Derneğin İlk Sağlık Anlaşması SETUR İLE İNDİRİMLİ TATİL
 
RAPOR 1. BÖLÜMRAPOR 1. BÖLÜM

Tarih: 2010-01-29

Derneğimiz tarafından hazırlanan, Siyasi ve Bürokratik mercilere sunulan 'TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİNİN ÇALIŞANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ' konulu rapor 4 Bölüm halinde bilginize sunulacaktır. Bugün raporun 1. bölümünü bilginize sunuyoruz. TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİNİN ÇALIŞANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (2006 YILINDAN ÖNCE TÜRK TELEKOMDA ÇALIŞAN PERSONELİN SORUNLARI) Türk Telekom özelleştirmesinin ilk defa gündeme geldiği 1995 yılından bu yana, Türk Telekom personeli sürekli stres içerisinde yaşamak zorunda bırakıldı. Özelleştikten sonra Türk Telekom’da kalmaya karar verenler de mutlu olmadı. Türk Telekom’dan ayrılanlar da… Türk Telekom’da kalanlar, çalıştıkları kurumun eski Türk Telekom olmadığını gördüler. Kurum kültürüne yabancı, kurumu tanımayan profesyonellerin (?) kendilerini aşağılamasına, kendilerini 2. sınıf personel olarak görmesini hazmetmeye çalıştılar. 2006 yılından bu yana her altı ayda bir ihtiyaç fazlası personel olarak başka kamu kuruluşlarına gönderilen arkadaşlarından ayrılmanın üzüntüsünü yaşadılar. Kurumun yabancılaştığını gördüler. Türk Telekom’dan ayrılanlar da mutlu olamadı. Çok büyük çoğunluğu uzmanı olmadığı alanlarda istihdam edildi. Bilgi birikimlerinden yararlanılmadı. Önemli bir bölümü bankamatik memur haline getirildiği için, işe yaramamanın, aldığı maaşı hak etmemenin burukluğunu yaşadılar. Gittikleri kurumlarda “yabancı” olarak görüldüler. Çoğu, kazanılmış haklarını kaybettiler. Yasalara göre verilmesi gereken haklarını alamadıkları için, hukuk mücadelesine girdiler. Her özelleştirme acılı olmuştur. Türkiye’de de dünyada da… Örneğin, 15 Eylül 2009 Tarihli bazı gazetelerde “Fransa’da 20 ayda, 23 France Telecom Çalışanının intihar ettiği” yazıyordu. Habere Göre; France Telecom 1998 yılında özelleşmiş. Şirket 2002 yılında personel çıkarmaya başlamış, 2002 yılından bu yana çıkarılan personel sayısı 40 bine ulaşmış. İşin ilginci intihar edenler, işten çıkarılanlar değil, gelecek endişesinin bunalıma soktuğu çalışanlar. 20 ayda 23 France Telecom Çalışanı intihar etmesine karşılık Şirket 'İntihar oranları normal seviyede' diyormuş. Temmuz ayında Marsilya'da canına kıyan France Telecom çalışanı bıraktığı notta 'France Telecom'da çalıştığım için kendimi öldürüyorum, tek neden budur' demiş. Türk Telekom çalışanları da, özelleştirme öncesi ve sonrasında benzer acılar çektiler. İntihar olayının az (?) olması Türk Telekom çalışanının France Telekom çalışanından daha az acı çektiği anlamına gelmez. Özelleştirme sürecinde kaç Türk Telekom çalışanı intihar etti? Kaç kişi üzüntüden kanser oldu, kalp krizi geçirdi? Kaç TT Personeli psikolojik tedavi gördü? Kaç Türk Telekom ailesinin yuvası dağıldı? Bu sayıları söylemek mümkün değil.. Türk Toplumunun intiharı günah bilen dini/toplumsal anlayışı nedeniyle, 1995-2008 yılları arasında intihar eden Türk Telekom personelinin sayısı çok az da olsa, kanser tedavisi gören, kalp krizi geçiren, psikolojik tedavi gören, davranış bozuklukları sergileyen, yuvası yıkılan, sarhoş gezen, içinde bulunduğu çaresizlik nedeniyle nasıl davranacağını bilemeyen Türk Telekom personeli sayısı hiç de az değildir. Maalesef, bu konuda, kamuoyunu bilgilendirecek bir istatistik veya araştırma yok… 1995’den bu yana 15 yıldır; bugün özelleştik, yarın özelleşeceğiz; hayır özelleşmeyeceğiz; %30’u özelleşecek, %49’u özelleşecek , %55’i özelleşecek; ben çalışkanım yetenekliyim kimse bana dokunmaz; yağcılığı beceremem, beni tutmazlar; satış kararı için iptal davası açılacak; hayır açılmayacak; Anayasa mahkemesi iptal edecek; hayır etmeyecek; özelleşince bilgi ve yetenek öne çıkacak: özelleşince de bir şey değişmez, her devrin adamları yine öne çıkar; İspanyol Telekom çok güçlüymüş; Belçika Telekom çok asılıyormuş; Kime verileceği belliymiş; Özelleşince iş akdim fesh edilir mi?; Kendimi kapsam dışına aldırabilirsem başka kuruma atanma hakkı kazanırım; Sahipler Oger görünüyor ama gerçek sahip başkasıymış; Anlaşılan yine siyasetin borusu ötecek; ….’ı direktör atamışlar, benim şirketim olsa odacı yapmazdım; Böyle özel sektör olur mu, bu şekilde bakkal bile yönetilmez; vs, vs, vs… gibi karmaşık düşünceler, ikilemler, tereddütler ve sorulardan kaynaklanan strese, bu 15 yıllık süreçte yaşanan siyasi baskılar , içinden kimsenin çıkamadığı personel rejimi karmaşası (1. tip, 2. tip, kapsam içi kapsam dışı, işçi, memur, asli sürekli, sözleşmeli, kadrolu vb.), bu karmaşık personel rejiminin çalışanları birbirine düşman etmesi, bir kısım personel grev yaparken diğerlerinin grev kırıcılığına soyunmasının bu düşmanlığı daha da artırması, sendikaların derneklerin dar grupsal çıkarlar için birbirine acımasızca saldırıları. Telekom’a dışardan gelen Telekom’u tanımayan yöneticilerin Telekom çalışanlarını hor görmeleri, geçmişten siyasi hesap sormak adına denetim mekanizmasının personeli doğrayan bir kıyma makinesi gibi kullanılması, dün ayrılmaması için yalvarılan personelin bugün kapı dışına konulması, sensiz bu işler yürümez diyen yöneticilerin iş akdini fesheden yazıları da imzalama yüzsüzlüğünü göstermeleri, verilen sözlerin yerine getirilmemesi, gibi yüzlerce ilave stres nedenine rağmen , Türk Telekom çalışanları France Telecom personeli gibi intihar etmediyse, bunda Türk Telekom çalışanının içinde yaşadığı toplumun intiharı günah bilen ahlaki yapısının önemli payı vardır. Liberalizmin sihirli değnek gibi her soruna çözüm olarak gördüğü Özelleştirmenin en büyük eksikliği “İNSAN” unsuruna değer vermemesidir. Dünyanın diğer ülkelerindeki özelleştirme uygulamalarında da İNSAN’a değer verilmediği görülmekle beraber, ülkemizdeki özelleştirmelerde İNSAN unsuru tamamen ihmal edilmektedir. Sanılıyor ki, ülkenin 70-80 yıllık birikimleri iyi bir fiyata satılınca*, görev yapılmıştır . Varsayalım ki özelleştirmeler ülkenin ekonomik ihtiyaçlarına uygun, akılcı ve gerçekçi yöntemlerle yapılmıştır. Özelleştirmelerden azami ekonomik fayda sağlanmıştır. Ya insan? İnsanın mutluluğu? Bir insanın yıllarca çalıştığı kurumdan ayrılmak zorunda kalınca yaşayacakları? Yetişmeleri için yıllar harcanan, konusunda gerçek uzman olan kişilerin, bilgisi ve deneyimi ile hiç ilgisi olmayan alanlarda istihdam edilmesinin yaratacağı “beyin gücü israfı” Yaratılan onbinlerce bankamatik memur ve onların yarattığı sorunlar. Özelleştirilen kurumlardan, başka kurumlara giden personelin, diğer personele nazaran aldığı yüksek ücret nedeniyle dışlanmasının, eleştirilmesinin, ünvanı elinden alınan personelin gittiği kurumdaki durumu ve konumunun, insan psikolojisine etkisi? Gibi onlarca problem… Bu problemlerin temel nedeni de, insan unsurunu da dikkate alan, özelleştirmenin yaratacağı sosyal sorunları öngören ve bu sorunların nasıl aşılacağına çözümler getiren, bir özelleştirme master planının yapılmaması, bir başka deyişle, sırf özelleştirme yapmak için özelleştirme yapılmasıdır. Özelleştirme sonrası sorunlarla muhatap olacak kurumların da, özelleşmenin doğuracağı sosyal sorunlara hiç kafa yormaması da problemlerin büyümesine neden olmuştur. ÖZELLEŞTİRMEDE ISRAF EDİLEN BEYİN GÜCÜ Özelleştirilen kurumların, konusunda uzman çalışanlarının uzmanlık sahalarıyla ilgisiz konularda istihdam edilmesi, ( Örneğin; Türkiye’nin en iyi elektronik mühendislerine, ampul stoklarının takip ettirilmesi, araç takip kartları tutturulması, Doktorasını yapmış personelin arşiv memuru olarak görevlendirilmesi, Türkiye’nin en vasıflı İnsan Kaynakları uzmanlarının memurların kart basıp basmadığını kontrolle görevlendirilmesi, çok önemli görevlerde bulunmuş kişilerin şehre giren araçların yüklerini kontrolle görevlendirilmesi, Muhasebe Biriminde üst düzey yönetici olarak görev yapmış kişilere yemekhane fişi sattırılması, çok önemli pazarlama projelerinde görev almış kişilerin fotokopi memuru olarak görevlendirilmesi, Bilgisayarın “B”sinin bile bilinmediği bazı kurumlarda , Bilgisayar uzmanlarının nöbetçi memur olarak çalıştırılması,) veya özelleştirilen kurumlardan gelen personelin büyük çoğunluğuna hiç iş verilmeyerek bankamatik memur olmalarına göz yumulması hatta teşvik edilmesi, kısacası; bilginin, tecrübenin, yeteneğin, birikimin yok sayılması, beyin gücü israfından da öte, bilgiye, eğitime ve yeteneğe saygısızlıktır. Bunların üstüne İşyerinde psikolojik şiddete (mobbing) maruz kalınması, çalışanların psikolojik ve fiziksel sağlıklarının bozulmasına ve işten uzaklaş(tırıl)masına neden olmaktadır. Tüm bunların ötesinde, bilgiyi, yeteneği takdir eden yöneticiler bulunsa bile, 4046 Sayılı Kanunun 22. Maddesindeki “Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.” Hükmü, özelleştirilen kurumlardan naklen kamu kurum ve kuruluşlarına geçen personelin yükselmesinin, onların bilgisinden deneyimlerinden yararlanılmasının önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir. Özellikle Türk Telekom’un özelleştirilmesi sonucu çeşitli kamu kuruluşlarına nakledilen vasıflı personel, 15-20 yıl, bir başka ifadeyle emekli olana kadar, unvan yükselmesi sınavlarına giremeyecek, unvanının yükseltilmesi için başvuruda bulunamayacaktır. Kendisine daha fazla ihtiyaç duyulan kuruma geçemeyecektir. Kısacası, aynı unvanda ve aynı kurumda beklemeye mahkûm olacaktır. Tüm bu hatalı uygulamaların yarattığı manzara şudur: Elinde yağ, şeker, un olduğu halde helva yapamayan bir kamu yapılanması…. Bilgilerinden, birikimlerinden, deneyimlerinden yaralanılamayan, yıllarca çalıştıkları kurumdan ayrılmak zorunda bırakılmış, kırgın, küskün , isteksiz onbinlerce özelleştirme mağduru…. Nakledildikleri kurumlarda bozulan iş barışı… Mutsuz Kamu Görevlileri… Daha da bozulan kamu çarkı. Beyin israfını önlemek ve özelleştirilen kurumlardan naklen gelen personelden azami verim almak için alınabilecek tedbirler: Beyin israfını önlemek ve özelleştirilen kurumlardan, başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personelden azami verim almak için öncelikle, 4046 Sayılı Kanunun 22. Maddesindeki “Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.” Hükmü kaldırılmalıdır. Bu hüküm kaldırıldıktan sonra aşağıdaki tedbirler de alındığında, bu sorun önemli ölçüde çözülecektir. Botaş, boru hatları; Karayolları Genel Müdürlüğü Karayolları ve TCDD de demir yolları güzergahı boyunca, Fiber Optik veya Çoklu Bakır kablolar döşeyerek, bunları Türk Telekom’a, GSM şirketlerine kiraya vermektedir. Ancak bu işlemin boyutu çok sınırlı tutulmaktadır. Oysa bu üç kurum ve bunlara ilave olarak düşünülebilecek bazı kurumlar (TEDAŞ, Büyükşehir Belediyeleri) alternatif telekomünikasyon altyapı kuruluşları olarak planlansaydı ve Türk Telekom’da çalışan Elektrik/Elektronik Mühendisleri, Elektrik Teknisyenleri bu kuruluşlara aktarılsaydı, -Bu personelin birikiminden, deneyimlerinden, bilgisinden yararlanırdı, -Personel bildiği işi yapmanın hazzını yaşardı, -Türk Telekom’un alt yapı tekeli olmasının sakıncaları önlenirdi, -O kurumlar küçümsenmeyecek gelirler elde ederlerdi, -Ülkemiz çok yaygın bir telekomünikasyon ağına çok kısa zamanda ve çok düşük maliyetle kavuşurdu. -Türkiye’de “Telekomünikasyonda Serbestleşme” daha kısa zamanda gerçekleşirdi. Şu anda, fırsat hâlâ geçmiş sayılmaz. BOTAŞ, TCDD, Karayolları Genel Müdürlükleri alternatif telekomünikasyon altyapı kuruluşları olarak belirlenip, Başka kurumlarda uzman oldukları alan dışında çalıştırılan, Türk Telekom kökenli Elektrik/Elektronik Mühendisleri, Tekniker ve Teknisyenlerinden isteyenler bu kurumlarda oluşturulacak telekomünikasyon birimlerine aktarılabilirler. Özelleştirilen kurumlardaki, yönetici konumundaki personelin, kamu kurumlarına ARAŞTIRMACI unvanı ile atanması , “BANKAMATİK” memur sınıfı oluşturma operasyonuna dönüşmüştür. Keşke Türkiye’de kurumların başında, komplekssiz, ARAŞTIRMACI’ların bilgi birikiminden yararlanacak yöneticiler olsa da, araştırmacılardan, unvanlarına uygun bir şekilde yararlanılsa. Çoğu yönetici, geçmişte önemli görevlerde bulunan ARAŞTIRMACI’ları muhtemel rakipleri olarak gördükleri için onları bankamatik memur olmaya zorlamışlardır. ARAŞTIRMACI’lara ya hiçbir iş verilmemektedir, ya da birikimi ve bilgisi ile alay edilircesine düz memur gibi çalıştırılmak istenmektedir. Kısacası ülkemizin gerçekten çok değerli beyinleri, ARAŞTIRMACI kadrolarına atanarak heba edilmektedir. Bu sorunun çözümü için, ARAŞTIRMACI’ların, görev, yetki ve sorumlulukları bir yönetmelikle net bir şekilde belirlenerek, bilgi birikimleriyle yararlı olabilecekleri kurumlara nakledilmelerini, veya ARAŞTIRMACI’ların, müktesebatlarına uygun kadrolara atanmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılabilir. Devlet Personel Başkanlığı Türk Telekom personelini hangi kurumlara atayacağını belirlerken de; bilgi, deneyim, kariyer gibi vasıfları göz önünde bulundurmamıştır. Doktorasını yapmış 10 civarında ve yüksek lisansını yapmış iki yüz civarında Türk Telekom personeli uzmanlık dalları ile ilgisiz konularda çalıştırılmaktadır. Türk Telekom Personeli; Telekomünikasyon Kurumu, TRT, PTT, TEDAŞ, RTÜK, TRT, Rekabet Kurumu gibi kurumlarda bilgi birikimlerine uygun işlerde çalıştırılması mümkünken, bu kurumlara, yalnızca önemli tavassutlara sahip çok az sayıda Türk Telekom Personeli atanabilmiştir. Türk Telekom Muhasebe birimlerinde çalışan muhasebeye gerçekten vakıf yüzlerce muhasebe elemanı da bilgi birikimleriyle alakası olmayan alanlarda istihdam edilmektedir. Oysa, bu personel çok kısa bir eğitimden sonra vergi dairelerinde uzman personel olarak istihdam edilebilirdi. Telekomünikasyon Kurumu, TRT, PTT, TEDAŞ, RTÜK, TRT, Rekabet Kurumu gibi kurumlara yeni eleman alımı yerine, ihtiyaçları olan personelin, başka kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan istekli Türk Telekom personeli arasından temin etmeleri sağlanmalıdır. Türk Telekom Personeli Bilgisayar Programlarına son derece hakim olmasına, çoğu kamu kurumunun ise bilgisayarla yeni yeni tanışmasına rağmen; gerek Devlet Personel Başkanlığının, gerekse atamaların yapıldığı kurumların personel birimlerinin konuya gerekli önemi vermedikleri için, Türk Telekom personelinin bu konudaki bilgi birikimlerinden yeterince yararlanılmamıştır. Keza, Toplam Kalite, Halkla İlişkiler, Reklam, Tasarım, İşçi Mevzuatı, Pazarlama ve Kurum İçi Eğitim konularında Türk Telekom’da uzmanlaşmış çok sayıda personel olmasına karşılık, bunların çok azı uzmanlıklarından yararlanabilecek kurumlara atanmışlar, bunlardan çok azı da uzmanlıkları ile ilgili işlerde çalıştırılmışlardır. Türk Telekom’da belirli konularda uzmanlaşan personelin, naklen gittikleri kurumlarda bilgi birikimlerine, uzmanlıklarına ilişkin konularda istihdam edilmelerini sağlayacak bir düzenleme yapılmalıdır. *İyi fiyat da göreceli bir kavramdır. Kanaatimizce ülkemizde hiçbir özelleştirme uygun fiyatla gerçekleşmemiştir. Türk Telekom ise ederinin çok altında pazarlanmıştır.
Bu Haber 6870 defa okunmuştur.
MAHKEME KAPILARINDA ADALET ARAMA
ARAŞTIRMACILAR VE SORUNLARI RAPO
NASIL BİR ANAYASA
RAPOR: BİR TALANIN HİKAYESİ
RAPOR 4. BÖLÜM
RAPOR 3. BÖLÜM
RAPOR 2. BÖLÜM
RAPOR 1. BÖLÜM
BU KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!