise Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Şirket) tarafından yürütüleceği, aynı maddenin 4673 sayılı Yasa ile değişik 2. fıkrasında, Şirkette kamu payının %50’nin altına düşünceye kadar ana sözleşmede yapılacak değişikliklerde Ulaştırma Bakanının görüşünün alınacağı, 4502 sayılı Yasa ile eklenen 6. fıkrada ise, Telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve telekomünikasyon altyapısı tesisi ve işletilmesinin bu Kanuna tabi olduğu, 7. fıkrada, Türk Telekom’un, bu kanun çerçevesinde her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon altyapısı işletmeye yetkili olduğu, 8. fıkrada, Türk Telekom’ un söz konusu yetkiye ilişkin hak ve yükümlülüklerinin Bakanlık ile imzalanacak görev sözleşmesi ve/veya görev sözleşmeleri ile belirleneceği, Türk Telekom’un, görev sözleşmelerinde belirlenen asgari hizmetleri sunmakla yükümlü olduğu, aynı maddenin 4673 sayılı Yasa ile değişik 9. fıkrasında da, Türk Telekom’un, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil, sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuatın Türk Telekom’ a uygulanmayacağı, sermayesinin yarısından fazlası kamuda kaldığı sürece, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.41987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9. maddesi hükümlerinin uygulanacağı, 16.71965 tarihli ve 697 sayılı Kanun ile milli güvenlik ve kamu düzeniyle sıkıyönetim ve seferberlik hallerinde telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin özel kanunların hükümlerinin saklı olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

406 sayılı Kanunun 4673 sayılı Yasa ile değişiklik yapılan ek 19. maddesinde, “Türk Telekom’ daki kamu hisselerinin satışı ile telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin CSM görev ve imtiyaz sözleşmeleri ile telekomünikasyon ruhsatı ve genel izinlerden elde edilecek gelirlerinin tamamı Hazineye devredilir.” hükmü yer almaktadır.

406 sayılı Kanuna 4502 sayılı Yasa ta eklenen Ek 22. maddede de, ‘ Türk Telekom çalışanlarının statüsü, ücret rejimi ve emekliliği aşağıda gösterilmiştir.

a) Personelin statüsü (Ek:12.5.2001-4673/6 md.) Türk Telekom daki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine at Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görme şartları aranır, 16.6.2004 ve 5189 sayılı Kanunun 12. maddesi ile mülga hale gelen 2. ve 3. cümlesinde Telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin kadro, unvan, derece ve sayıları Yönetim Kurulunun önerisi ve Bakanlığın teklifi üzerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüzseksen gün içerisinde Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen kadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bu personel hakkında bu Kanunda öngörülen hükümler saklı kalmak üzere 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır.”, hükmüne yer verilmiş olup madde devamında bunların dışında kalan personelin iş mevzuatı uyarınca istihdam edileceği, iş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt ve şartların Yönetim Kurulu tarafından tayin olunacağı, Türk Telekom çalışanlarının istihdamında mevcut mevzuat hükümlerine göre güvenlik soruşturması yaptırılacağı, Türk Telekom Yönetim Kurulu Kararıyla sözleşmeli olarak yerli ve yabancı yönetici ve uzman çalıştırılabileceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıdaki hükümlere göre Türk Telekom’ daki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar ana sözleşmede yapılacak değişikliklerde Ulaştırma Bakanının görüşünün alınması, 3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca TBMM’nin denetimine tabi olması, Yönetim Kurulu üyeliklerine atanacaklarda Devlet memurluğuna atananların şartlarının aranması, telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenen kadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülmesi ve bu personelin 406 sayılı Kanundan hükümler saklı kalmak koşuluyla 399 sayılı Kamu iktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olması, kamu hisselerinin satışı ile telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin GSM görev ve imtiyaz sözleşmeleri ile telekomünikasyon ruhsat ve genel izinlerden elde edilecek gelirlerin tamamının Hazineye devredilecek olması karşısında, davacının kendisine de uygulanmasını istediği ve asli ve sürekli kadrolarda bulunan Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı, 1. Hukuk Müşaviri ve Daire Başkanlarının ücretlerinin 15.12.2003 tarihinden itibaren arttırılmasına ilişkin 112.2003 tarihli Genel Kurul Kararının tesis edildiği tarih itibariyle henüz özelleştirilmemiş olan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin otoritenin yeni teknolojik gelişmeler ve giderek artan ihtiyaçlara kamu hizmeti niteliği çerçevesinde cevap verebilmek amacıyla telekomünikasyon politikasını gerçekleştirmek üzere özel bir statü ile kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar Türk Telekomünikasyon’ nin AŞ. 406 sayılı Kanuna ve özel hukuk hükümlerine tabi olduğu hüküm altına alınmış ve 4502 sayılı Yasanın Geçici 3. maddesi ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ekindeki Kamu İktisadi Kuruluşlarına ilişkin listeden çıkartılmış ise de, kamu hisselerinin % 50’nin altına düşünceye kadar kuruluş amacına uygun olarak yürüteceği faaliyetlerin kamu hizmeti niteliğini taşıması karşısında, bir kısım işlemleri dolayısıyla özel hukuk hükümlerine tabi olması, onun kamu kurumu olma vasfını ortadan kaldırmamaktadır.

Bakılan uyuşmazlıkta davacının, kendisine de uygulanmasını talep ettiği Genel Kurul Kararının tesis edildiği tarihte Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ nin kamu kurumu niteliği taşıması ve davacının, 406 sayılı Kanunun 4502 sayılı Kanunla eklenen ek 22. maddesine göre 4.4.2000 gün ve 24010 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31 gün ve :2000/331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ihdas edilen Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğü’ ne ait asli ve sürekli görevlere ilişkin başmüfettiş kadrosunda görev yapmış olması karşısında dava konusu uyuşmazlığın çözümünde özel hukuk hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.

Öte yandan, her ne kadar Türk Telekomünikasyon A.Ş. ‘nin %55 oranındaki hissesinin blok olarak satışı suretiyle özelleştirilmesine 25.7.2005 gün ve 2005/9146 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile karar verilerek bu karar 2.8.2005 gün ve 25894 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve fiili devirde 14.11.2005 tarihinde gerçekleşmiş ve bu tarih itibariyle de artık Türk Telekomünikasyon A.Ş kamu kurumu niteliğini kaybetmiş ise de, davacının kendisine de uygulanmasını talep ettiği Genel Kurul Kararının tesis edildiği 1.12.2003 tarihinde Türk Telekomünikasyon A.Ş. nin kamu kurumu ve davacının da kamu personeli sıfatını taşıdığı tartışmasızdır.

Bu durumda, Türk Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin devrinin fiilen gerçekleştiği 14 11 2005 tarihinden önce, idarenin kamu gücünü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği işlemden doğan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olması karşısında uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davayı görev yönünden reddeden idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Ankara 13. İdare Mahkemesinin 24.5.2007 gün ve E:2007/867, K:2007/71 1 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 26.3.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 
RAGİBE KAL DEFNEDİLDİ
MAKALE YARIŞMAMIZ SONUÇLANDI
Ş.SEMERCİ´NİN İMZA GÜNÜ VE ANILA
MUSTAFA DÜNDAR VEFAT ETTİ
ÜÇ VEFAT HABERİ
SENDİKA BAŞKANLARINDAN BYLOCK UY
İHSAN TARAKÇI´NIN ANNESİ VEFAT E
PTT GENEL MÜDÜRÜNÜN 60 DANIŞMANI
TARİHE IŞIK TUTACAK MÜZE PTT PUL
RABİL TURAN’IN ŞEHADETİNİN 24. Y
 






 
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!